
Senaryosunu Yavuz Turgul'un yazdığı, yönetmenliğini de Ömer Vargı'nın üstlendiği 'Kabadayı', yıllar sonra varlığından haberdar olduğu oğlu dolayısıyla yeni nesil suç adamlarıyla hesaplaşmak zorunda olan eski bir kabadayının mücadelesini anlatıyor.
Clint Eastwood, 1992 tarihli başyapıtı 'Affedilmeyen'de (Unforgiven) elini ayağı her şeyden çekmiş olan ve ölen karısının ardından iki çocuğuyla sessiz sakin bir hayat süren yaşlı silahşor Bill Munny'nin, bir şekilde 'kayıp' kimliğiyle buluşmasını anlatır. Munny için silahşor kimliği geçmişte kalsa da koşullar onu şimdiki zamanda da var etmek zorundadır.
Yavuz Turgul'un yazıp Ömer Vargı'nın çektiği 'Kabadayı'da da benzer bir durum söz konusu. Kendi halinde bir hayat süren, eski günleri de sadece dost meclislerinde (ve de halı sahadaki maçlarda) yâd eden, öte yandan alzheimer'ın da yavaş yavaş kapısını çaldığı eski kabadayı Ali Osman, bir şekilde 'şimdiki zaman'la ödeşmek zorunda kalır. Eski sevdalısı ölüm döşeğinde bir oğlu olduğunu ve bunu kendisinden sakladığını itiraf eder. Ali Osman, böylece hayatının son döneminde bulduğu oğlunun peşine düşer. Ne var ki bir barda çalışan ve de sevdiği kıza besteler yapan Murat, çocukluk travmalarının da etkisiyle yeni tanıdığı babasını reddetmektedir. Öte yandan Murat'ın sevgilisi Karaca'nın, Devran adlı yeni nesil bir mafya şefinin de eski sevdalısı olması, meseleyi giderek karmaşık ve şiddetli hale getirir. Devran, Karaca'nın peşini bırakmamakta ve bu uğurda kendisi için tek engel olan Murat'ı da ortadan kaldırmayı planlamaktadır. Dolayısıyla iki ayrı neslin şiddet temsilcileri bir şekilde karşı karşıya gelecektir...
Filmin yönetmen hanesinde Ömer Vargı yazıyor ama senaryo Yavuz Turgul'a ait ve Vargı'nın çeşitli söyleşilerinde ifade ettiği gibi yaklaşık 20 yıllık bir aradan sonra Turgul'un, yazdığı bir metin başka biri tarafından çekiliyor. Aslında burada 'başka biri' tanımlaması elbette biraz fazla kaçıyor, çünkü Vargı, Turgul'un çok eski bir dostu ve çok kere de filmlerinin yapımcısı. Dolayısıyla senaryo yabancıya gitmemiş. Öte yandan 'Herşey Çok Güzel Olacak' ve de 'İnşaat' gibi klasik Türk sinemasının standartlarının üstünde iki filmin yönetmeni olarak da tanıdığımız Vargı için bu proje, kuşkusuz değişik bir çalışma olmuş.
Geride kalan iki filmde de şunu görmüştük: Vargı'nın kahramanları absürd durumlarda var olan ya da var olmaya çabalayan karakterlerdi. Belki 'Herşey Çok Güzel Olacak'ın Cem Yılmaz isminden ve yeteneklerinden dolayı farklı bir konumu vardı ama özellikle 'İnşaat', ön planda güldürürken arka planda da ülke gerçeklerinden bir hayli dem vuruyordu.
Yazının devamını okumak için: tıklayın!
- Radikal'e uğramadan filme gitmeyin! / Uğur Vardan
- Basında A.R.O.G. Fırtınası
- Fakir ama onurlu bir yarışçı! / Uğur Vardan / Radikal
- 'Hulk'ız biz yeniden doğarız filmlerde... Uğur Vardan / Radikal
- ‘Pi sayısı’ yerine ‘21’in peşine düşünce... / Uğur Vardan / Radikal
- Aynı suda, Amerika’da olsa bile yıkanamazsınız / Uğur Vardan
- Erkek kral’ın erkek oğlu olmayınca... / Radikal / Uğur Vardan
- Onlar zaten doğuştan ‘darbe’li / Uğur Vardan / Radikal
- Kızları bölmeyin efendiler... / Uğur Vardan
- Evlat acısı hiçbir şeye benzemez / Radikal / Uğur Vardan
- Festivale yeni vizyon katkısı / Uğur Vardan / Radikal
- Vadim o kadar 'kayıp'tı ki... / Uğur VARDAN / Radikal
- SİYAD'a festivalde şike yapıldı / Kemal Yılmaz-Radikal
- Bu da bir başka 'imparatorun yürüyüşü' / Uğur Vardan
- Aslında ihtiyarlara yer çok da... / Uğur Vardan-Radikal


Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...

Kendini kontrol etmeyi öğrenmelisin.











