"Dante 01": Klostrofobik sularda
Nurkan Sever 5 Eylül 2008, Cuma 10:54

Kapalı alan fobisi olanların pek tahammül edemeyeceği bir bilimkurgu olan "Dante 01" bizleri gün ışığının felç olduğu bir uzay istasyonuna hapsediyor. Dini mecazlarla yoğrulmuş senaryosu, algıları zorlayan felsefi anlatım tarzı ve rahatsız edici kamera teknikleriyle fark yaratmaya çalışan yapımı izlerken konuya Fransız kalmamak maalesef mümkün değil.

(3/10)


Klostrofobi olgusu bilimkurgu türü için her zaman destekleyici unsurlardan biri olmuş, özellikle uzay ve su altı temasını işleyen filmlerin vazgeçilmezlerinden biri olarak her daim kendine sağlam bir yer edinebilmiştir. Örnek vermek gerekirse 1990'ların sonunda Laurence Fishburn ve Sam Neil'i bir araya getiren "Ufuk Faciası" (1997) ile Dustin Hoffman, Sharon Stone ve Samuel L. Jackson'u bir araya getiren "Küre" (1998) gibi Hollywood yapımları dar ve kapalı alanlardaki insan psikolojilerini bilimkurgu potasında eriterek analitik bir yordam izliyorlardı. Alan daraldıkça psikolojiler renk değiştiriyor, tepkiler farklılaşıyor ve tüm bu faktörler ortaya çıkan gruplaşmalar eşliğinde kaotik bir ortama zemin hazırlıyordu. Daha da geriye gidersek 1989 yılında James Cameron'un yönetip başrolüne Ed Harris'i geçirdiği "The Abyss" de yıllar sonra takipçisi olacak "Küre" gibi su altındaki dar alanı kullanarak nükleer bir denizaltıdaki doğaüstü yaratığın yaydığı dehşete odaklanıyordu. 2000’lere gelindiğinde Alman yönetmen Oliver Hirschbiegel'in bilhassa Avrupa sinemasında büyük ses getiren ve ödüllere boğulan "Deney” i ise tamamen farklı bir noktadan yola çıkarak kapalı alan psikolojisini tıbbi bir deney ekseninde irdeliyordu. Ancak Fransız sinemasındaki konumu ile büyük önem arzeden yönetmen Marc Caro'nun yönettiği "Dante 01" bu şablonlardan hiçbirine uymayan akışı, anlam yüklerken zorlandığımız karakterleri ve kısmen dini bir altyapı gerektiren felsefi iskeletiyle oldukça zorlayıcı bir film.
 
Evrelere göre işleyiş…
Evrelere bölünmüş bir kurgu içeren "Dante 01" 02 numaralı mekiğin ana istasyona kilitlenmesiyle başlıyor. Mahkûmlar üzerinde çeşitli deneylerin yapıldığı ana istasyona gerçekleştirilecek sevkiyat öncesi gemide tüm güvenlik önlemler alınmış ve mürettebat gerekli hazırlıklarını tamamlamıştır. Aziz Georges (Lambert Wilson) istasyona dondurulmuş halde getirilir ve vücut fonksiyonlarının normale dönmesi için gerekli parametreler bilgisayarlar yardımıyla yüklenir. Sonrasında diğer mahkumlarla tanışma ve oryantasyon faslına geçen Aziz Georges bazı mahkumlar tarafından Mesih ilan edilirken diğer bir grup tarafından tehlike olarak algılanmaktadır. İstasyonun içerisinde bir şeyler olup biterken bazı anlarda izleyici kendini hiç müdahale edemediği bir bilgisayar oyunundaymış gibi hissediyor. Mahkûmlar üzerinde yapılan deneylerin vücutta yarattığı reaksiyonlar ise farklı medyalarla ve efektlerle desteklenerek National Geographic’ten fırlamış bir belgesel havasında sık sık karşımıza çıkıyor. Birçok bilimkurgu filminde gün ışığının hiç kullanılmaması ya da kısmen kullanılması kapalı alan kavramının doğasındaki bir şey olarak hikâyenin etkisini arttıran bir unsur. Ancak "Dante 01" de hikâye o kadar kasvetli ve karanlık bir atmosferde ilerliyor ki takibi zorlaştırdığı gibi izleyiciyi boğarak bir süre sonra gına getiriyor.

Anlam karmaşası had safhada...

Aziz George’un Mesih ilah edilmesindeki en büyük faktörün iyileştirme ve diriltme özelliği olduğunu anlıyoruz bir süre sonra. Bu konunun ifşa edilmesi ile apayrı bir muamma! Mahkûmlar içerisinde en çılgınlardan biri olan ve her şeye dokunmayı seven Raspoutine’in (Lotfi Yahya Jedidi) “Aziz Georges bizi Ejder’den kurtaracak” şeklinde mesajlar vermesi bu sefer de bizi Ejderin aslen ne olduğu sorusuyla karşı karşıya bırakıyor. Deney amacıyla vücutlara zerk edilen kimyasal mı? Mahkumlardan biri mi ?  Yoksa ejder hepsinin içlerinde yüzleştikleri şeytani bir yaratık mı?  Mürettebat açısından konuyu irdelemeye başladıkça ise farklı farklı mesajlar ve imgeler ortalıkta gezinmeye başlıyor. Mesela mahkûmlardan biri “Asıl siz bize mahkûmsunuz” diyerek okul müdürü edasıyla gemiyi yöneten Charon’a (Gérald Laroche) açık açık meydan okuyor. Deneklerin mahkûm da olsalar kobay olarak nitelendirilmemesi gerektiğini savunan Persephone (Simona Maicanescu)  ise ve bu kez konuya insancıl ve etik bir pencere açıyor. Tüm bu anlam karmaşası ve kavram curcunası içerisinde seyirci ne yöne gideceğini zaten şaşırmışken bir de mahkûmlar arası gruplaşmalar ortaya çıkıyor.

Final evresinde yörüngeden çıkan istasyonu tekrar eski rotasına sokmak için mürettebat ve mahkûmların işbirliği yapmak durumunda kalması burada iyi şeyler de oluyormuş dedirterek sıkıntımıza bir nebze su serpebilir. Zira rotayı eski haline getirmek için gerekli reaktör mahkûmların olduğu bölümde ve bu da mor tulumlular ile sarı tulumluların aynı takımda olması demek. Zaten sonrasında istasyonun geleceği için mahkûmlardan biri kendisini feda etme zorunda kalıyor. “Herkes karanlığa doğru çekilirken biz ışığı hisseder olmuştuk” ifadesi ile mesaj yağmuruna devam eden filmin sonunda ise Aziz Georges Hz. İsa’yı sembolize eden bir figüre dönüşerek rahatsız edici bir ses eşliğinde ısı ve ışık hüzmelerine maruz bırakılıyor. Kısacası “Dante 01” finalde dahi hem görsel, hem işitsel hem de zihinsel olarak yormaya devam ediyor. İzlerken en çok akla takılan şeylerden biri ise bu proje Wachowski Kardeşler ya da Richard Kelly gibi tarza farklı açılımlar getiren Hollywood yönetmenlerinden birinin elinde şekillenseydi ortaya çok daha izlenebilir bir şey çıkabilirdi. En nihayetinde “Dante 01” izlerken tüm algılarımızı yorması bir yana altyapı gerektiren mesajları ve felsefi açılımları ile maalesef “Marc Caro lütfen bilimkurgu çekmesin” dedirtiyor.

(3/10)

Kimler İzlemeli?
• “Marc Caro ne yapsa kabulümdür ve zevkle izlerim” diyenler.
• Fransız sinemasını kayıtsız şartsız takip edenler.

Kimler İzlememeli?
• Felsefi ve dini imgelerle/mesajlarla uğraşmak istemeyen endüstriyel bilimkurgu tutkunları.
• Ciddi anlamda kapalı alan fobisi olanlar.
• Bilimkurgu Hollywood’un işidir diye düşünenler.

Toplam 2 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
TV'de bugün
Ne Yaptığını Biliyorum ( 4 Aralık 2008 22:00 CNBC-e)
CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.
Replik
Hellboy
Işığın olmadığı yerde karanlık hüküm sürer.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com