









(6/10)
"Kurt Kapanı"nı hatırlarsak, o filmde Avustralya'nın uçsuz bucaksız çöllerinde kaybolan gençlerin başlarına ne geldiğini görüyorduk. Filmin sonunda beliren yazıda her yıl binlerce insanın Avustralya taşrasında kaybolduğu yazıyordu. Mekân Avustralya'ydı belki ama bu, pek de iyi belirtilememiş gibiydi. Misal, o filmin Teksas'ın bayırında, çölünde geçtiğine dair bilgi verilseydi, kaçımız bunun doğru olmayacağını anlayacaktık? "Timsah"da ise durum biraz farklı. Burada da yine olaylar Avustralya'da geçiyor ama McLean ülkesinin coğrafyasını fazlasıyla kullanmaktan çekinmiyor.
Filmin konusu hakkında konuşmaya başlamadan evvel bir meseleyi belirtmekte yarar var. Film keskin bir şekilde ikiye ayrılıyor. İlk bölüm düşünsel bakımdan seyirciye bazı fikirler verme potansiyeline sahipken, ikinci bölüm yönetmenin maharetine bağlı bir şekilde gerilim ve gerilimi doğuran aksiyona ayrılmış vaziyette.
Açık alanda klostrofobi
"Timsah", timsahların kum gibi kaynadığı bir nehre tekne gezisi düzenleyen ve teknelerinde gerçekleşen bir kaza sonucu bir adacığa sığınan bir grup insanın hayatta kalma çabasını anlatıyor. Hikâyesiyle ve açık alanda yarattığı klostrofobiyle "Yaşamak İstiyoruz"u ("Lifeboat", 1944) anımsatan "Timsah", o filmin taşıdığı gibi siyasal bir altmetin barındırmıyor. Ancak iki filmdeki insanların temel motivasyonu aynı, yani hayatta kalma gayreti. Fakat "Timsah" biraz daha heyecana ve gerilime meyleden bir yapım. Bunun dışında "Timsah"ın yaşama tutunma çabası içindeki küçük topluluğunu da, uçak kazasında bir adaya düşen "Lost"un sakinlerine benzetmek de mümkün. Hepsinin derdi bulundukları yerden kurtulmak, düştükleri yer ister bir ada isterse de adacık olsun.
Yazının başında belirtildiği gibi filmin yabancı düşmanlığı ve buna karşı gelme üzerine bir sözü de var sanki. Bu daha çok ilk bölümde hissediliyor. Tekne gezisine katılan yabancı turistlerin normalde yasak olan timsahların yaşam alanlarına girmesi gibi, gezi dergisi yazarı Pete'in de oranın yerlisi Kate ve Neil'in hayatına girmesi biraz benzerlik taşıyor. Bununla beraber mekânın doğallığına ve vahşiliğine rağmen Pete'in takım elbisesi, onun oraya ait olmayan bir "yabancı" olduğuna işaret eden küçük bir detay olarak düşünülebilir. Filmin ikinci yarısı ise Pete'in timsahla ya da biraz da dolaylı bir şekilde doğayla mücadelesi üzerine kurulu. Pete, bu sürüngene karşı gelerek yabancı olduğu Avustralya'ya kendini kabul ettirmeye de çalışıyor bir yandan. Yönetmen McLean'in atmosfere dair takıntıları da film süresince kendini belli ediyor. İlk baştaki sinir bozucu sinekler gibi, nehir ve doğal hayattan görüntülerle, kimi zaman National Geographic tadı yakalıyor "Timsah". Bu da, "Teksas Katliamı" tandanslı bir yönetmenin ikinci filmi için bir nebze görsel özgünlük demek.
Dişlerini geçirmek isteyen "Timsah", atmosfere dayalı bir gerilim filmi nihayetinde. Mekânı kullanması bakımından belirli farklılıklar taşıyor ve son dönemdeki gerilim filmlerinden de birazcık uzaklaşıyor. Yabancı düşmanlığı ve ona karşı gelme üzerine taşıdığı altmetnini de bir katma değer olarak görmek mümkün.
Kimler İzlemeli?
Kimler İzlememeli?



Kanal 1'de bu akşam 21:30'da Joan Allen ve Kevin Costner’ın başrolü paylaştığı romantik komedi "Öfkeli Aşıklar" adlı film ekrana geliyor.







Seanslar
Fragman
