
'Bitch'! Tarantino'nun yeni filmindeki her ırktan, her renkten, biçim biçim kız birbirlerine sık sık böyle sesleniyorlar. 'Bitch', kahpe, kancık gibi anlamlarının yanı sıra bu filmde bir kardeşlik vurgusu da taşıyabiliyor, bu yüzden 'hemşire!' gibi bir anlamı da var desek abartmış olmayabiliriz.
Tarantino'nun son filminin esas numarası da bu. Bir yandan iç gıcıklayıcı 'kız filmleri'nin âlâsını yapmak, bir yandan da bu filmi 'kız gücü' ile donatmak... İkisi bir arada, 'politik olarak doğru' olmaktan da öte, daha da iç gıcıklayıcı oluyor muhtemelen.
70'li yılların Foxy Brown gibi dominatrix havalı güzelleriyle büyümüş Tarantino için öyle olduğundan neredeyse eminim. Öte yandan, Tarantino hakkında konuşurken '70li yıllar', 'B filmi', 'pastiş' gibi kelimelerle bir gerekçe perdesi oluşturmak mecburiyeti de biraz 'akademik' bir hal almaya başladı.
Bu film de böyle; ömrünün sonuna kadar arabalarla, filmlerle, şarkılarla, film içi şakalarla, filmde ismen ya da cismen görünmekle eğleneceği anlaşılan yönetmenin eğlenceli ama biraz 'mükerrer' son filmi... (Gerçi bu filmi esas yapısıyla, Rodriguez'inkiyle birlikte ve aradaki fragmanlarla seyretmek isterdim. Tarantino'da aşırılık da biçim'e dahildir.)
'Ölüm Geçirmez'in ilginç yanlarından biri, Tarantino'nun film boyunca Amerikan kırsalından bahsetmesi. Bu, onun filmlerinde hep bir ölçüde vardır ve arkadaşım Naim Dilmener'in Mardin'de geçen çocukluğunda geliştirdiği fantastik boyutlardaki Ajda Pekkan sevdası gibi, Tarantino ve kahramanlarına da merkezden uzakta merkezin ürettiği şeyler çok daha pırıltılı görünür.
Bu filmde, ilaveten, Amerikalıların Avrupa'ya (İtalyan Vogue'u!) ya da Yeni Zelandalıların Amerika'ya (Amerikalıların adını duymadığı arabalı filmler ki ben de hepsini biliyordum) duydukları popüler kültürsel aşka da değinmeler var. (Merkezin taşrası olduğu gibi, dünyanın çeşitli merkezlerinin de taşraları var çünkü.) Austin, Teksas ve Lebanon, Tennessee'den bahsediyoruz; ilk ekip (ki en gösterişlileri ancak yerel bir radyoda DJ) Teksas taşrasında ortalarda dolaşan arabalı katil tarafından telef ediliyorlar. Köylü kız sereserpelikleri onları koruyamıyor. Tam tersine...
Yazının devamını okumak için: tıklayın!
- Sanat cinayet içindir / Uğur Vardan / Radikal
- Reklamın ömrü sinemada uzar / Uğur Vardan / Radikal
- Uyuyan imparator istemiyoruz!/ Uğur Vardan / Radikal
- Batman, ‘Joker’ hakkını kullanırsa... / Uğur Vardan / Radikal
- Malum, boyut değil işlevi önemli / Uğur Vardan / Radikal
- Metropolis 80 yaşında yeniden keşfedildi/Esin Küçüktepepınar
- Radikal'e uğramadan filme gitmeyin! / Uğur Vardan
- Basında A.R.O.G. Fırtınası
- Fakir ama onurlu bir yarışçı! / Uğur Vardan / Radikal
- 'Hulk'ız biz yeniden doğarız filmlerde... Uğur Vardan / Radikal
- ‘Pi sayısı’ yerine ‘21’in peşine düşünce... / Uğur Vardan / Radikal
- Aynı suda, Amerika’da olsa bile yıkanamazsınız / Uğur Vardan
- Erkek kral’ın erkek oğlu olmayınca... / Radikal / Uğur Vardan
- Onlar zaten doğuştan ‘darbe’li / Uğur Vardan / Radikal
- Kızları bölmeyin efendiler... / Uğur Vardan



Fox'da bu akşam 23:00'da başrollerini Robert Redford, James Gandolfini ve Mark Ruffalo'nun paylaştıkları Son Kale (The Last Castle 2001) adlı film ekrana geliyor.

Bir topluluğu kontrol etmek, bireyi kontrol etmekten kolaydır. Bir topluluğun ortak bir amacı vardır. Bireyin amacı ise her zaman için şaibelidir.






Seanslar
Fragman
