
(Lütfen filmi izledikten sonra okuyunuz:) Nerede kalmıştık? Ha, evet, Jodie Foster elini silahı alıyor ve bir 'intikam meleği'ne dönüşüyordu. Sonrasında da Neil Jordan'a yönelik suçlamalar başlıyordu: Nedir bu kişisel faşizm, yakışıyor mu senin gibi Avrupalı solcuya? Herkes kendi intikamını almaya kalkışırsa nerede kalır hak hukuk, vs. Ben onu bunu bilmem, 'İçindeki Yabancı' (The Brave One), sezonun en iyi filmlerinden biriydi ve içeriği de beni çok fazla rahatsız etmedi; çünkü Foster'ın canlandırdığı Erica'nın acısını, ancak iş başa düştüğünde anlamak mümkün, uzaktan atılan entelektüel bakışlar ise meseleyi çözmüyor.
Lakin bu tür bakışların haklı olduğu bir film bu hafta huzurlarımızda. Baştan parlak bir fikrin tezahürü olarak gözüken ama sonradan her şeyiyle paslanmasına rağmen sürdürülmekte ısrar edilen 'Testere' serisinin yaratıcısı konumundaki James Van'ın 'Ölüm Emri' (Death Sentence), tıpkı 'İçindeki Yabancı' gibi şiddetin haklı olabileceği yönünde tezlere sahip.
Öte yandan bunu yaparken de işin felsefesine değinmeyi ihmal etmeden daha çok aksiyona ve gerilime göz kırpıyor. Film, video kamerayla çekilmiş anı görüntüleri eşliğinde başlıyor. Amerikalı bir çekirdek ailenin, iki oğlunun emekleme döneminden çocukların birer yetişkine dönüşmelerine kadar olan süreci, bu 'anılar denizi'nde izliyoruz. Bu sekans, bir anlatım tekniği olarak Van'ın yeteneklerini gösteriyor. Ama hazretin birikimi elbette bu görüntülerle sınırlı değil. Daha sonra şimdiki zamana geliyor ve asıl meseleyle karşılaşıyoruz.
Baba Nick Hume, saygın bir sigorta şirketinde 'vice president' yani başkan yardımcısı. Bir buz hokeyi tutkunu olan büyük oğlan Brendan'ın ise yeni hedefi Kanada'da okumak ve aynı zamanda profesyonel bir oyuncu olmak. Bu fikri babasına açtığı akşam, uğradıkları benzin istasyonu bir grup serserinin yağmasına uğruyor. Ve ne yazık ki soygun sırasında, kendisini çeteye kabul ettirmek için adam öldürmek durumunda kalan çaylak üye, mekândaki tek hedef olan Brendan'ı seçiyor. Sonrası ise acıdan başka bir şey değil. Olayın faili olan Joe Darley, yakalanıyor ama baba Nick, yasaların bu yeniyetme gangsteri ancak iki ya da üç yıl hapiste tutabileceğini öğreniyor. Bu yüzden de davadan vazgeçip, meseleyi 'birebir'de çözmek istiyor. Ne var ki Joe, çetenin başı olan Billy'nin kardeşidir. Joe'yu ortadan kaldıran Nick, böylece belayı evine taşımış oluyor. Artık kendisiyle birlikte karısı Helen ve küçük oğlu Lucas da tehlikededir...
Devamını okumak için: tıklayın!
- Yeşim Ustaoğlu filmini anlatıyor / Kerem Akça / Radikal
- Hellboy’lum, ‘Altın’ yazmalım / Uğur Vardan / Radikal
- Okulda defterime, sırama, ağaçlara... / Uğur Vardan
- Zaman düşmez ellerimden yere... / Uğur Vardan
- Sanat cinayet içindir / Uğur Vardan / Radikal
- Reklamın ömrü sinemada uzar / Uğur Vardan / Radikal
- Uyuyan imparator istemiyoruz!/ Uğur Vardan / Radikal
- Batman, ‘Joker’ hakkını kullanırsa... / Uğur Vardan / Radikal
- Malum, boyut değil işlevi önemli / Uğur Vardan / Radikal
- Metropolis 80 yaşında yeniden keşfedildi/Esin Küçüktepepınar
- Radikal'e uğramadan filme gitmeyin! / Uğur Vardan
- Basında A.R.O.G. Fırtınası
- Fakir ama onurlu bir yarışçı! / Uğur Vardan / Radikal
- 'Hulk'ız biz yeniden doğarız filmlerde... Uğur Vardan / Radikal
- ‘Pi sayısı’ yerine ‘21’in peşine düşünce... / Uğur Vardan / Radikal



Rob Schneider, William Forsythe, Eddie Griffin ve Arija Bareikis'in oynadığı "Erkek Jigolo" aslı komedi filmi bu akşam 22:00'da CNBC-e ekranlarında...







Seanslar
Fragman
