Mevzubahis Amerika'ysa işkence teferruattır / Uğur Vardan
Sinema.com 4 Ocak 2008, Cuma 00:00
20 yıl önce Amerika'ya göç eden Mısır kökenli bir kimya mühendisi, radikal İslamcı örgütlere yardım ettiği gerekçesiyle CIA tarafından sorgulanmak üzere kaçırılınca Amerikalı eşine de kocasını aramak düşüyor. 'Yargısız İnfaz', günümüz Amerikan politikalarını, işkenceyi ve vicdanlı olmayı tartışıyor.

Costa Gavras'ın 1982 tarihli filmi 'Kayıp'ta, Amerikalı bir baba, oğlunun Şili'deki faşist cunta rejiminin kurbanları arasında olup olmadığını araştırıyordu. Bugün vizyona giren 'Yargısız İnfaz'ı (Rendition) da Mısır kökenli kocasını Amerikan hükümetinin, ulusal güvenlik politikalarının karanlık koridorlarında arayan bir kadının hikâyesi olarak görmek mümkün. Ama yönetmen olarak Gavin Hood imzasını taşıyan yapımı sadece bir arayışın öyküsü olarak nitelemek galiba haksızlık olur. 'Yargısız İnfaz', aynı zamanda bir vicdan muhasebesi...

Filmdeki küçük hikâyecikleri ve iki ayrı kutbu, yani Batı ve İslam'ı birbirine bağlayan karakter 14 yaşında Amerika'ya gelen ve eğitimini sürdürdüğü bu ülkede evlenip çoluk çocuk sahibi olan Mısırlı Enver El İbrahimi.

Vicdanın sesi kim?

34 yaşındaki kimya mühendisi, Güney Afrika'da katıldığı bir konferans sonrası Cape Town'dan Chicago'ya, ikinci çocuklarına hamile olan eşi Isabella'in yanına dönerken CIA tarafından gözaltına alınır. Ne var ki bu gözaltı, yasal süreçlerin ve prosedörlerin dışında, Clinton döneminde başlayan ve 11 Eylül sonrası daha da yoğunlaştırılan 'sıra dışı hüküm' kapsamına girmektedir. Bunun anlamı da şudur: devlet, kendi bekası doğrultusunda, yabancı kökenli (özellikle de Ortadoğu) vatandaşlarını istediği zaman gözaltına alma ve sorgulama hakkına sahiptir. Böyle bir durumda da hükümlünün avukata başvurma gibi temel hakları askıya alınır ve sorgulamanın içine 'işkence' de dahil edilir. Peki İbrahimi neyle suçlanıyor? Kuzey Afrika ülkelerinin birinde gerçekleştirilen ve içinde 'ora'nın (ki film bu yerin ismini telaffuz etmiyor) CIA bölüm şefinin de olduğu çok sayıda insanın hayatını kaybettiği canlı bomba suikastının sorumlusu tarafından son bir yıl içinde birçok kez telefonla aranmakla...

'Yargısız İnfaz', eşitliğin bir tarafına İbrahimi ve benzerlerinin dramını koyarken, karşı cepheye de radikal İslam'ı yerleştiriyor. Yörenin polis şefi Abasi Fawal, teröre karşı gerektiğinde kendi yöntemlerini kullanırken evi terk eden kızı Fatima da, köktendinci olduğunu bilmediği genç eylemci Halid'le flört ediyor.

Peki bu öyküde 'vicdanın sesi' kim? Suikastta patronunun hayatını kaybetmesiyle görevi üstlenen CIA analisti (bu deyim de Harrison Ford'lu 'Patriot Games'den sonra, popülerleşti) Douglas Freeman... Bu çaylak masa başı adamı, Ortadoğu'nun kendine özgü koşulları arasında yolunu kaybetmemeye çalışırken, ister istemez kendi üstlerinin mantığı ve gerçekleriyle de yüzleşiyor. Bunun açılımı da, 'hayatının ilk işkencesi'ne katılmak oluyor mesela. Ki, bunu diğer işkence seansları izliyor.

Devamını okumak için:tıklayın!

Toplam 2 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Başkan'ın Adamları
Bugüne dair iyi bir plan, yarına dair mükemmel bir plandan iyidir...
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com