Kayıt
İçten Kabadayı dıştan fantastik / Uğur Vardan
Sinema.com 7 Aralık 2007, Cuma 00:00

Fantastik serüvenlere devam... 'Yüzüklerin Efendisi', 'Harry Potter', 'Narnia Günlükleri' derken şimdi de 'Kutsal Cevher' serisinin ilk filmi 'Altın Pusula' huzurlarımızda. Chris Weitz'in yönettiği yapımda, 12 yaşındaki minik Lyra'nın elinde pusulasıyla kötülere karşı verdiği mücadele anlatılıyor.

19. yüzyılın hayal dünyasını bir Fransız'a, Jules Verne'e kaptıran İngilizler, sanırım 20. yüzyılda hem farkı kapatmayı, hem de öne geçmeyi kafaya koydular (!) ki, John Ronald Reuel Tolkien ve Clive Staples Lewis ortaya çıktı. Yetmedi, yüzyıl sonunda da Philip Pullman, 'benç'ten gelerek farkı iyiden iyiye açtı.

Kendi kuşağım için söylüyorum; Jules Verne'in ismini sinema perdesinden duymadık. Tamam, TRT ekranında romanlarından yapılan çizgi film uyarlamaları gösteriliyordu ama yine üstadı asıl keşfetme yeri kitaplardı. Tolkien belki 'okurlar'ca biliniyordu ama Lewis ve Pullman için beyazperdeden öte teknolojinin gelişimi beklendi ve özel efektlerin hüküm sürdüğü zamanlarda, bu yazarları ve yapıtlarını sinema sayesinde popüler kültür de keşfetmiş oldu.

2007'nin son günlerinde ise manzara şöyle: Tolkien'in serisi 'Yüzüklerin Efendisi' sırasını savdı, 'Narnia Günlükleri' ilk filmiyle kendini tanıttı, sıra Pullman'ın 'Karanlık Cevher' üçlemesinin ilk adımı olan 'Altın Pusula'da (The Golden Compass).

'Narnia Günlükleri' vizyona girdiğinde, yazarı CS Lewis'in hikâyesinden de haberdar olmuştuk; neydi o hikâye, kısaca hatırlayalım. Hazret başta ateistmiş, lakin Oxford Üniversite'sinden kadim dostu JRR Tolkien'in etkisiyle koyu bir Katolik olmuş ve ondaki bu 'ruhani' dönüşüm, 'günlükler'e de yansımış... Philip Pullman hakkında pek bilgim(iz) yoktu; ama 'Altın Pusula' dolayısıyla bu kez de yazarının 'dinsel' seçimleri hakkında donanıyoruz. Efendim, Pullman bey de ateistmiş (hâlâ da dönmemiş) ve CS Lewis'e fena halde takıkmış. 'Narnia Günlükleri'den de 'dinsel içeriği' nedeniyle nefret edermiş.

Dolaplararası bağlantı

Doğrusunu isterseniz bu yazarlar arası metinsel ve hayatsal çekişmeler ilgi alanım dışında ama 'Altın Pusula'yı izledikten sonra şunu söyleyebilirim: Hikâyenin 'Narnia Günlükleri'nden hiçbir farkı yok, hatta üst üste geldiği için mi bilmiyorum ama benzerlikler konusuna 'Stardust' ve 'Beowulf'u da ekleyebiliriz. 'Yüzüklerin Efendisi', 'Harry Potter', hatta hatta 'Star Wars' da cabası...

Bir kere hikâyenin kahramanı Lyra Belacqua, Jordan Koleji diye bir yerde eğitiliyor (Hogwarts mı dediniz?). Ayrıcana yetim (yine 'Harry Potter'dan mı bahsettiniz?). Saklandığı dolapta paralel evrenlerin varlığından haberdar oluyor (Hay Allah, 'Narnia'da da bir dolaptan paralel evrenlere geçiliyordu). Hikâyenin mücadele alanı 'kuzeyde bir yer' (çıkışlarımız 'Orta Dünya'dandır). Gökyüzü ulaşımı Lee Scoresby'den sorulur ('Stardust'ta da kaptan Shakespeare'di bu işi üstlenen). Bütün kötülükler de, yönetici sınıfın oluşturduğu Magisterium'dan geliyor (ne yaratıcı bir fikir ama 'Star Wars'ta da bütün bir uzay âlemini şansölye Palpatine'in öncülüğündeki Konsey mahvetmiyor muydu?).

Neyse, yaşadığımız post-modern çağın özelliği de bu değil mi, söylenmişler üzerinden söylem üretmek... O halde ortada sorun yok.

Ya hikâyenin kendisi? Kısaca şöyle özetlenebilir: 12 yaşındaki Lyra, cini Pantalaimon'la (ki bu evrende herkesin bir cini vardır ve bu cin, bir tür alter ego görevi görmektedir) ve de yakın dostu Roger'la, Jordan Koleji'nde mutlu-mesut bir eğitim görürken, amcası Asriel'in okulu ziyaretiyle birlikte kendisini bambaşka bir serüvenin içinde bulur. Gizli bir toplantıya tanık olur ve bu toplantıyı amcasına bildirir. Peşi sıra arkadaşı Roger, Hamhumlar tarafından kaçırılır. Kendisi de, 'Güzel olduğunuz kadar küstah ve de kötüsünüz' kontenjanına dahil Bayan Coulter tarafından Londra'ya götürülür. Gitmeden önce kolejin 'master'ı (bir nevi 'Harry Potter'daki Prof. Dumbledore oluyor kendileri), minik Lyra'ya bir 'emanet' verir. Bu emanet, bir 'Aliyometre' ya da (yaygın adıyla) 'Altın Pusula'dır. Film de bu noktadan sonra, 'Siz siz olun, pusulanızı kaybetmeyin' tadında ilerler...

Devamını okumak için: tıklayın!

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Budala Dedktif 2 (15 Ekim 2008 22:00 Atv)
Jim Carrey, Ian McNeice, Simon Callow, Maynard Eziashi ve Bob Gunton'ın oynadığı "Budala Dedktif 2" adlı komedi filmi bu akşam 22:00'da Atv ekranlarında...
Replik
Başkan'ın Adamları
Bugüne dair iyi bir plan, yarına dair mükemmel bir plandan iyidir...
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com