Sınırsız Kentte: Politika ve melodram

Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Kırık bir aşk hikâyesinin anıları, yaşamı katlanabilir kılma uğruna bastırma mekanizmasını devreye sokan hafıza deposunda nasıl ve ne kadar barınabilir ki?
Mevzu hassas, tezahürleri muhtelif. Tıpkı Sınırsız Kentte'de olduğu gibi.
Mevzu hassas, tezahürleri muhtelif. Tıpkı Sınırsız Kentte'de olduğu gibi.
Bu 'klinik' soruların sadece tek bir yanıtı hiçbirimizde yok. Ancak İspanya'dan gelen Sınırsız Kentte, hafıza ile ülkenin çalkantılı yakın geçmişini kesiştiren senaryosunu yaslandırdığı bu sorulardan yola çıkarak, esas derdini, yani yaşananlarla yüzleşme ya da aslında barışma çabalarını gerilim türünün izinde gayet sürükleyici bir sinema diliyle anlatmayı başarıyor.
Son dönem İspanya yapımlarının genelde ortak temasını paylaşarak, öyküsünü politika ile melodramı harmanlayarak anlatıyor. Filmin merkezinde tipik bir geniş İspanyol ailesi ve ilahi bir aile içi hesaplaşma var. Tam da 'kol kırılır yen içinde kalır' anlayışını muteber kılmaya çalışan geleneksel aile yapısının bu bireyleri, ölüm döşeğindeki yaşlı babanın etrafında toplanmışlar. Baba, eski bir komünist ve günümüzün başarılı bir işadamı. Kendi özel isteği doğrultusunda, Paris'te modern bir hastanede tedavi görüyor. Beyin tümörü nedeniyle akli dengesinin bozuk olduğu varsayımı, onun paranoyalarını mazur kılıyor. Geniş ailenin bireyleri onu rahatlatmak için etrafında toplanmış gibi görünseler de, aslında herkesin, yani oğullarının, kızlarının ve gelinlerinin derdi kendilerine yeter de artar bir halde. Korku içindeki baba ise ısrarla 'Rancel' adlı gizemli kişiye ulaşmak istiyor. Herkes yaşlı adamın paranoya ürünü olduğu düşünülen endişelerine ilgisiz görünüyor.
En küçük oğul hariç. Yıllardır yaşadığı uzaklardan, Arjantin'den babası için geri dönen genç adam, çoktan miras için ağız dalaşına giren diğer akrabaların aksine, onunla iletişim kurmaya, korkularını anlamaya çalışıyor ve huzursuz zihnin ardında nelerin yattığını öğrenmek için onun suç ortağı olmaya soyunuyor.
İspanyol sinemasının 50 yaşındaki 'taze' nefeslerinden Antonio Hernandez'in bu yedinci sinema filmi, Unax Mendia'nın usta işi görüntüleri, Viktor Reyes'in etkileyici müzikleri ve oyuncu performanslarıyla izleyiciyi 'her yere' çekebilen bir güce sahip. Nitekim entrikayı besleyen 'yanlış yönlendirme'lerle filme hakim olan gizem atmosferi genç oğulla birlikte polisiye bir araştırmanın içinde ilerlerken, kendinizi bir anda romantik hallerden komik anlara uzanan muhtelif ruh hallerinde gezinirken bulabiliyorsunuz. Öyle ki, önce miras üzerinden gelişen bir aile içi hesaplaşmaya ve aile bireylerinin fani dertlerine saplanıyor, sonra geçmişten gelip günümüzde su yüzüne çıkan bir hata fikrine sürükleniyor, genç oğul Paris sokaklarında babasının geçmişini araştırırken yıkıcı bir 'ihanetin' varlığını seziyor ama finalde trajedinin bir başka boyutunu idrak ettiğinizde pek de hazırlıklı olmuyorsunuz.
Mahzuru yok.
Ancak bu 'yanlış yönlendirmeler' merak unsurunu körükleyip akışı sağlarken, aynı zamanda filme bir dağınıklık hissi verdiği için filmin büyük vaatlerine balta vurmuyor da değil. Yine de, gerilim unsurunu fazlaca vurgulayarak bize geniş karakterler galerisini tanıtmakla vazifeli ilk yarım saati aştığınızda, fantezi ve paranoya halini dokunaklı bir anlatımla sunan filmde bastırılan anıların açığa çıkmasını izlemek keyif verecek.
Belirtmeden olmaz, Sınırsız Kentte'nin İspanya ve Arjantin sinemasından derlediği oyuncu kadrosu müthiş. Baskın karakterli anneyi canlandıran Geraldine Chaplin de cabası. Mantığın dayattığı sınırları iteleyip, elinden kayan yaşantısını son deminde yeniden 'canlandırarak' özgürleşmek isteyen yaşlı baba rolündeki usta aktör Fernando Fernan-Gomez yine benzersiz. Gerçi yönetmen Hernandez, kalabalık oyuncu kadrosuna dağıttığı elverişli rollerde eşit davranmış ama, öyküyü genç oğul rolündeki Leonardo Sbaraglia'ya odaklayarak etkili bir cazibe merkezi yaratmış. Hernandez, babasına ithaf ettiği bu filminin aslında kafasında en az on ayrı versiyonu olduğunu söylemiş.
Yani mevzu hassas, tezahürleri muhtelif.
Son dönem İspanya yapımlarının genelde ortak temasını paylaşarak, öyküsünü politika ile melodramı harmanlayarak anlatıyor. Filmin merkezinde tipik bir geniş İspanyol ailesi ve ilahi bir aile içi hesaplaşma var. Tam da 'kol kırılır yen içinde kalır' anlayışını muteber kılmaya çalışan geleneksel aile yapısının bu bireyleri, ölüm döşeğindeki yaşlı babanın etrafında toplanmışlar. Baba, eski bir komünist ve günümüzün başarılı bir işadamı. Kendi özel isteği doğrultusunda, Paris'te modern bir hastanede tedavi görüyor. Beyin tümörü nedeniyle akli dengesinin bozuk olduğu varsayımı, onun paranoyalarını mazur kılıyor. Geniş ailenin bireyleri onu rahatlatmak için etrafında toplanmış gibi görünseler de, aslında herkesin, yani oğullarının, kızlarının ve gelinlerinin derdi kendilerine yeter de artar bir halde. Korku içindeki baba ise ısrarla 'Rancel' adlı gizemli kişiye ulaşmak istiyor. Herkes yaşlı adamın paranoya ürünü olduğu düşünülen endişelerine ilgisiz görünüyor.
En küçük oğul hariç. Yıllardır yaşadığı uzaklardan, Arjantin'den babası için geri dönen genç adam, çoktan miras için ağız dalaşına giren diğer akrabaların aksine, onunla iletişim kurmaya, korkularını anlamaya çalışıyor ve huzursuz zihnin ardında nelerin yattığını öğrenmek için onun suç ortağı olmaya soyunuyor.
İspanyol sinemasının 50 yaşındaki 'taze' nefeslerinden Antonio Hernandez'in bu yedinci sinema filmi, Unax Mendia'nın usta işi görüntüleri, Viktor Reyes'in etkileyici müzikleri ve oyuncu performanslarıyla izleyiciyi 'her yere' çekebilen bir güce sahip. Nitekim entrikayı besleyen 'yanlış yönlendirme'lerle filme hakim olan gizem atmosferi genç oğulla birlikte polisiye bir araştırmanın içinde ilerlerken, kendinizi bir anda romantik hallerden komik anlara uzanan muhtelif ruh hallerinde gezinirken bulabiliyorsunuz. Öyle ki, önce miras üzerinden gelişen bir aile içi hesaplaşmaya ve aile bireylerinin fani dertlerine saplanıyor, sonra geçmişten gelip günümüzde su yüzüne çıkan bir hata fikrine sürükleniyor, genç oğul Paris sokaklarında babasının geçmişini araştırırken yıkıcı bir 'ihanetin' varlığını seziyor ama finalde trajedinin bir başka boyutunu idrak ettiğinizde pek de hazırlıklı olmuyorsunuz.
Mahzuru yok.
Ancak bu 'yanlış yönlendirmeler' merak unsurunu körükleyip akışı sağlarken, aynı zamanda filme bir dağınıklık hissi verdiği için filmin büyük vaatlerine balta vurmuyor da değil. Yine de, gerilim unsurunu fazlaca vurgulayarak bize geniş karakterler galerisini tanıtmakla vazifeli ilk yarım saati aştığınızda, fantezi ve paranoya halini dokunaklı bir anlatımla sunan filmde bastırılan anıların açığa çıkmasını izlemek keyif verecek.
Belirtmeden olmaz, Sınırsız Kentte'nin İspanya ve Arjantin sinemasından derlediği oyuncu kadrosu müthiş. Baskın karakterli anneyi canlandıran Geraldine Chaplin de cabası. Mantığın dayattığı sınırları iteleyip, elinden kayan yaşantısını son deminde yeniden 'canlandırarak' özgürleşmek isteyen yaşlı baba rolündeki usta aktör Fernando Fernan-Gomez yine benzersiz. Gerçi yönetmen Hernandez, kalabalık oyuncu kadrosuna dağıttığı elverişli rollerde eşit davranmış ama, öyküyü genç oğul rolündeki Leonardo Sbaraglia'ya odaklayarak etkili bir cazibe merkezi yaratmış. Hernandez, babasına ithaf ettiği bu filminin aslında kafasında en az on ayrı versiyonu olduğunu söylemiş.
Yani mevzu hassas, tezahürleri muhtelif.
Henüz kimse yorum yapmamış.


In the Line of Fire ( 20 Kasım 2008, Cnbc-e 22:00)
Bugün Hollywood’un en güvendiği yönetmenler arasında gösterilen ve Perfect Storm, Troy, Poseidon, Das Boot ve Outbreak gibi filmlerle yerini sağlamlaştıran Petersen’ın kariyerinde özel bir yeri olan "In The Line Of Fire" bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Bugün Hollywood’un en güvendiği yönetmenler arasında gösterilen ve Perfect Storm, Troy, Poseidon, Das Boot ve Outbreak gibi filmlerle yerini sağlamlaştıran Petersen’ın kariyerinde özel bir yeri olan "In The Line Of Fire" bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

V
Bu maskenin arkasında bir yüzden fazlası var. Bu maskenin arkasında bir düşünce var ve düşüncelere kurşun işlemez.
Bu maskenin arkasında bir yüzden fazlası var. Bu maskenin arkasında bir düşünce var ve düşüncelere kurşun işlemez.







Seanslar
Fragman


