"Aramızda Casus Var": Okumadan yakma!
Kerem Akça 27 Kasım 2008, Perşembe 15:14

Coen Kardeşler’in Oscar aldıktan sonra çektikleri bu ilk filmi, yönetmenlerin “Dayanılmaz Zulüm” (“The Intolerable Cruelty”, 2004), “Bir Şirket Komedisi” (“The Hudsucker Proxy”, 1994) gibi komedi odaklı filmlerini andırıyor. Ancak yine de bir Coen dokusu var burada. Aman izlemeden yakmayın!

 (7/10)

Coenlerin filmografisine baktığımız zaman, sinema anlayışlarını anlamak çok da zor değil aslında. Bir filmde ciddi takılıp bir diğerinde kendilerini eğlenceye vurduklarını görebiliyoruz. Örneğin “Barton Fink” (1991), “Orada Olmayan Adam” (“The Man Wasn’t There”, 2001) ve “İhtiyarlara Yer Yok” (“No Country For Old Men”, 2007) gibi başyapıtların aralarında “Arizona Junior” (“Raising Arizona”, 1989), “Dayanılmaz Zulüm” ve “Aramızda Casus Var”ı (“Burn After Reading”) çekebiliyorlar. Bu durumu aslında çok da garip karşılamamak lazım. Zira onların sinema anlayışları daha çok eğlenceli karakterlerin ve kara komedi iskeletinin üzerine kurulu. Bu doğrultuda da geçmişte aktif bazı türleri ve formülleri alıp yeniden düzenliyorlar. Ciddi filmlerinde bile Javier Bardem’in canlandırdığı Anton Chriugh (Bkz. “İhtiyarlara Yer Yok”) gibi bir karakter öne çıkabiliyor.

Coenesk evrende geçen bir kara komedi

Buradan “Aramızda Casus Var”a geldiğimizde, karşımızdaki yapıtın tam anlamıyla Coen dünyasında geçen bir kara komedi olduğunu görebiliyoruz. Zira bu dünyadaki bütün karakterler, dolandırıcı veya düzenbazlar. Ahlaken batmışlar ve kendi kaderleri için herkesi satacak bir zihniyete sahipler.

Tabii bu durumun yansıması da özellikle “Dayanılmaz Zulüm”de de gözlemlediğimiz üzere ‘dıştan’ oyunculuk ile vuku buluyor. Brad Pitt, George Clooney, Frances Mcdormand, John Malkovich gibi ciddi rollerde izlediğimiz oyuncuların gözlerini fazladan iki karış daha açarak ve slapstick komediyi geri getiren bir oyunculuk sergileyerek karşımıza çıkmaları, onların Coenesk özelliklerini betimliyor. Özellikle Pitt’in saçlarının geriye taranmış ve havalanmış haliyle yardımcı erkek oyuncu Oscar’ını kovalayacağını da tahmin etmek zor değil.

İş hayatının konformizmi görsel yapıya yansıyor...

Peki bu ‘şapsal’ ve ‘sinsi’ karakterleri bir kenara bıraktığımızda film nasıl işliyor? Öncelikle Coenler, filme garip bir ezgiyle ve yukarıdan bir kamera kaydırmasıyla giriyorlar. Bembeyaz bir binaya, bir iş binasına, kuşbakışı giriş yaptıktan sonra bir anda John Malkovich’in ayak planına kesiyorlar. Ardından filmin “Bir Şirket Komedisi”ne göz kırpan mekanına giriliyor. Bu noktadan sonra görsel olarak beyaz renklerin üzerine giden ve ışıkları beyazı öne çıkarmak için kullanan bir yapı çıkıyor karşımıza. Bunun da iş hayatının konformizmini taşlamaya yönelik bir tercih olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla.

Yine türler içinde serbest bir gezinti...

Ancak filmin iş dünyası taşlaması tarafı zamanla kendini bir ilişkiler filmine bırakıyor. Yani Coenler kurnaz bir dönüş yaparak, sanki bir Antonioni filmi çekmiş edasıyla evliliklerde aldatmayı, gecelik ilişkileri, internet randevularını ve sadakatsizlikleri ele alan bir iskelet kuruyor. Tabii bunu konformist bir görsel yapıyla devam ettirip insanların bencilliğini ve iki yüzlülüğünü de sergilemeyi ihmal etmiyorlar bir yandan.

Ancak tür oyunları bununla da bitmiyor elbette. Çünkü beklemediğimiz bir anda bir belge şantaj malzemesi olarak ortaya atılıyor. Filmin ismi de oradan geliyor zaten. Zira Malkovich’in yazılı belgesi için para isteyen bir-iki karakter, filmin kara komedilerdeki çıkar çatışmasını başlatıyorlar. Gerisi ise Coen filmleri gibi zaten: Cinayet, kaçma-kovalamaca, dolandırma ve daha nicesiyle dolduruluyor. Esas sonuç, bir şekilde okları dünyamızdaki yozlaşmaya çeviriyor. Bu da kurmaca bir dünyayla özdeşleşen Coenlerin zekasını ortaya koyuyor elbette. Özellikle J.K. Simmons’un iş patronu karakterinin absürdlüğü durumun acınası halini gözler önüne seriyor.

İzleyiciyle dalgalarını geçiyorlar...

Ama bu elbette Coenler tarzı (ya da Coenesk diyebiliriz) bir kara komedi. Yani bir şekilde izleyici ile dalgalarını geçiyorlar. Çünkü aslında belge dedikleri işin bir aslı yok. Sadece Malkovich’in yazacağını düşündüğü bir roman o. Böyle olunca koşuşturmaların da fazla bir anlamı kalmıyor. Karakterlerin bir şekilde birbirlerine bağlanmaları eğlence yaratmak için elbette. Yani gizemli bir belgenin Tarantino’vari bir mantıkla zekice mizah malzemesi haline getirildiğini görüyoruz temelde. Filmin sinsi isminin gerçek anlamı (ki “Burn After Reading”, ‘okuduktan sonra yak’ anlamına geliyor) ve kurmaca dünyası da bunu anlatıyor zaten. Aslında okuduktan sonra hemen atılabilecek önemsiz bir belgenin, insanları nasıl birbirine sokabileceği bir kıvılcımlanma yaratabiliceğinin üzerine gidiyor film daha çok. Hatta yapıtı, böylesine absürt bir mesele için çektiklerini dahi iddia edebilir Coenler, kendilerine sorarsak eğer...

Kısacası dalgalarını geçiyorlar ve keyiflerini sürüyorlar. ‘İhtiyarlara Yer Yok’la bizi özdeşleştirmeyin’ demek istiyorlar belki de dolaylı ve zeki bir yoldan. Ama bu imkansız bir şey bir taraftan da. Belli filmlerle yeni film modelleri kazandırdıktan sonra onları anmama şansımız yok maalesef! Siz yine de ‘İzlemeden yakmayın!’ bu filmi. Neme lazım! Belki de sonradan bir şeylerin önünü falan açabilir...

 (7/10)

Kimler izlemeli?

  • Coenlerin kara komedilerini sevenler.
  • "Büyük Lebowski", gerçek bir Coenler filmidir diyenler.

    Kimler izlememeli?

  • Brad Pitt, farklı bir kılığa girerse kıl olacak olanlar.
  • Coenlerin dinginliğini sevenler.
  • Toplam 5 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
    TV'de bugün
    Single White Female (6 Temmuz 2009 Pazartesi 22:00, Cnbc-e)
    Allison’ın yeni ev arkadaşı ona sormadan birkaç şeyini ödünç alıyor. Kıyafetlerini, nişanlısını, hayatını...Single White Female bu akşam saat 22:00'da Cnbc-e'de...
    Replik
    Organize İşler
    Şimdi sizin kafanızda iki tane soru işareti var. Bir, dayak nedir ? İki, neden atılır ?
    « »
    Copyright © 1998-2009 Sinema.com