“Kıyamet” dedikleri bu olsa gerek
Soysal Demir 8 Ağustos 2008, Cuma 13:06

Usta yönetmen Francis Ford Coppola'nın 1979 yapımı başyapıtı “Kıyamet” 49 dakikalık ek yapılmış versiyonuyla vizyonda. Nisan ayında Uluslararası İstanbul Film Festivali’ninde gösterilen bu unutulmaz yapımı beyazperdede izleme fırsatı kaçmaz.

 (10/10)

Yaşayan efsane yönetmenler arasında başı çeken isimlerden Francis Ford Coppola’nın büyük zorluklarla dört yılda Flipinler’de çekmeyi başardığı olağanüstü yapımı “Kıyamet” (Apocalypse Now) sinemayı yakından takip edenlerin her daim adını andığı, özel, iz bırakmış filmlerden. Bugüne kadar yapılmış en etkileyici savaş filmleri arasında başı çektiğine çoğu kişinin hem fikir olduğu bu unutulmaz yapım, 2001’de elden geçirilip yeniden kurgulanarak, ilk filmde olmayan 49 dakika eklendi ve yenilenmiş haline “Kıyamet-Redux” (Apocalypse Now Redux) adı verildi. Yenilenmiş versiyonu haftanın sürprizi olarak vizyonda.

İnsanoğlunun yarattığı “Kıyamet”te; delilikle anlam kazanan dünya

Francis Ford Coppola'nın yazar Joseph Conrad'ın Kongo’da geçen romanı 'Heart of Darkness'inden uyarladığı “Kıyamet”, insanlığın yarattığı en büyük kötülük hali savaş (yaşanmış savaşların en kanlı, acımasız, yıkıcı olanlarından Vietnam savaşı) atmosferi ekseninde geçiyor. Kitapta Kongo’daki misyoner Kurtz, Vietnam’da Marlon Brando’nun muhteşem performansı eşliğinde Albay Kurtz’a dönüşüyor. Kariyeri başarılarla dolu, karizmatik, zeki Albay Kurtz, savaşın yıkıcılığının bir parçası haline gelerek, bir anlamda yarattığı ‘kıyametin’ tanrılığına soyunuyor. İnsan doğasının kötücül yanlarının uygun bir atmosfer bulduğunda nasıl öne çıktığının, yarattığı vahşetle anlam bulduğunun resmi olan “Kıyamet”, insan benliğine, tarihine ilişkin çok şey söylüyor.

Coppola, bizleri filmin ana kahramanı CIA için çalışan Yüzbaşı Benjamin Willard’ın (Martin Sheen) peşine takarak her yerinde kıyametin binbir örneğine tanık olduğumuz uzun, kaotik bir nehir yolculuğuna çıkartıyor. Bu kaotik yolculukta Vietnam’ın büyük bölümü kat edilir. Kurtz’u öldürmekle görevli Willard ve ekibi birbirinden ürkütücü, şaşırtıcı manzaralar eşliğinde yol alırken, bizleri de yanlarına alarak aynı zamanda ruhsal bir yolculuğa çıkarır. Zaman, gerçek, doğru, yanlış birbirine karışır. Sörf tutkunu Helikopter filosu komutanı Yarbay Bill Kilgore (Robert Duval, bu rolüyle BAFTA En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü aldı) sörf yapmaya uygun dalgalar olan bir koyu almak için bir köyü yerle bir eder; başka bir noktada askerleri eğlendirmek için gösteri yapan Playboy kızlarına rastlarlar; komutansız birliklerle karşılaşırlar; sürekli çatışmanın olduğu bir köprü noktasını tutmak için anlamsız, amansız savaşın sürüp gititiği noktalardan geçerler... Anlam, ahlak, ölüm, yaşam, akıl giderik hükmünü kaybeder. Yüzbaşı Benjamin Willard’ın ekibinden geriye kalanlarla Albay Kurtz’un yaratığı, tanrısı haline geldiği dünyayla yüz yüze gelmesi bize insan doğasının sınırları ya da sınırsızlığı konusunda ürkütücü bir manzara sunar. Tarihte Hitler’in sahip olduğu kötücül karizmayı andıran Albay Kurtz çevresine kendisine tapınan insanlardan ördüğü ağ ile bizleri adeta başka bir boyuta geçirir. “Kıyamet” dedikleri bu ola gerek duygusunun fazlasıyla hissedildiği bu anlar;  yarattığımız savaş, yıkım, vahşet, özellikle de kendi doğamızla yüzleştiğimiz anlar olarak öne çıkar. 

Atmosferi, görüntüleri, yarattığı duygusal karmaşayla öne çıkan filmin hiç kuşkusuz oyuncu kadrosu da oldukça başarılı. Başta Martin Sheen olmak üzere filmin sonlarında görünmesine rağmen Marlon Brando, Robert Duval, Dennis Hopper son derece etkileyici portreler çiziyorlar. Bu büyük oyunculara bugünün yaşlı yıldızları olarak görmeye başladığımız, o yılların genç isimleri Laurence Fishburne, Harrison Ford eşlik ediyor.

Her izlendiğinde savaşa, insan doğasına ilişkin yeni bir şeylerin bulunabileceği bu kült yapımı hazır sinemada izleme fırsatını bulmuşken, kaçırmayın, bir daha bu fırsatı yakalamak zor olabilir.

Kimler izlemeli:
- Kült filmleri sevenler
- Derinlikli savaş filmlerinden hoşlananlar
- İnsan doğasıyla yüzleşmeye cesareti olanlar
- Kendisini sıkı bir sinemasever olarak tanımlayanlar

Kimler izlememeli
- Savaş filmlerinden hoşlanmayanlar
- Uzun, zorlayıcı filmler bana göre değil diyenler

Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Muhsin Bey
Uğur Yücel: kusura kalma ağam kendimi kurtarmam gerekiyordu
Şener Şen: kurtardın mı bari?
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com