Kayıt
Kızları bölmeyin efendiler... / Uğur Vardan
Sinema.com 7 Mayıs 2008, Çarşamba 16:04
Yaşlı bir yazarla hasta ruhlu bir mirasyedi arasında gidip gelen masum bir kızı anlatan 'İkiye Bölünmüş Kız', 1930 doğumlu Claude Chabrol'un hâlâ ayakta olduğunu gösteriyor.

'Son Marksist filmi çeken adam'ın sinema serüveni devam ediyor... Hatırlayalım, 1930 doğumlu Claude Chabrol, 1995 tarihli çalışması 'Seremoni'yi işte böyle tanımlamıştı. Ruth Rendell'ın romanından çekilen film, 'aç sınıfın laneti'ni burjuvaziye yöneltirken sinema tarihinin en kanlı tokatlarından birini atıyordu.

Kimbilir Michael Haneke, 'Ölümcül Oyunlar'ında belki de 'Seremoni'den etkilenmişti (hem de ne etkilenme, Avusturyalı aynı suda bir de Amerika'da yıkandı ve bu tekrar, yakında bize de uğrayacak). Gerçi Haneke, burjuvaziye saldırırken burjuvaziden yardım görüyordu. Galiba çember tamamlanıyor; Chabrol'un son filmi 'İkiye Bölünen Kız'da (Le fille coupee en deux), yine kan var, yine burjuvaziye saldırılıyor ama saldırgan aynı sınıftan.

Lakin filmi sadece burjuvazi ekseninde tartışamayız. Hikâye bir başka Claude'un, Sautet'nin 'Nelly ve Mösyö Arnaud'sunu da hatırlatıyor. Ya da yakında vizyona girecek olan Ben Kingley'li 'Elegy'yi de... Ama bu adını saydığımız filmlerde öykünün dengesi iki karakterli, Chabrol meseleyi üçlü bir ayağa oturtmayı yeğlemiş. Ana karakterlerden Charles Saint-Denis, yaşlı bir yazardır. Paris'in entelektüel çevrelerine duyduğu nefretle merkezden uzaklaşmış, Lyon'da daha sade bir hayatın peşine düşmüştür. Karısı Genevieve'le mutlu bir evlilik sürer, menajeri Capucine onu hem kitaplarıyla ilgili gelişmelerden haberdar eder, hem de taze dedikodular taşır. Arada bir Le Nouvelle Observatuar'a konuşur, yörenin yerel kanalında cahil sunucuların edebiyatla olan ilgileriyle dalga geçer. Gabrielle Deneige ise, aynı yerel kanalda hava durumunu sunan, 25 yaşında genç bir kadındır. Gözlerinden ve ruhundan umut taşar, her dem tazedir, etrafına ışık saçar. Günün birinde de, Saint-Denis tarafından fark edilir.

Yaşlı yazar genç kızı gördüğü andan itibaren vurulur. O gamlı hazan, Gabrielle ise bahardır; ama kendisine kendisi gibi bir taze bahar seçmesine izin vermez. Lakin yine de etrafta bir taze bahar bitecektir: Yörenin ünlü kimya markası Gaudens'lerin oğlu Paul. Bu serseri görünümlü mirasyedi, gerçi Gabrielle'den bir 'elektrik' almaz ama yine de belki baba mesleğinden dolayı zoraki de olsa bir 'kimya' peşindedir. Genç kız kararını çoktan vermiş, yaşlı yazarın kollarında bir hayat kurmanın hayallerine dalmıştır bile ama Saint-Denis için Gabrielle için bile olsa, mutlu evliğini bitirmek zordur; uzatmaları oynamaya başlar.
Chabrol, 1906'da bir cinayete kurban giden New York'lu mimar Stanford White'ın hayatından esinlenerek, üvey kızı ve asistanı Cecille Maistra'yla senaryosunu da yazdığı filminde, burjuvazinin bir kadın üzerinde mülkiyet histerisini tartıyor. Biri gayet palazlanmış hasta ruhlu zengin çocuğu, diğeri de sınıfının özellikleri üzerinde taşıyan, kurulu düzenini bozmadan kaçamaklarla ruhunu yenilemeye çalışan yaşlı bir burjuva. Kalemi kuvvetli, ağzı iyi laf yapıyor, sivri dili ve humoruyla da genç bir kadını kendine bağlayacak yeterli özelliklere sahip. Öyküde masumiyetin temsilcisi olan Gabrielle ise, yaptığı seçim yüzünden bocalamak zorunda kalıyor ve ikinci seçeneği de, ister istemez kabul ediyor. Oysa öykünün en cesuru o. Ne sınıf tanıyor, ne de yerleşik değerleri.

'İkinci bahar' yaşıyor yazar


Hikâye, güzel ve farklı bir aşk öyküsü gibi başlayıp ilerliyor ve sonradan da gücünü, keskin sınıf gözlemlerinden alıyor. Aslında biz sinemada bu tür ilişkilerin daha çok Woody Allen'ın başına geldiğine şahit oluyorduk. Hem sinemada, hem de gerçek hayatta... Ama, üstadın son dönemki 'Londra üçlemesi'ni saymazsak Allen filmlerinde, hep düşülen durumun saçmalığından ve çelişkilerinden yaratılan bir komedi vardır. Chabrol'un filmi ise yer yer komiklikler içeriyor ama nihayetinde sert ve acımasız bir yapının eseri bu. 2007 yılında çekildiği düşünülürse 77 yaşındaki enerjisine mi saygı duyacağız, yoksa klasik Fransız usulü kadın-erkek ilişkileri denkleminden yarattığı şiddetli öyküye mi? İstediğinizi seçebilirsiniz ama bence her şeyiyle takdire şayan bir film 'İkiye Bölünen Kız'.

Yazının devamını okumak için tıklayın!

Henüz kimse yorum yapmamış.
Haftanın Filmi
Dante 01
Dante 01
5.8/10
TV'de bugün
Görev (8 Eylül 2008 21:00 Tv8)
Robert De Niro, Jeremy Irons, Ray McAnally ve Aidan Quinn'in oynadığı Görev (The Mission) adlı film bu akşam 21:00'da Tv8 ekranlarında...
Replik
Truman Show
Bize sunulan dünyanın gerçeğini kabulleniriz.
Christof
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com