
Bugüne dek, Hollywood içinde animasyonların daha çok çocukları avutmak gibi bir işlevi olduğu kanısı hakimdi. Günümüzde bu önyargı kısmen devam etmekle birlikte git gide çatırdamaya başlıyor ve animasyon türü giderek daha ciddiye alınmaya başlayor. Bu gelişmenin en önemli nedeni, hiç şüphesiz, biraz cesur olmayı göze alabilen yapımlar. Bu cesareti kendinde bulamayanlarsa sinema dünyasına 'elveda' diyerek tarihin tozlu sayfalarına gömülmeye mahkum gibi gözüküyor. "Uzay Maymunları" da maalesef bu ikinci tarzda filmlerden.









(4/10)
"Madagaskar" ("Madagascar", 2005), "Şrek" ("Shrek", 2001), "Vol.İ" ("Wall•E", 2008) gibi nitelikli animasyonlar yenilikçi bir şeylere işaret ediyorlar. Aslında bu filmlerin anlattıkları, sinema dünyası için çok yeni şeyler değil. Ancak ortaya çıkan yenilik/farklılık, bazı kavramların ve denemelerin Hollywood sisteminde üretilen animasyonların içinde yer alıyor olması. Bu da, adı anılan filmlerin biraz gözüpek davranmalarıyla alâkalı. Misal, "Vol.İ". "Vol.İ"nin getirdiği yenilik, tüketim kültürü eleştirisi, yalnızlık gibi temaların ve uzunca bir süre sessizliğe (diyalogun olmayışına) dayanan giriş bölümünün Hollywood yapımı bir animasyonun içine taşınmasından kaynaklanıyor. "Vol.İ"nin elde ettiği başarıyı bir an için unutup, bu animasyonun senaryo aşamasındaki halini düşünürsek (Uzunca bir süre, hurdalığa dönmüş bir dünyada neredeyse yalnız başına dönüp dolaşan bir robotun hikayesinin anlatıldığı kağıt parçalarını aklımıza getirelim), ortaya çıkan filmin sıkıcı olacağı hükmüne varılabilirdi. Ama ne böyle bir karara varıldı, ne de ortaya çıkan film sıkıcı oldu. Bu, Hollywood sistemi içinde cesaret gerektiren bir kararın sonucuydu.
Animasyonun itibar kazanmasını sağlayanlarınsa, başını Pixar ve Dreamworks'un çektiği, türe dinamizm getiren yapım şirketleri olduğunu söylemek mümkün. Bu türe yine Disney hükmetseydi, hâlâ bir masalın çizgi versiyonunu ya da Mickey Mouse'ın maceralarını izliyor olurduk muhtemelen. Burada bir noktaya değinmek gerekli olabilir. Disney'in animasyonlarının da elbet güzel ve birçok olumlu yönü bulunuyor. Ancak bu şirketin anlayışı günümüz filmlerini düşününce oldukça naif, çocuksu ve klasik kaçıyor. Klasik demek de ister istemez bir olumsuz anlam taşıyor, yani bu kavram eskimişliğe işaret ediyor. Örneğin, Pixar'la bir işbirliğinin ürünü olan ancak Disney işlerine daha yakın duran "Arabalar" ("Cars", 2006), bekleneni veremeyen bir yapımdı. Çünkü 'cesur' bir proje değildi. Yaptığı, bilindik bir hikâyeyi (Bencil bir karakter bir kasabaya gelir ve etrafındakilerin etkisiyle bencilliğinden kurtulur) arabalar üzerine uygulamasıydı. Bu açıdan Dreamworks'ün "Şrek" serisini ele alırsak aradaki farkı anlamak daha kolaylaşabilir. Dreamworks "Şrek"le Disney'in yaklaşımını altüst ederek masallarla, klasik kahraman anlayışıyla dalgasını geçti. Bu filmin kahramanı, öpünce prense dönen bir kurbağa değil, aksıran tıksıran, bir bataklıkta yaşayan ve ne yaparsanız yapan bir prens olamayacak yeşil bir canavardı zira.
"Uzay Maymunları" bu ayrımın neresinde duruyor?
Sonuçta iki anlayıştan söz etmek mümkün. Birincisi Dreamsworks, Pixar gibi yapımevlerinin maharetiyle biraz cesur bir tavır takınarak, risk alıp animasyonun büyüklere yönelik bir tür olmasına ön ayak olup türün itibarını artıran filmler, diğeri ise klasik Disney anlayışının tezahürü olan ve bildik hikâyeleri hayvanlara uyarlamakla yetinip kalan yapımlar. "Uzay Maymunları" da bu noktada Disney'in anlayışına yakın duran bir film. Hikâyesi, bencil ve şımarık bir maymunun, etrafındakilerin etkisiyle değişimini anlatıyor. Filmin, "Arabalar"ın değişik bir versiyonu olduğunu söylemek bile mümkün. Bu klasik hikâyeden de maalesef yeni bir şey çıkmıyor. "Uzay Maymunları" açıkçası vasatı pek zorlayamayan, bilimkurgu motivasyonlu aksiyon filmlerinin animasyon hali gibi duruyor. Geveze, hareketli ve karton karakterli yani. Filmdeki başkarakter Ham III de zaten, bahsi geçen aksiyon filmlerinin ikonlarından biri haline gelen Bruce Willis'i anımsatıyor. Ham III'ün tehlikeli anlardaki esprili hali bu karakterin Willis'den esinlendiğinin kanıtı adeta.
Klasik hikâyeye biçimsel bakımdan da bir yenilik getirmeyen filmin, uzaydaki bir diktatörün tiranlığına müdahale edilmesini içeren yan öyküsü ise, akla ABD'nin Irak işgalini getiriyor. Filmin siyasi açıdan ABD'nin (kendi devletinin) müdahalesinin meşruluğunu onaylayan bir altmetin barındırması da, öyküsünün muhafazakârlığının yanına politik muhafazakârlığı ve şakşakçılığı ekliyor.
Sonuç olarak, yarına kalacak animasyonlar biraz cesur bir yaklaşım içerenler olacak. Disney'in bile Pixar'la ortak hareket etmesinden sonra "Vol.İ"de görüldüğü gibi daha gözüpek hamlelerde bulunduğu bir dönemde, klasik hikayelerin hayvanlara ya da objelere bir 'yenilik' olmaksızın uyarlanması, ortaya çıkan filmlerin para kazandıracak 'garantili' işler olmasından ziyade sinemasal bir kayba neden oluyor. O yüzden elini korkak alıştıran filmlerin izleyiciyi tatmin etmesi de pek olası gözükmüyor.








(4/10)
Kimler izlemeli?
Kimler izlememeli?



Nurgül Yeşilçay, Murat Han, Tülin Özen, Nazan Kesal ve Rıza Sönmez'in rol aldığı "Vicdan" adlı film Tv'de ilk kez bu akşam 23:15'te Kanal D ekranlarında.

Geç gelmesi hiç gelmemesinden iyidir.







Seanslar
Fragman
