"Gölge": Selma'nın gölgesinde

"Gölge": Selma'nın gölgesinde
K. D. Yılmaz 20 Mart 2009, Cuma 08:49
Çok yönlü sanatçı Mehmet Güreli'nin Peyami Safa'nın 'Selma ve Gölgesi' adlı romanından uyarladığı oldukça mütevazı bir bütçeyle etkileyici bir biçimde peliküle ettiği "Gölge" pek çok festivali dolaştıktan sonra nihayet vizyon yüzü görüyor. Dönemi yaşatmak adına oldukça cesur ve güçlü mizansenlerle perdeye taşınan film Türk sineması içinde de kült bir uyarlama olmaya aday.

 (8/10)

Yazar, müzisyen ve ressam kimliğine, yarattığı belgesellerle yönetmen sıfatını da ekleyen Mehmet Güreli'nin ilk kurmaca uzun metraj filmi olan "Gölge", ilk olarak geçtiğimiz sene 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde gösterildi. Peyami Safa'nın, öyküsü 1940'larda geçen polisiye romanından uyarlanan film; gizemli Selma ve onun etkisinde hayatlarının yönünü şaşıran karakterleri perdeye aktarıyor. Venedik'te geçen filmin son sekanslarını saymazsak çoğunlukla klostrofobik ve karanlık mekanlarda geçen film, polisiye kökenini ise çoğunlukla karakterlerini öne çıkardığı ve hafif bir gerilimle süslediği bir anlatım biçiminde sergiliyor.

Noir'ın gölgeleri


Mehmet Güreli, açık biçimde dönem sinemasının en büyük ilham kaynağı film noir'a selamlar çakarak perdeye taşıdığı filminde, dönem sinemasının ufak bütçeyle de olsa nasıl yapılması gerektiği konusunda adeta ders veriyor. Nilgün Önes'in yazdığı senaryoda yer alan aşırı kitabî ve son kullanma tarihi feci şekilde geçmiş olan diyalogları, Güreli'nin yönlendirmesindeki oyuncuların ağzında kesinlikle sırıtmıyor. Bu bağlamda belki de sinemamızdaki en başarılı dönem oyunculuğunu gördüğümüzü söyleyebiliriz. En ufak mimiklerinden, duruşlarına, sigara tutuşlarından her bir cümleyi sarfedişlerine kadar özellikle başrolde yer alan Görkem Yeltan, Serkan Ercan ve Kaan Çakır birinci sınıf bir oyunculuk sergiliyorlar. Kalabalık ve geniş ölçekli mizansenlerin yer almadığı film bu şekilde arkasını gönül rahatlığıyla oyuncularına da yaslayabiliyor.

Elbette, film noir dediğimiz zaman işin içine bir başka önemli faktör daha giriyor; görüntü yönetmenliği. Türün en önemli özelliklerinden olan ışık ve gölge kullanımı konusunda genç görüntü yönetmeni Ahmet Sesigürgil, sinemamızda görmeye alışık olmadığımız biçimde enfes bir işe imza atıyor. Bu şekilde Güreli'nin oyunculardan aldığı performanslar ve –günümüz için– kitsch diyaloglarla bezediği filmi Sesigürgil'in ölçülü çalışmasıyla da olması gerektiği gibi bir kimliğe ulaşıyor.

Ah şu Venedik olmasa...

Oldukça ağır ve çoğunlukla sözlü anlatım üzerine gitmesine karşın, diyalog ve performansların yabancılaştırıcı etkisini benimsediğiniz takdirde "Gölge" enfes bir seyirlik haline de geliyor. Ancak elbette kusursuz bir filmden bahsetmiyoruz. Filmin Venedik'te geçen son sekansları malesef, ilk yarıda sağlanan atmosferi de öldürüyor. O ana kadar karanlık ve dar mekanlar yerine Venedik'te geniş ve uzun planlarla resmedilen anlar arasında feci bir uyumsuzluk bulunuyor. Elbette bu durum iki ayrı mekan arasındaki duygunun farklı olmasına hizmet ediyor. Ancak filmin öncesinin aksine neredeyse hiç sinematografik parlaklığı bulunmayan bu sekanslarda uzun süre boyunca –ve hesap edildiğini düşündüğümüz duyguları da aktaramadan– filmin vaktini çalması seyircide de bir uzamışlık ve abartı hissi uyandırıyor. Tüm bunları bir şekilde kabul etsek de, genelde ölçülü olmasına karşın, Venedik sekanslarında müziğin ayarının kaçmasını da buradaki etkiyi öldüren bir unsur olarak görebiliriz. Müzisyen kimliğiyle de tanınan Güreli'nin burada kullanmayı tercih ettiği aryalar işi fazlasıyla abartılı bir noktaya taşıyor.

Ancak şunu belirtmek gerekir ki, "Gölge" yukarıda bahsettiğimiz kusurlarına rağmen bir bütün olarak seyircinin gönlünde bir yer edinmeyi bekliyor. Evet, belki –özellikle kullandığı eski dili ve anlatım teknikleriyle– modern sinema seyircisinden fazlasıyla sabır bekliyor olabilir, ancak dünyasına girmeyi başardığınız takdirde sunduğu hazzın da çok güçlü olduğunu belirtelim. En nihayetinde geniş kitlelere hitap etmesini beklemesek de, daha şimdiden festival seyircilerinin bir kısmı içinde, kült bir hayran kitlesine sahip olan bu film bir şansı da hak ediyor. Sonuçta sinemamızda pek görmeye alışkın olmadığımız bir türün izlerini, hesaplı, bilinçli ve özverili bir şekilde aktarmasıyla şimdiden sinemamızda ayrı bir yerde duracağını garantilemiş bir filmden bahsediyoruz.

 (8/10)

Kimler izlemeli?

  • Film noir meraklıları.
  • Peyami Safa hayranları.
  • Dönem filmlerinden hoşlananlar.

    Kimler izlememeli?
  • İçine girilmesiz zor filmlerden hoşlanmayanlar.
  • Kitabi ve dönem diliyle yabancılaşanlar.
  • Kitsch olgusundan haz etmeyenler.
  • Henüz kimse yorum yapmamış.
    TV'de bugün
    Vicdan (19 Mart 2010 23:15 Kanal D)
    Nurgül Yeşilçay, Murat Han, Tülin Özen, Nazan Kesal ve Rıza Sönmez'in rol aldığı "Vicdan" adlı film Tv'de ilk kez bu akşam 23:15'te Kanal D ekranlarında.
    Replik
    Dövüş Klübü
    Tyler Durden: Sahip olduğun şeyler bir gün sana sahip olmaya başlarlar.
    « »
    Copyright © 1998-2010 Sinema.com