
Beş yıl önce Robert Ludlum’un roman serisinin beyazperdeye uyarlanması ile tanıştık Jason Bourne ile. Kız arkadaşını ve hafızasını kaybetmiş, intikam peşindeki bu adamı Matt Damon öyle güzel canlandırdı ki, 2002 yılında çekilen “Geçmişi Olmayan Adam / The Bourne Identity”nin ardından iki sene sonra gelen “Medusa Darbesi / The Bourne Supremacy” seyirci tarafından heyecanla karşılandı.
Bu hafta ise üçüncü film “Son Ültimatom / The Bourne Ultimatum” güzel bir bayram hediyesi olarak sinemalarda yerini alıyor. Yönetmen koltuğunda bu kez “Uçuş 93 / United 93” ile Oscar’a aday olan Paul Greengass var.
İlk iki film boyunca, “Ben kimim? Sevgilimi kim öldürdü?” sorularıyla boğuşan Jason Bourne’ü “Son Ültimatom”da yaşamını vatanı ve geçmişi olmayan bir adam olarak sürdürürken buluyoruz.
Kimliğini dahi hatırlamadığı birileri tarafından çok sıkı bir eğitimden geçirilen Bourne, son derece sofistike bir silaha dönüştürülmüş; CIA’in yakalamaya çalıştığı en zor hedef haline gelmiştir. Birkaç yıl önce Akdeniz’de, İtalya açıklarında karaya vurmuş halde baygın bulunduğundan bu yana aslında kim olduğunu; öldürmeyi kimlerden öğrendiğini bulmanın arayışı içerisindedir.
Sevgilisi Marie’nin bir suikastçinin kurşunlarına hedef olarak öldüğü günden bu yana Bourne’un tek isteği intikam almaktır. Amacına ulaştıktan sonra sonsuza dek ortadan kaybolacak, kendisinden çalınan hayatını unutacaktır. Ancak bir Londra gazetesinin birinci sayfasında kendisiyle ilgili çıkan haberle birlikte umutları sona erer. Yeniden boy hedefi haline gelmiştir.
Süper suikastçi Jason Bourne’ü yaratan Treadstone adlı çok gizli askeri program artık devre dışıdır. Ancak o program yerine Savunma Bakanlığının Blackbriar adlı programının yeniden tasarlanmasıyla yeni kuşak eğitimli katiller üretilmeye başlanmıştır. Programı yaratanlara göre Jason Bourne, mutlaka safdışı edilmesi gereken 30 milyon dolarlık bir hata ve büyük bir tehdittir. Bourne’a göre ise, peşindekiler, unutmaya çalıştığı eski yaşamıyla arasındaki tek bağlantıdır.
Bourne artık yolun sonuna ulaşmıştır. Bu kez eski efendilerinin boş vaatlerine inanarak durmaya hiç niyeti yoktur. Kaybedeceği hiçbir şey kalmadığı için aldığı eğitimin her nüansını kullanacak; son noktayı koyarak her şeyi sonlandıracaktır.
Bu uğurda çıktığı yolculuk onu Moskova’dan Paris’e, oradan Madrid’e, Londra’ya ve Tanca’ya götürür. Attığı her adımda karşısına çıkan Blackbriar ve federal ajanlarıyla yerel polisleri safdışı edebilmek için zekice manevralara başvurmak zorundadır. Tek isteği aklını kurcalayan soruların yanıtını bir an önce bulabilmektir. Bourne’un çıktığı bu yolculuk onu her şeyin başladığı ve sona ermesi gereken yere, New York sokaklarına yönlendirecektir.
Yazının devamını okumak için: tıklayın!
- AROG Bomba Gibi Geliyor!
- Türk sinemasında 'rekor' yılı
- İhtiyarlara yer yok aptallara var / Uğur Vardan/Radikal
- ‘Sinema olmasa kimse ölmez’ /Banu Uzpeder/ Radikal Genç
- Truman Capote'nin ruhu aramızda / Kaya Genç / Sabah
- Güneşin Oğlu'nun Sevgilisi / Elif Türkölmez / Radikal
- Sansür tartışması sürüyor
- 'A.R.O.G.' dünya çapında bir iş
- Zorunlu bir açıklama / Can Dündar / Milliyet
- Necla değil Fahriye Evcen / Elif Türkölmez /Radikal
- ‘Mustafa’nın güncesi / Can Dündar / Milliyet
- Darbe de yaparım, otomobil de... / Radikal
- "Üç Maymun": Güzel, yalnız ve suçlu... / Fatih Özgüven / Radikal
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Yeşim Ustaoğlu filmini anlatıyor / Kerem Akça / Radikal


Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!









Seanslar
Fragman


