Amerikan Bozkırından Manzaralar
Nurkan Sever 8 Ağustos 2008, Cuma 09:44

Kızına yuva arayan sorunlu bir anne, onun yokluğunda yeğenine sahip çıkan vefalı bir dayı ve tutunacak dal ararken çiftliğinin kapılarını onlara açan gaddar bir büyükbaba. "Uyurgezer" , Amerikan bozkırından parçalanmış hayat hikâyelerini anlatan kuvvetli bir dram olmasının yanı sıra karakter analizlerine konuyu perdeleyecek derecede bulaşmadan temiz bir iş çıkarıyor.

(8/10)

Gençliğinde yanlış bir evlilik geçiren ve şimdiki sevgilisi de uyuşturucudan tutuklanan Joleen (Charlize Theron) için çok kötü bir dönem başlamıştır. Polis detaylı bir araştırma maksadıyla eve el koyup Joleen ile 11 yaşındaki kızı Tara'yı (Annasophia Robb) kapı dışarı eder ve evi didik didik araştırmaya başlar. Kızı ve kendisi için kalacak bir yer arayan Joleen'e kapılarını açan tek kişi ise son derece naif ve güvenilir bir adam olan erkek kardeşi James (Nick Stahl) olur. Tereddüt etmeden ablası ve yeğenini mütevazi evine alan James sonrasında yeğeni için bir çok fedakarlık yapmak zorunda olacağının farkında bile değildir.

Zira işler bir anda umulmadık şekilde gelişmeye başlar ve Joleen yeni tanıştığı bir kamyoncuyla kirişi kırıp haber bile vermeksizin yeniden yollara düşer. Bir süre sonra gelen mektupta ise bir planı olduğunu, bir ay içerisinde geri döneceğini bildirerek kardeşi ile kızını birbirlerine emanet eder ve esas hikaye bundan sonra başlar.

Theron tam bir kasaba kızı…
Konusu itibariyle aile içi bir dramı betimleyen "Uyurgezer", depresif yapısı ve ağır aksak ilerleyen temposuyla bazı anlarda yorucu olabiliyor. Velhasıl, genel yapısına ve oyunculuklarına bakıldığında aslında buram buram kalite kokan bir yapım. Charlize Theron'un Amerikan taşrasındaki sorunlu ve bir o kadar da hırslı genç kadınları canlandırma konusundaki başarısına hem "Monster" da (Cani)  hem de "North Country" de (Tek Başına) zaten tanık olmuştuk. Theron sanki bu tip roller için biçilmiş bir kaftan olduğunu yeniden kanıtlıyor Joleen rolüyle. Ortalamanın oldukça üzerinde güzelliği, her an her şeyi bırakıp yollara düşecek kadar asi cow-girl tarzı, sert ve ani çıkışları, karavan parkından fırlamış küfürbazlığıyla Joleen tam bir Amerikan kasaba kızı.
 
Geçmişe saplanıp kalmış bir büyükbaba...
Tabii bunu anlamak için çocukluğa inmemiz ve babaları olan Mr Reedy' yi (Dennis Hopper) tanımamız gerekiyor bir noktadan sonra. Zaten James ve Tara bir süre etrafta sürttükten sonra tası tarağı toplayıp Utah'taki bu hınzır eski tüfeğin yanında alıyorlar soluğu. Kızı Joleen ile geçmişten gelen bazı hesaplaşmalarının olması nedeniyle James Tara'nın kendi kızı Nicole olduğunu ve eşinin New York'ta çalıştığı yalanını söylüyor. Ancak gerçeği zaten önceden öğrenmiş olan ve kapılarını onlara bilerek açan yaşlı kurt ikisini de çiftlikte köle gibi çalıştırmaya ve geçmişte kızından gördüğü ihanetin acısını torunundan çıkarmaya başlıyor.

Parçalanmış hayatlar, dert küpü olmuş gencecik insanlar ve California'dan Utah'a geçmişin kör ve kuytu köşelerine doğru yapılan bir yolculuk. "Uyurgezer", trajik bir hikâyeyi fazlaca sulandırmadan gayet kıvamında aktaran bir dram olmasının yanı sıra aile kavramı içerisindeki bazı dinamiklerin gelecek kuşaktaki yansımalarının ne kadar vahim boyutlarda olabileceğinin sinyallerini veriyor inceden inceye.

Gizli kalmış ailevi sırların gelecekte ne olursa olsun bir şekilde fertlerin önüne döküleceği ve faturanın nedense çocuklara çıkacağını vurgulayan bir yapım karşımızdaki. Yozlaşmanın patlak verdiği, aile sırlarının kadın programlarındaki yapay gözyaşlarına meze olduğu günümüzde ebeveynlerin çocukları ile olan ilişkilerinin önemini vurguluyor kalın harflerle.

Bir babanın kızı ve yıllar sonra torunu üzerinde uyguladığı baskı kafamızda soru işaretleri bırakırken, dayısıyla hayata tutunmaya çalışan Tara’nın yüzündeki hüznün okunduğu ve James’in yerdeki pejmurde bir yatakta yatarken ağlamamak için kendini zor tuttuğu sahnelerde içimizi acıtan bir şeylerin olduğu su götürmez bir gerçek. Ancak yine de karakterlerin filmin önüne geçmeden derinleşmesi, hikâyeyi baltalamadan mevcudiyet göstermesi, daha net bir ifadeyle filmin başrolü üstlenecek karakter ve metaforlara ihtiyaç duymadan kendi hesabını kendi görmesi şüphesiz karşımızdaki yapımı bir adım öne geçiriyor.

Geçmişte X-Men , Batman & Robin gibi bazı önemli projelerin görsel efekt uzmanlığını yapmış olan ve ilk yönetmenlik denemesini Uyurgezer ile gerçekleştiren Bill Maher ile senarist Zac Stantford'un az lafla çok işi başardıklarını söyleyebiliyoruz gönül rahatlığıyla.

Evet, daha önce başka türler olan şey tekerrür ediyor ve sinemaseverler olarak türlerdeki varyasyonların nasıl çaktırmadan şekillendiği konusunda bir “vaka incelemesi” ile karşı karşıya kalıyoruz aniden. “İhtiras Rüzgarları” gibi destansı ve başrol odaklı dramlar artık yerini son derece minimalist ancak bir o kadar da gerçekçi hikayelere bırakırken etkileyicilik konusundaki anlayışlar da tamamen alaşağı oluyor.

Kimler İzlemeli   
• Aile içi konuları ve parçalanmış aile temasını işleyen filmleri izlemeyi sevenler
• Amerikan taşrasına ve New York dışındaki gerçek Amerika'ya ilgi duyanlar
• Karakterlerin içinde boğulmadan ağız tadıyla bir dram izlemek isteyenler
 
Kimler İzlememeli
• Ağır tempolu filmlere katlanamayanlar
• Dram da olsa işin içinde biraz aksiyon mutlaka olmalı diyenler

Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Lagerfeld Sırları
Ciddi olmak gerekir ama bunu başkalarına anlatmanıza gerek yok.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com