Kayıt
"Ölülerin Günlüğü": Etkisi nasıl olacak?
Kerem Akça 15 Temmuz 2008, Salı 16:20
Zombi filmlerinin babası olarak da anabileceğimiz George A. Romero, zombi serisinin beşinci filminde ilk dördünden daha farklı bir şeye kalkışıyor. 35 mm'nin yerine HD ile çektiği filmi, bu doğrultuda 'film içinde film' mantığıyla akarak 'cinema-verité usulü bir alt tür örneği' üretmek istiyor.

(5/10)

En son zombi filmini 3 yıl önce "Ölüler Ülkesi" ("Land of The Dead") ile veren ama aslen 1968, 1978 ve 1985 tarihlerinde çektiği filmlerin oluşturduğu 'Ölüler' üçlemesi ile tanınan Romero, korku serisinin beşinci filminde nihayet farklı bir şey yapmaya soyunmuş. Zira bundan önceki dört yapıt da, aynı kurallarla işleyen alt tür filmleri olarak, politik arka planlarını dönemlere göre şekillendirmenin ötesinde 'yeni' bir şey yapmıyorlardı. Özellikle "Ölüler Ülkesi"nin 2000'li yıllarda çekilmiş olmasına karşın, aynı mantıkla yapay bir 11 Eylül dönemi taşlaması yapmak istemesi, bir şekilde Romero için 'yaşlandı' yorumunu getirmemize sebep olmuştu. Ancak bu projesinde yönetmen, çağa ayak uydurmuş. En azından uydurmaya çalışmış diyebiliriz.

Biz bunu daha önce görmemiş miydik?

Romero, 35 mm'yi bir kenara bıkarak dijital kameraya geçiş yapıyor bu filminde. Bunun dayanak noktası ise, bir grup gencin zombi istilasının filmini çekmek için kolları sıvaması. Böyle olunca da yönetmen iki günlük bir zaman diliminin üzerine gidip, dogmanın sinemaya getirdiği 'gerçeklik' duygusunu kullanmaya çalışıyor. Ancak biz bu denemeyi, farklı alt türler için olsa da, "Blair Cadısı" ("The Blair Witch Project", 1999) ve "Canavar"da ("Cloverfield", 2008) görmüştük. Hatta o iki film, gerçek duygusunu vermekte ciddi anlamda başarılı oldukları için bir şekilde daha inandırıcı olmayı başarıp, çıktıkları yolu tamamlama becerisini gösteriyorlardı.

Ancak buradaki durum biraz daha farklı. Romero, internet kültürünü ve günümüzde daha da hakim olan kapitalist dayatmaları eleştirmeye soyunuyor. Bu doğrultuda da karakterlerinin eline çekim için DV kamera, kurgu yapmak için ise laptop veriyor ve onları film çekmeye yönlendiriyor. Tabii bu yola çıkışın iki yanlış tarafı var. Birincisi, ellerine aldıkları kamera, bir öğrenci kamerası olmasına karşın, "Canavar" ve "Blair Cadısı"nda gördüğümüz dijital el kamerası değil. Yani bu kamerayı zombilerden kaçarken iki gün boyunca 'el'de taşımak pek de olası görünmüyor, ağırlığına ve ölçülerine baktığımızda. Bunu bir kenara bırakacak olursak, bu kameranın günümüz için biraz eski kaldığı da söylenebilir. Yönetmen, bu durumu biraz olsun kız kurbanlarından birinin cep telefonundaki kamerayla çözmek istese de, bütün karakterlere yayamadığı için bir şekilde kendini inkâr etmiş oluyor. Tabii aslında filmi HD ile çekmesi de bizi ayakta uyuttuğunu ve asla dijital el kamerasını onaylamadığını kanıtlıyor. Böylece inkâr etme işlemi ikinci kez gerçekleşiyor.

Yani internetle ve günümüz teknolojileriyle ilgili bir bilgi yetersizliği olduğu sonucunu çıkarabiliriz rahatlıkla. İkinci noktaya geçtiğimizdeyse, film 'kurmaca bir film çekme hikâyesi' anlatarak başlıyor ve bunu zamanla kaçış hikâyesine çeviriyor. Bu durum da hiç inandırıcı değil ve hatta fazlasıyla yapay. "Blair Cadısı 2"de ("Blair Witch Project 2: Book of Shadows", 2000) bu mantığın kötü bir örneğine tanık olmuştuk daha önce. Kısacası Romero'nun çıktığı yolda kendini bir kez daha inkâr ettiği ve 'saf gerçeklik'i sağlamak yerine 'kurmaca gerçeklik'le sınıfta kaldığı söylenebilir. Zira sona öyle bir 'youtubeda insanların birilerini öldürürken zevk aldığı videolar var' söylemi yerleştirerek altından kalkılabilecek bir durum değil elindeki.

Cinema-verité tarzı zombi filmi olarak yeni bir ekol doğurabilir

Üstelik kendiyle özdeşleşen bu alt türü genç karakterlerle sarması da, kurban klişeleriyle can sıkan teen-slasherlara yaklaşmasını sağlıyor. Tabii bu gerçekçilik durumunun yapıtın 'gore' dozunu düşürmesi, bir şekilde ilk filmin 'bütçesiz' seviyesine dönüş yapmasını sağlıyor Romero'nun. Ancak bu durumun filmin aleyhine işlediğini söylesek doğru olmaz. Aksine mantığına uygun az ama öz hareketten biri olduğunu itiraf etmeliyiz. Yani kısaca, 'çıkış noktası iyi fakat sonuç kötü' diyebiliriz bu eser için.

Bunu söylerken "Zombilerin Şafağı" ("Shaun of The Dead", 2004) ve "28 Gün Sonra" ("28 Days Later...", 2003) ile beraber zombi türünü yenileştirme hareketine dahil olduğunu ve ikisinin yanına yeni bir ekol eklediğini de es geçmemek lazım. Buna karşın ne kadar başarılı olduğu tartışma konusu. Belki yanına günümüz teknolojisine hakim genç bir yönetmen asistanı alsaymış, daha bilinçli bir deneme kotarabilirmiş. Yine de çıkış noktasının doğurduğu ama yönetmenin uygulayamadığı 'cinema-verité tarzı zombi filmi' formülüyle bile bazı filmlerin yolunu açabilir, bilinçli örnekler doğurabilir veya türe ivme kazandırabilir. Bunu zaman gösterecek...

(5/10)

Kimler izlemeli?

  • Romero hayranları.
  • 'Ölüler' üçlemesini sevenler.

    Kimler izlememeli?

  • "28 Gün Sonra"yı izledikten sonra türün eski kuşaklara ihtiyacı olmadığını düşünenler.
  • El kamerasıyla çekilip 'gerçeklik' oyunu oynayan korku filmlerini sevmeyenler.
  • Toplam 2 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
    Haftanın Filmi
    Dante 01
    Dante 01
    5.9/10
    TV'de bugün
    Son Kale (7 Eylül 2008 23:00 Fox)
    Fox'da bu akşam 23:00'da başrollerini Robert Redford, James Gandolfini ve Mark Ruffalo'nun paylaştıkları Son Kale (The Last Castle 2001) adlı film ekrana geliyor.
    Replik
    Polis
    Şiddete meyyalim vallahi dertten.
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com