
Kaç haftadır tatsız tuzsuz yazılar yazmaktan bana da gına gelmişti siz okurlara da! Eş dost da gidecek film bulamamaktan yakınıyor, acaba kıyıda köşede gözden kaçırdıkları iyi bir film mi var diye bana soruyordu. Bense kaçırılmayacak bir tek film öneremiyordum onlara. Sonunda üçü kaçırılmayacak biri de yeterince ilginç toplam altı filmlik bir haftaya girdik.
“Yaşamın Kıyısında” kaçırılmayacaklar listesinin başında geliyor, kuşkusuz. Bu yıl Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo ve Ekümenik Jüri ödüllerini kazanan Fatih Akın bu filmle hem teknik yönden sağlam bir sinema örneği hem de toplumsal yönden duyarlıklı bir yapıt verdi.
Paralel gelişen olaylar
“Yaşamın Kıyısında” birbirinin aynı epilog ve prolog bölümleri dışında; 1 Mayıs’ta başlayan ve Kurban Bayramı’nda sona eren, aynı süreçte geçen olayları iki ayrı episod halinde anlatıyor. Filmin “Diğer Taraftan” anlamına gelen Almanca adı bu yaklaşımını da açıklıyor.
Perdede Türkiye-AB ilişkilerini somutlaştırmakla birlikte evrensel anlamda Doğu-Batı kültürlerinin çatışmasının bir metaforu olan film, yaşamöykülerini sevgilerinde, acılarında ortak yanlarıyla hümanist açıdan ele alıyor. Türke Alman, Almana Türk, solcuya lümpen, lümpene solcu gözüyle bakabiliyor. Karakterler çatışma ve önyargıyla başlayan ilişkilerinde empati kurup birbirlerinin yerine geçecekleri yolculuklara çıkıyor. Ve bu yolculuklarda kurbanlar da veriliyor...
Hemen başta paralel gelişen iki olay filmin politik çerçevesini çiziyor: Tuncel Kurtiz’in canlandırdığı emekli işçi Ali Aksu’nun Bremen’de yürüyüş yapanlara müstehzi biçimde gülerek genelevlerin bulunduğu sokağa gittiği sırada, İstanbul’da Nurgül Yeşilçay’ın canlandırdığı militan Ayten Öztürk’ün korsan gösteri sırasında çatıştıkları bir polis memurunun tabancasını çalması iki taraf arasındaki siyasi durum çelişkisini vurguluyor.
Cılız 1 Mayıs eylemi, Avrupa’da Fransız Devrimi’nden bu yana en önemli toplumsal dinamik olduğu halde artık miadı dolmuş sol düşünceyi, İstanbul’daki silahlı, kanlı çatışma ise bir türlü taşları yerine oturmamış, toplumsal mücadelesini hakiki bir siyasi zemine oturtamamış Türk solunu net biçimde tanımlıyor. Bu politik çerçeve incelikle filmin rastlantı sonucu kurulan insan ilişkilerini de belirliyor.
Yazının devamını okumak için: tıklayın!
- AROG Bomba Gibi Geliyor!
- Türk sinemasında 'rekor' yılı
- İhtiyarlara yer yok aptallara var / Uğur Vardan/Radikal
- ‘Sinema olmasa kimse ölmez’ /Banu Uzpeder/ Radikal Genç
- Truman Capote'nin ruhu aramızda / Kaya Genç / Sabah
- Güneşin Oğlu'nun Sevgilisi / Elif Türkölmez / Radikal
- Sansür tartışması sürüyor
- 'A.R.O.G.' dünya çapında bir iş
- Zorunlu bir açıklama / Can Dündar / Milliyet
- Necla değil Fahriye Evcen / Elif Türkölmez /Radikal
- ‘Mustafa’nın güncesi / Can Dündar / Milliyet
- Darbe de yaparım, otomobil de... / Radikal
- "Üç Maymun": Güzel, yalnız ve suçlu... / Fatih Özgüven / Radikal
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Yeşim Ustaoğlu filmini anlatıyor / Kerem Akça / Radikal


Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Neden sizle yelken açayım ki? Aranızdan dördü daha önce beni öldürmeye çalıştı. (Elizabeth’e bakarak) Hatta biriniz başardı da.
Jack Sparrow








Seanslar
Fragman


