
Televizyon için yaptığı ve sinemalarda gösterilmeyen yapıtlarını bir kenara ayırıp, yaptığı dört uzun metraj ve bir de kısa metraj filmini değerlendirelim Çağan Irmak'ın. 1998 yılından bugüne değin sinema ile bilfiil uğraşan, hem yazan hem de yöneten, Tarantino'vari ufak bazı rollerde rol alarak O'nu görmemize de sebep olan, zeki ve sinemamızı ileriye götüreceği aşikâr bir adam o.
Son dönem Türkiye Sineması'nda fark yaratan, filmleri ayırt edilebilen, ciddi ve özenli yönetmenlerinden Irmak. Fark yaratmak ne demek, işte onu irdeleme vakti.
Yalnızlar Saatinin Sonuna Geliyoruz!
Çağan Irmak 1998 yılında asistanlıktan kazandığı para ile "Bana Old and Wise'i Çal" için çalışmalara başlar. Erkan Can ve Derya Alabora gibi iki ta-pılası insanı bir araya getirip, türü her ne kadar kısa film olarak geçse de kendi orta uzunlukta olan filmi çektiğinde tüm dikkatleri de üzerine çekecektir. İddia ve kendine güven başarıyı da beraberinde getirmiş, senaryoyu okuyan bu iki usta oyuncu teklifi kabul etmişlerdir. Sonrasında İF-SAK Kısa Film Yarışması ile gelen birincilik ödülü Irmak'ın güzergâhının pek de doğru olduğunun net bir göstergesi olmuştur. Erkan Can bu kısa filmde bir radyo DJ'ini canlandırmakta ve özellikle yönetmenin seçtiği müzikleri izleyici ile buluşturmaktadır. Dire Straits ile geçmişe yollanan izleyici filme de adını veren şarkıyla kendine gelir. O esnada Yalnızlar Saati programının sunucusu şöyle der; Alan Parsons Project'ten sizin için geliyor, Old and Wise...
İlk Uzun Metraj
Sonra sanatçının beslenme vaktinden olsa gerek 2001 yılına kadar bekleyen adı malum yönetmenimiz "Bana Şans Dile" ile ilk uzun metrajlı filmini çeker. O dönem gişe şansı bulamayan film, Ekim 2007'de Çağan Irmak'ın ününden faydalanarak para kazanma gayesinin hâd safhada olduğu aşikâr olan bir durumda ortalarda görünmeye başlar. Zira Irmak bu filmi toplumla paylaşmak istemez, kabul etmez ve engellemeye çalışır. Ama ismi lazım değil, filmin sahibi yani yapımcısı 6 yıl önce hiç saydığı bu filmi beklenen Çağan Irmak filmi gibi vizyona sokar. 6 ay önce bu gazetede bu film hakkında yorum yazan Cüneyt Cebenoyan işin hasılını şu şekilde açıklar: "Bana Şans Dile için bir eleştiri yazısı yazmıyorum. Çünkü bir iş ancak yaratıcıları onu bizimle paylaşmak istedikleri zaman sanat eseri olur. Bana Şans Dile 2001'de bu niteliğe sahipti ama artık değil. Şimdi yapımcısının kâr getirmesini beklediği bir mal sadece."
2004 yılına gelindiğinde "Mustafa Hakkında Her Şey" vizyona girer. Fikret Kuşkan'ın başrolünde Mustafa olduğu film uzun süre konuşulur. Bana Şans Dile'den sonra bir çıkış yakalaması gereken yönetmenimiz bu fırsatı iyi değerlendirir. Hırslı, detaycı, işkolik, hep mükemmeli isteyen bir işadamı olan Mustafa'nın dış görünüşüyle iç görünüşünün tartıldığı, yaşadığı büyük bir sorun ve çıkmaz sonrasındaki travmanın izleyiciye ayan beyan buyur edildiği, hal böyle olunca birçok izleyicinin kasım kasım kasılarak kendi kendine "acaba ben olsam ne yapardım?" sorularını sorduğu tokat gibi bir film ortaya çıkar. Filmi izleyenler uzun süre etkisinden sıyrılamaz ve yoğun bir şekilde adı konuşulur olur yönetmenin. Aslında yazı boyunca "yönetmen" desek de bu filmlerin hikayelerinin de Çağan Irmak tarafından kaleme alındığını satır arasında da olsa belirtmek gerekir. Bu filmde ki müzikler de dikkat çekicidir. Klasik müzik tercihlerinin Irmak tarafından yapıldığını, diğer müziklerin ise Mor ve Ötesi'nin hazırladığını filmin sonunda öğrenince daha bir şaşırır izleyiciler, sinema severler.
Ve Beklenen Patlama
Bazı eleştirmenler "Türkiye sinemasındaki ağlak film eksikliğini çok iyi kapatan sıradan bir film" eleştirisi yapsa da "Babam ve Oğlum" 2005 yılına damga vuran belki de en iyi film olur. 80 darbesinin çaresizliğini daha ilk sahnede sunarak izleyiciyi dumura uğratan film daha o zamandan klasikler arasına girer. İzleyen herkes ya babasını görüyordu filmde ya da saf mert kardeşini, ya gönlü bol anne oluveriyordu ya da asıl karakterde buluyordu kendini. "Filmi yalnız, anne veya babayla, sevgili veya kardeşle hiç fark etmez, nasıl izlerseniz izleyin illa ki adayacağınız birileri bulunuyor" diyordu sinemadan çıkan gözleri yaşlı izleyiciler. Film dilden dile dolanıyor, sinemalar dolup boşalıyor, adeta ağlamayanı dövüyorlardı. Kimileri Çetin Tekindor'u, kimileri Yetkin Dikinciler'i "en iyi" buluyor, "ufak çocuk da gayet iyiydi" söylemleri yayılıyordu. Modern çağın Yeşilçam'ı özelliğini taşıyan film "gülerken de bir anlamı var, ağlar-ken"de yakıştırmalarıyla büyüyordu. Bu yönetmen için hem gurur verici hem de sorumluluğu kat kat artırcı bir öğeydi aslında. Artık Çağan Irmak kötü film yapamazdı.
Hareketli Bir Masaldı
Ve son filmi Ulak'ın önce adı düştü ortaya. Türkiye sinemasının son dönem yönetmenleri arasında en yeteneklilerinden ve bu halkın nabzından en iyi anlayan yönetmenlerinden biriydi Irmak. Bu sefer farklı bir film ile geliyordu, bu sefer mekan ve zaman oldukça farklıydı. Bu bir anlamda risk demekti ve Çağan Irmak'ın filmi bu riski alarak geçtiğimiz hafta gösterime girdi.
Ezel Akay'ın Karagöz ve Hacivat'ını andıran şiveler, kıyafetler bilmem kaç yıl geriye gitmenize olanak sağlıyordu. Oldukça fantastik sahnelerin olduğu filmde fotoğrafik kareler özellikle de köyden çıkış sahnelerinde oldukça iyi işlenmişti. Müzikler her Irmak filminde olduğu gibi bu filmde de oldukça başarılıydı. Birçok eleştirmene göre oyunculukların Shakespere'in karakterlerini andırdığı, bizce de bu yorumun yerli yerinde, ağırlığınca doğru olduğu kanaatine ek olarak, görseli bol, hareketli bir masal idi film. Ortada dolaşan onlarca çocuğun enerjisi her yana savrulmuştu, kafiyeli repliklerin akılda tutulması zordu ve film -pardon masal- bizleri içine alıyordu.
Yazının devamını okumak için: tıklayın!
- Sanat cinayet içindir / Uğur Vardan / Radikal
- Reklamın ömrü sinemada uzar / Uğur Vardan / Radikal
- Uyuyan imparator istemiyoruz!/ Uğur Vardan / Radikal
- Batman, ‘Joker’ hakkını kullanırsa... / Uğur Vardan / Radikal
- Malum, boyut değil işlevi önemli / Uğur Vardan / Radikal
- Metropolis 80 yaşında yeniden keşfedildi/Esin Küçüktepepınar
- Radikal'e uğramadan filme gitmeyin! / Uğur Vardan
- Basında A.R.O.G. Fırtınası
- Fakir ama onurlu bir yarışçı! / Uğur Vardan / Radikal
- 'Hulk'ız biz yeniden doğarız filmlerde... Uğur Vardan / Radikal
- ‘Pi sayısı’ yerine ‘21’in peşine düşünce... / Uğur Vardan / Radikal
- Aynı suda, Amerika’da olsa bile yıkanamazsınız / Uğur Vardan
- Erkek kral’ın erkek oğlu olmayınca... / Radikal / Uğur Vardan
- Onlar zaten doğuştan ‘darbe’li / Uğur Vardan / Radikal
- Kızları bölmeyin efendiler... / Uğur Vardan



Craig Sheffer, Todd Field, Svetlana Metkina ve Ron Perlman'ın oynadığı İkinci Cephe adlı aksiyon filmi bu akşam 20:45'te Tv8 ekranlarında...







Seanslar
Fragman
