Yazar dediğin nedir ki, uydurur.../ Uğur Vardan
Sinema.com 22 Haziran 2007, Cuma 00:00
Haftanın en iyi filmi olarak dikkati çeken 'Sahtekâr', 70'lerin başında Amerika'nın en zengin adamlarından Howard Hughes'la yüz yüze görüştüğünü iddia ederek otobiyografi yazmaya kalkan sevimli ve sahtekâr bir yazarın öyküsünü anlatıyor.

2003'ün Mayıs'ında işine son verilen New York Times muhabiri Jayson Blair, kendi imzasıyla çıkan 73 haberin 36'sını ya başkalarından çalmıştı ya da kendi uydurmuştu. Blair örneği, saygın ve güvenilirliği üst derecede bir gazetede bile böylesi bir kişiliğin var olabileceğini göstermişti herkese.

Aynı Blair, 2003 sonlarına doğru Esquire dergisinde iş buldu. Tuhaf ama gerçek; film eleştirileri yazacaktı. Eleştirmenlik uydurmak mıdır aynı zamanda, Esquire bunu mu kastediyordu, doğrusu bu sorunun cevabı öğrenilemedi. Çünkü Blair'in dergide yazma haberi basına sızdırılınca, aynı yıl içinde ikinci kez, (hem de henüz daha başlamadan) işinden oldu.

Yine ilginç bir nokta, eski New York Times muhabirinin eleştirmenlik kariyerinde 'hırpalayacağı' ilk film 'Shatterred Glass' olarak belirlenmişti. Bu, doğru ve son derece isabetli bir seçimdi; çünkü Billy Ray imzalı yapım, genç ve başarılı bir muhabirken 1995-1998 yılları arasında The New Republic adlı dergide yazıları basılan ve tıpkı Blair gibi kaleme aldığı metinler, yalan ve apartma içeren Stephen Glass'ın öyküsünü anlatıyordu.

Bugün gösterime giren 'Sahtekâr' (The Hoax), aslında bu tür hikâyelerin çok eskilere dayandığını ve özellikle 1972'de bir anlamda 'başyapıtını' verdiğini gösteriyor.

Öykünün kahramanı, Blair ya da Glass gibi hırs gözünü kör etmiş bir muhabir değil. Aksine, yolunu bulmaya çalışan, yazdıklarını bastırmak için uğraş veren adı sanı duyulmamış ortayaşlı bir yazar: Clifford Irving. Yapıtlarını götürdüğü Mc-Graw-Hill Yayınevi tarafından son kez reddedildiğinde, karşısına son zamanlarda kaderin cilvesi olarak iki kez çıkan Newsweek dergisinin kapağındaki adam, onun ilham perisi oluyor. Hayatının son döneminde herkesten kaçan ve tuhaf öyküsünü, daha da tuhaf bir hale büründüren Howard Hughes yani (Nitekim hatırlanacağı gibi Martin Scorsese de 'The Aviator'da, hazretin hayatının ilk bölümünü perdeye taşıyabilmişti).

'Yılın sahtekârı' seçilmişti

Hughes'un, kendisini 'resmi biyografi yazarı' olarak tuttuğunu iddia eden Irving, bu masum yalanını sonuna dek tutunacak bir dala dönüştürüyor. Hughes İmparatorluğu'nun bir zamanlar en önemli isimlerinden olan Noah Dietrich'in, henüz basılmamış anılarına ulaşınca da, elini güçlendiriyor. Araya sıkıştırdığı, (uyduruk) 'mültimilyonerin el yazması' da hem yayınevinin, hem de biyografiyi basma niyetinde olan Life dergisini kafa kola alma yolundaki en önemli yardımcısı oluyor.

1971 yılında McGraw-Hill Yayınevi, Hughes'un, Irving'in kaleminden yazıldığı iddia edilen otobiyografisi için 1 milyon dolar ödemeyi kabul ediyor. Irving ise can yoldaşı, çocuk kitapları yazarı Dick Susskind'le birlikte, bu yalanı nereye kadar taşıyabileceğinin sınırlarını tartmaya başlıyor. Bu sınır nerede mi biter? 1972 yılında Time dergisinin onu, 'Yılın sahtekârı' seçmesine kadar tabii ki...

Yazının devamını okumak için:tıklayın!

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Büyük Ülke
Sadık bir dosttan çok, dişli bir düşmana hayranlık duyarım.
Binbaşı Hanry Terril
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com