
Felaketim olurdu, ısırırdım...
Felaket filmleri niye çekilir? 'Dünyalar Savaşı' (Yön: Steven Spielberg) ve 'Yaratık'a (Yön: Joon-ho Bong) bakarsanız parçalanan aileleri yeniden bir araya getirmek için...
'28 Hafta Sonra' da (28 Weeks Later), aile hakkında sesli düşünen felaket filmlerinin sonuncusu. Ama Juan Carlos Fresnadillo'nun yönettiği yapım, birleşmekten çok kavramı yeniden tanımlamayı, yapı içindeki görevleri hatırlatmayı ve her şeyden önce dayanışmayı (bunu sadakat olarak da adlandırabiliriz) sorgulamayı hedefliyor. Filmin ilk mesajı çok açık; tehlike anında, tamam tabana kuvvet kaçacaksın ama eşini de bırakmayacaksın...
Başka?.. '28 Hafta Sonra', isminden de çok kolayca anlaşılacağı gibi 2003 tarihli '28 Gün Sonra'nın devamı niteliğinde. Lakin bu devam esprisinde kadro ve öyküden çok 'konsept'e yüklenilmiş. Korku aynı korku ama kahramanlar değişmiş. Yönetmen ve senaristler de...
İngiliz Danny Boyle'un, 'Mezarımı Derin Kaz' ve 'Trainspotting'le birlikle kariyerinin en iyi yapımlarından biri olan '28 Gün Sonra', bir şempanzenin yaydığı virüs sonucu felakete uğrayan Londra'da başlayıp Büyük Britanya topraklarında ilerliyordu.
'28 Hafta Sonra' ise bir kır evine sıkışan bir grup insanın, virüslülerin saldırısına uğramasıyla başlıyor ve içlerinden kurtulmayı başaran Don'ın hikâyesine odaklanıyor. Felaket sırasında kızı Tammy ve oğlu Andy İspanya'da bulunan Don, alınan önlemlerle tekrar normal yaşama dönmeye çabalayan bir Londra atmosferinde çocuklarıyla buluşuyor. Aktarması gereken bilgi de şu: "Çocuklar, anneniz saldırı sırasında öldü, ne yazık ki onu kurtaramadım."
John Boorman'ın 'Umut ve Zafer'inde, Nazi bombardımanın ardından evlerine gidip bakan Londralı aile, önce fotoğraf albümünün sağlam olup olmadığını kontrol ediyordu. Minik Andy de "Londram benim" diyerek, ablası Tammy'yle birlikte gizlice karantina bölgesindeki evlerine gidip hiç değilse annesinin fotoğrafını yanına almak istiyor. Ne var ki bu yolculuk ona ve filmin bütün kahramanlarına pahalıya patlıyor; çünkü anne evde bulunuyor.
Yazının devamını okumak için: Tıklayın!
- AROG Bomba Gibi Geliyor!
- Türk sinemasında 'rekor' yılı
- İhtiyarlara yer yok aptallara var / Uğur Vardan/Radikal
- ‘Sinema olmasa kimse ölmez’ /Banu Uzpeder/ Radikal Genç
- Truman Capote'nin ruhu aramızda / Kaya Genç / Sabah
- Güneşin Oğlu'nun Sevgilisi / Elif Türkölmez / Radikal
- Sansür tartışması sürüyor
- 'A.R.O.G.' dünya çapında bir iş
- Zorunlu bir açıklama / Can Dündar / Milliyet
- Necla değil Fahriye Evcen / Elif Türkölmez /Radikal
- ‘Mustafa’nın güncesi / Can Dündar / Milliyet
- Darbe de yaparım, otomobil de... / Radikal
- "Üç Maymun": Güzel, yalnız ve suçlu... / Fatih Özgüven / Radikal
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Yeşim Ustaoğlu filmini anlatıyor / Kerem Akça / Radikal


Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Bu maskenin arkasında bir yüzden fazlası var. Bu maskenin arkasında bir düşünce var ve düşüncelere kurşun işlemez.







Seanslar
Fragman


