
Keira Knightley, Geoffrey Rush ve Johnny Depp'ten oluşan 'klasik kadro'nun korunduğu filmde yeni bir kavram olan 'Korsanlar Konseyi'yle tanışıyoruz.
'Dünyanın sonu' yine gelmiyor
'Nerde kalmıştık?' Bir film eleştirisi yazısına bu tür bir cümleyle girmenin sayısı fazlalaştıkça, işin zevki de kaçıyor. 'Sahi nerde kalmıştık?' Efendim, Peter Parker, artık mutluluktan uçmaktadır fakat... Ya da Frodo Baggins ve arkadaşları yollarına devam ederken, öte yandan Legolas... Veyahut Anakin Sykwalker, ustası Obi-Van Kenobi'yle birlikte ...
'Üçlemeler çağındayız' ve benim bu çağda işim yok. 'Devamı haftaya'yı Tarkan, Kara Murat döneminde ya da Doğan Kardeş'in sayfalarında bıraktım. 'Çıkan kısmın özeti' de artık yoruyor. Ne var ki bu çağın sinemacılarının da çalışma yöntemi bu. Malum, zaten doğru dürüst bir hikâye zor bulunuyor, bulduklarını da hemen kemirmektense, vahşi doğadakiler gibi bir kısmını yedikten sonra toprağın altına saklıyorlar ve belli aralıklarla seyircileriyle paylaşıyorlar. Diyelim ki 'Yüzüklerin Efendisi' için 'üç adım'da hedefe varma zorunluydu, peki ama ya ötekiler? Sinema hakları, DVD, bilgisayar oyunu, yan sektörler, çanak çömlek, tişört elbise, kılıç ateşli silah vs derken sektörün alanı büyüdükçe büyüyor ve bize de bu her biri iki saati aşkın süreye sahip filmlere katlanmak kalıyor.
Sinema serüveni boyunca zekice projelere imza atmış olan Gore Verbinski, kariyerinin en şatafatlı işlerini kuşkusuz 'Karayip Korsanları' serisiyle elde etti. 'Siyah İnci'nin Laneti' takısıyla sahaya sürülen ilk film, izlenmesi keyif veren bir seyirlikti. Film, biraz uzun sayılsa da 143 dakika boyunca sıkıntı salona pek uğramıyordu.
İyilik ve kötülük arasında gidip gelen ve Keith Richards'dan mülhem bir karakter olan Jack Sparrow'un (ki Johnny Depp, bu rolüyle Oscar'a aday bile gösterilmişti) yanı sıra usta oyuncu Geoffrey Rush'ın canlandırdığı Kaptan Barbossa tiplemesi, filmi sempatik kılan unsurlardı.
Keza bir nalbattan sevdalı bir korsan yaratan ve Will Turner karakteriyle Errol Flynn'a selam sarkıtan filmin devamında ise, işlerin çığırından çıktığına tanık olduk.
'Ölü Adamın Sandığı', ticari kaygının dışında hiçbir amaca hizmet etmeyen gereksiz bir çabaydı. Üstelik film, tıpkı 'Star Wars' üçlemesinin 'orijinal' halkasında yer alan 'The Empire Strikes Back' gibi, 'sürecek' mantığıyla bitiyor ve açık açık 'Bütün derdimiz üçüncü film'i itiraf ediyordu. Devamı için: Tıklayın!
- AROG Bomba Gibi Geliyor!
- Türk sinemasında 'rekor' yılı
- İhtiyarlara yer yok aptallara var / Uğur Vardan/Radikal
- ‘Sinema olmasa kimse ölmez’ /Banu Uzpeder/ Radikal Genç
- Truman Capote'nin ruhu aramızda / Kaya Genç / Sabah
- Güneşin Oğlu'nun Sevgilisi / Elif Türkölmez / Radikal
- Sansür tartışması sürüyor
- 'A.R.O.G.' dünya çapında bir iş
- Zorunlu bir açıklama / Can Dündar / Milliyet
- Necla değil Fahriye Evcen / Elif Türkölmez /Radikal
- ‘Mustafa’nın güncesi / Can Dündar / Milliyet
- Darbe de yaparım, otomobil de... / Radikal
- "Üç Maymun": Güzel, yalnız ve suçlu... / Fatih Özgüven / Radikal
- Türk basınında "Üç Maymun"
- Yeşim Ustaoğlu filmini anlatıyor / Kerem Akça / Radikal


Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Bir topluluğu kontrol etmek, bireyi kontrol etmekten kolaydır. Bir topluluğun ortak bir amacı vardır. Bireyin amacı ise her zaman için şaibelidir.








Seanslar
Fragman


