YAHŞİ BATI’yı İzlerken Çok Güldüm

YAHŞİ BATI’yı İzlerken Çok Güldüm
Gökhan Kalan 3 Ocak 2010, Pazar 23:57
Ben “Yahşi Batı”da güldüm, çok güldüm, çok iyi bir iki saat geçirdim ve doğal olarak da bu filmi çok sevdim, hepsi bu kadar. Ancak komedi her bünyede farklı etki yapar, hiç gülemeyenler, hiç gülemediği için filmi hiç beğenmeyenler de olacak, çok normal.

Alkol herkesi aynı şekilde etkilemez, kimi aynı oranda alkolle kendini kaybederken kimi içine kapanır. Kimi çocuk gibi eğlenirken kimi ciddiyetinden taviz vermez. Komedi de bir bakıma böyledir. Senin karnına gülmekten ağrılar girerken yan koltuktaki kişi tebessüm bile etmez. O yüzdendir ki bir sinema filminin güldürdü mü güldürmedi mi bağlamında tartışılması saçmadır. Bir de bu bir Cem Yılmaz filmi ise tartışmaların sadece bu eksende kalması kaçınılmaz ama bu film hakkında bir nüans vermeyecektir. Kendi görüşüm şu; ben “Yahşi Batı”da güldüm, çok güldüm, çok iyi bir iki saat geçirdim ve doğal olarak da bu filmi çok sevdim, hepsi bu kadar. Ancak dediğim gibi komedi her bünyede farklı hiç gülemeyenler hiç gülemediği için filmi hiç beğenmeyenler de olacak, çok normal.
Ben, bel altı (küfürlü) mizah, politik göndermeli mizah ve ZAZ usulü absürd mizahı seven bir insan olarak bu güldüğüm üç öğeden de espriler bulduğum için gayet mutluydum filmden çıkarken.

Bel altı espriler çoğu insan kabul etmese de Türk insanının en çok güldüğü eğlendiği mizah türüdür, fıkra anlatılırken bile ikinci fıkradan sonra ortam kontrol edilmeye başlanır hafif bel altı fıkralarına geçmek için. Festivallere katılmak için film çekmeyen Cem Yılmaz'ın da gişe derdi olması olağan. Bu kadar para harcanan filmin gişede de iş yapması lazım, bu yüzden de Yılmaz'ın izleyicinin en çok güldüğü bel atına prim vermesinde hiç bir tuhaflık yok. Ve bence bunu da gayet iyi esprilerle yapıyor.

Bana göre esprinin seviyesi de yoktur. Seviyeli seviyesiz ne demek allah aşkına iyi, komik espri veya kötü espri vardır. Kıçtan eşya çıkarma senaryonun akışında yiyorsa gayet komiktir. Ama “Recep İvedik”deki gibi arada alakasız osurma yarışması varsa berbattır. Filmi beğenmemek normal ama esprilerin kaynağı aynı diye bu filme “Recep İvedik” tarzı denmesi inanılmaz haksızlık olur.

Cem Yılmaz sineması için belki de bir ilk, bu filminde politik göndermeler de var. Özellikle Kızılderili beyaz ilişkileri, şerifin provokasyon çalışmaları bizim Kürt sorununa gayet güzel gönderme, yine apaçi şiiri okuyan kız, temsili milisler de şovenizmi inceden tiye alması açısından çok güzel. Ayrıca ZAZ vari on dakika ara esprisi de nefisti.

Cem Yılmaz bel altı ve küfüre kaysa da zeka yoksunu esprilerden uzak durması bir yana Türklerin Amerika'da olmasından doğabilecek alt metninde aşağılık kompleksi yatan bir senaryo tuzağına düşmemesi de takdire şayan. Hiç bir şakanın altında Türklerin ezik olduğu kompleksi veya Amerikalılardan üstün olduğu hamaseti yatmıyordu. Tabi filmdeki inanılmaz aleni ve uzunluktaki cola turka reklamı bölümünü saymazsak.

Filmin mizah etkisi yerine daha objektif yorum yapabileceğimiz teknik yönlerine ise laf yok. Hemen hemen her izleyenin mükemmelliği konusunda üzerinde birleştiği görüntü, kostüm, dekor Amerikan Sineması ayarında. Oyunculuklarda da hiç bir sorun olmadığı gibi Zafer Algöz oyunuyla adeta filmin yıldızı oluyor. Yönetmen sineması olmadığından hatta film herkesin dilinde Cem yılmaz filmi diye geçerken yönetmen Ömer Faruk Sorak'ın film üzerindeki rolünden bahsetmek çok zor. Aynı ekip ama yönetmen Ali Taner Baltacı olsa ne değişirdi veya Cem kendisi yönetse ne değişirdi gerçekten bilemiyorum.

Cem Yılmaz filmi demişken önceki filmleriyle kıyaslamak gerekirse “Her Şey Çok Güzel Olacak” ve “Hokkabaz” başka yerde duran filmler kesinlikle çok iyiler ama dediğim gibi başka tür. Bu filmin mudilleri “GORA” ve “AROG”. “AROG” “GORA”dan, “Yahşi Batı” da “AROG”dan daha iyi bana göre. Bu da Cem Yılmaz sinemasında O'nun da dediği gibi yükselen bir çıta olduğunu gösteriyor. Bir de bu konuştuğumuz Türk Sineması yani “Maskeli Beşler”in “Hababam Üçbuçuk”ların “Muro”ların komedi diye çekildiği izlendiği ülke sineması.

Cem Yılmaz stand-up'ında gibi gülmekten katılmayı beklemeden, “Hokkabaz” ve “Her Şey Çok Güzel Olacak”daki gibi naif, sağlam güzel bir hikayeyi başarılı hoş bir şekilde anlatılmasını beklemeden “Üç Maymun”, “Duvara Karşı” ve “Vavien” gibi başyapıt vari eserlerdeki sinema zevkine ulaşmayı ummadan, gayet eğlenceli iki saat geçirmek için filmi şiddetle tavsiye ederim.

Toplam 5 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.

TV'de bugün
Vicdan (19 Mart 2010 23:15 Kanal D)
Nurgül Yeşilçay, Murat Han, Tülin Özen, Nazan Kesal ve Rıza Sönmez'in rol aldığı "Vicdan" adlı film Tv'de ilk kez bu akşam 23:15'te Kanal D ekranlarında.
Replik
Leon: Sevginin Gücü
Ölümden gerçekten korkmaya başladığında hayatın değerini anlıyorsun.
« »
Copyright © 1998-2010 Sinema.com