"9,90 YTL": Vurun reklama!
Lale Ulutaş 28 Ağustos 2008, Perşembe 17:43

Fransız yazar–reklamcı Frederic Beigbeder’in 2001 yılında yayınlanan, tüketim toplumunu ve özellikle de reklam dünyasını eleştiri topuna tuttuğu kitabı "99 Francs" şimdi de beyazperdede. Jan Kounen’in yönettiği film, reklamın gerçek yüzünü, yine reklamın kendine has diliyle anlatarak, hafif ama akılda kalıcı bir performans ortaya koyuyor.

(7/10)

Frederic Beigbeder, parlak bir reklam yazarı olarak dünyanın önde gelen ajanslarında uzun yıllar çalıştı. İçinde bulunduğu dünyanın yapay gerçekliğinden bir gün geldi sıkıldı, sıkıntısı nefrete dönüşünce, yetenekli kalemini edebiyata çevirdi ve 2001 yılında 99 Francs adlı roman ortaya çıktı. Beigbeder belki de yıllardır biriktirdiği öfkenin hıncını, bu çok ses getiren romanıyla, tüm reklam camiasından almış oldu. Akabinde - beklediği gibi - çalıştığı ajanstan kovuldu. Ve kendini tümden edebiyata verdi.

İşte şimdi, yıllar sonra Beigbeder’in hikayesi beyazperdede. Yönetmen Jan Kounen, romanın genel temasına ve ruhuna dokunmadan, romanın yapısından farklı bir iş ortaya çıkarmış. Romanın anlatımı düz kurgu şeklinde ilerlerken, film klip tadında ilerliyor. Minik kliplerden oluşmuş bir puzzle diyebiliriz. Araya hikayeyle örtüşen kısa reklam filmleri de giriyor. Puzzle tamamlandığında ise ortaya çıkan manzara şu; reklam sektörü dünya üzerindeki her nesneyi satılacak bir ürüne dönüştürür ve bunu yaparken de cazip ve ışıltılı ama bir o kadar da sahte bir dünya yaratarak tüketimi acımasızca pompalar. Peki bu doğru mudur? Bir yere kadar “evet, doğrudur”. Fakat Beigbeder’in abarttığı kadar da değil. Çünkü insanoğlunun tüketim duygusu neredeyse içgüdüleri kadar benliğinin bir parçasıdır. Reklam onu kışkırtır sadece.    

Tanrı-yaratıcı Octave

Hikayenin baş kahramanı Octave, dünyanın en ünlü reklam ajanslarından birinde çalışıyor; Ross & Witchcraft. Octave çok başarılı bir reklamcı. Güzel sevgililer, çizgi üstü bir yaşam stili ve bol para. Tüm bunlar Octave’ı alternatif keyifler aramaktan alıkoyamaz yine de. Mesela uyuşturucu ve alkol. İçine savrulduğu bohem yaşantı, her geçen gün bir girdap gibi onu daha da diplerine çeker. Yarattığı yalan dünyalar sanki Octave’ı sarmış, yaşamının gerçekliğini ve anlamını deforme etmiştir. Tam bu dönemde hayatına Sophie girer. Ajansın en güzel kadınlarından Sophie, Octave’ı gerçek aşkla tanıştırır. Fakat bu aşk mutlu sonla bitmez. Ayrılırlar. Kendini dünyanın hakimi gibi gören Octave, tüketiciye “hayatınızı ben belirlerim” derken, kendi hayatında aldığı bu darbeyle müthiş bir kırılma yaşar. İkinci darbe de en önemli müşteriden gelir; yazdıkları son reklam beğenilmemiştir. Üstelik de yapılan toplantıda firma yetkilerinin alay dolu sözlerine maruz kalırlar.

Büyük kırılmalar, bazen büyük uyanışları da beraberinde getirir. Octave, hayalden uyanır; yaşadığı dünyanın farkına varır. Kendinden yıllar içinde yarattığı “tanrı” çok fena yere çakılmıştır.Peki bu uyanış onu kurtaracak mı? Hayalini kurduğu yeni yaşantı gerçekten yeryüzüne inecek mi, yoksa Macintosh’da yaratılmış bir ekran olarak mı kalacak?

Reklamın dünyası en iyi reklamla anlatılır

“9,90 YTL” (“99 Francs”, 2007)  ortaya koyduğu her argümanla reklam dünyasını hedef alırken, reklam dilini kullanarak, reklamı yine kendi silahıyla vurmaya çalışıyor. Bu tercih, toplamda izleyicide bir etki bırakıyor ama bu etkinin bir derinliği yok. Tıpkı reklamlar gibi aslında. Hızlı, renkli ve çarpıcı bir dille derdini anlatıyor ve hızla çekip gidiyor. Böyle bakınca gerçekten çok ironik. Eleştiriyi en ağırından, eleştirilenin yaklaşımıyla yapmak, eleştirilenin aslında ne kadar kaçınılmaz da olduğunu gösteriyor. Reklamlar hayatımızın hakimi değiller elbette. Ama tüketimi tetikledikleri doğru. Kısacası reklamlar, yaşantımızın bir parçası olmuş durumdalar. İşte “9,90 YTL” ile ilgili kritik nokta tam da burası. Tüm hikayesi boyunca, tek taraflı bir bakışla reklam dünyasını hedef tahtasına yatırırken, anlatımda ona teslim oluyor. Yani ne reklamla, ne de reklamsız diyor bana göre.
 
“9,90 YTL”, renkli, şakacı, depresif ve sivri dilli bir yapım. Tüm bu cümbüşü toparlamak elbette kolay değil. Yönetmen Jan Kounen, bu sıkıntıdan kurtulmak için “dış ses”e epeyce yüklenmiş. Zaman zaman sağa sola kaçışan film, Octave’ın dış ses olarak yaptığı yorumlarla toparlanıyor. “9,90 YTL”, yepyeni bir sezona gireceğimiz bu günlerde iyi bir başlangıç olabilir. Ayrıca,  “antipatik” ile “sevimli” arasında gidip gelen Octave karakterini başarıyla canlandıran Jean Dujardin’in oyunculuğundan da hoşlanacaksınız.

Kimler izlemeli?
• Reklamlara ve reklamcıların dünyasına ilgi duyanlar
• Pop-art tadında işlerden hoşlananlar

Kimler izlememeli?
• Anlatımda ve kurguda klasik tutkunları
• Fransız komedi filmlerini sevmeyenler

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Esaretin Bedeli
Umut iyi birşeydir, belki de en iyi şeydir ve iyi şeyler asla ölmez.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com