"Anamorph": Estetize edilmiş cinayetler
Lale Ulutaş 5 Eylül 2008, Cuma 11:34
Sanatçı kişiliğini cinayetlerle ortaya koymayı tercih eden hasta bir katili ve onun peşinde eski günlerine dönmeye çalışan bunalımlı bir dedektifi konu alan "Anamorph", çarpıcı konusuna rağmen heyecan uyandırmıyor.

(5/10)

Sinema, özellikle Hollywood sineması uzunca bir süredir sıradan seri katillerle pek ilgilenmiyor. Farklı ve çarpıcı olmak için yola çıkan sinema adamları, en eksantrik katil profillerini yaratmaya çalışıyorlar var güçleriyle. "Anamorph" ("Anamorph", 2007) da böyle bir çabanın sonucunda ortaya çıkmış, sofistike bir seri katil ile yalnız ve mesleğinin sonuna gelmiş bir dedektifin kedi-fare oyununu konu alan bağımsız bir yapım. Bağımsız bir yapım deyince beklenti biraz daha yükseliyor elbette. Filmin başarılı ya da başarısız olmasından öte, buradaki beklenti daha çok filmin şahsına münhasır olması ile ilgili. Ama "Anamorph" bu konuda hayal kırıklığı yaratıyor. Bu zamana kadar yapılmış emsallerinden bir farkı olmadığı gibi, duygu yaratmadaki zayıflığı ile de çıtasını bir hayli aşağılara çekiyor.

Sofistike seri katiller furyasının en önde gelen karakteri bana göre Hannibal Lecter'dır. Dr. Lecter'ın her biri ince ince düşünülmüş cinayetlerini konu alan üç filmde de ("Kuzuların Sessizliği", "Hannibal" ve "Kızıl Ejder") izleyici olarak Lecter'la kurduğumuz ilişki bir türlü netleşmez. Çünkü o cani bir katil olmasının yanı sıra, öylesine zarif, kültürlü ve zeki bir adamdır ki, hayranlık, sempati ve nefret arasında gider geliriz. Filmler, seyirci olarak bizleri Hannibal ile tanıştırır ve yakınlaşmamızı sağlar. Hannibal'i o kadar yakından tanırız ki, en radikal cinayetini işlerken bile, herhangi bir gerçek dışılık hissetmeyiz. Çünkü o Hannibal'dir.

Oysa ki "Anamorh"da, seri katille bir ilişki kurmak bir yana, kendisini tanıyamıyoruz bile. Cinayetlerini anamorfoz denilen, bir tuvalde iki resim sergilemeyi sağlayan bir resim tekniğiyle dizayn eden bu sanat düşkünü katil, zekâsı ve yarattıklarıyla daha yakından tanınmayı hak ediyor. Düşünülmüş ve yaratılmış özel bir karakteri seyirciden böylesine uzak tutmak bana göre "Anamorph"un en büyük hatası. Film daha çok dedektif Stan Aubray üzerine kurulu. Ancak mutsuz, yorgun ve soğukkanlı Aubray de, filmin ana karakteri olarak yakınlaşabildiğimiz biri değil. Yakınlaşabilecek kadar tanıyamıyoruz onu da. Oysa ki Willem Dafoe'nun güçlü oyunculuk potansiyeli Aubray karakterini uçurabilirdi.

Kaçırılmış fırsatlar

Geçmişte benzer bir seri katil olayını çözdüğünü sanarak, yanlış bir kişinin ölümüne neden olan Aubray, bu başarısızlığın üzüntüsünü üzerinden atamaz. İçine kapanan ve alkol sorunları yaşayan Aubray, yıllar sonra benzer tarzda cinayetler işleyen bir seri katil ortaya çıkınca tekrar eski günlerindeki enerjisini yakalamaya çalışır. Katilin izini sürerken, eski anıları huzur vermez. Sıradışı katil, her bir cinayet mahallini tek eserli bir sanat galerisine çevirirken, her resimde Aubray'e cinayetle ilgili bir işaret bırakır.

Film işte bu hikâye boyunca sessizce ilerliyor. Kendine ait bir atmosferde, mantıklı, düzgün ama heyecansız bir şekilde. Sonu ise çarpıcı kılınmaya çalışılırken, filmin genel çizgisinden koparılmış gibi bir his yaratıyor. "Anamorph" parlak bir fikirden yola çıkan, atmosferini başarıyla kuran, ancak seyircisini kendine dahil edemeyen bir film. Cinayetlerin neden ve nasıl işlendiğine, katilin karakterine, kurbanların kim olduğu ve neden seçildiklerine dair bir iki ufak bilgi ve paylaşım filmi çok daha farklı bir yere taşıyabilirdi. Belli ki minimalist bir anlatım hedeflenmiş. Yönetmen Henry Miller belli bir çizginin dışına çıkmamaya ısrarla özen gösteriyor. Ama maalesef bu özen filmin donuk, mesafeli ve sıradan olmasına sebebiyet veriyor.

(5/10)

Kimler izlemeli?

  • Polisiye-gerilim filmlerinin hiçbirini kaçırmayanlar.

    Kimler izlememeli?

  • Bu tarzın farklı seçeneklerini arayanlar.
  • Filmlerden heyecan bekleyenler.
  • Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
    TV'de bugün
    Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
    Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
    Replik
    Kar ve Kaplan
    Mutluluk, acı, elem… herşey gerekli.
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com