"88 Dakika": Dakikalar arasında kovalamaca
Nurkan Sever 4 Haziran 2008, Çarşamba 11:58

Hollywood'un genç kesimden sağlam oyuncularının performanslarıyla bezenmiş "88 Dakika" hızlı temposu fakat hiç de yenilikçi olmayan vasat anlatımıyla emsallerinin arasında kaybolup gitmeye mahkûm gibi gözüküyor. Ne yazık ki Al Pacino'nun oyunculuğu ve kariyeri bile filmin sıradan senaryosunu kurtarmaya yetmemiş.

Tüm sinemaseverler olarak Pacino'nun isminin ve itibarının sinema dünyasındaki birçok projenin havasını bile değiştirmeye yeteceğini biliyoruz. Zira bu sofistike İtalyan artık hangi işe el atsa hangi projeye bulaşsa mutlaka ses getireceği aşikâr. Çoğu zaman filmi perdeleyen karizması, devleşmiş oyunculuğu ve ağızları açık bırakan performansıyla Pacino fenomeni yıllardan beri zihinlerimizi meşgul ediyor. Pek tabii ki tüm büyük oyuncular gibi Pacino'nun da kazara yer aldığı, büyüsüne kapılıp kabul ettiği ya da sırf gündemden kopmamak adına imza attığı projeler bulunuyor. "88 Dakika" bunlardan hangisine dahil bilinmez ancak Pacino gibi devasa bir oyuncu için yanlış seçim olduğu ve emektar oyuncunun bu prodüksiyon için en az iki beden büyük geldiği gün gibi ortada.

Adli psikiyatrist Dr. Jack Gramm (Al Pacino) seri katillerle ilgili birçok vakada FBI ile birlikte çalışan ve aynı zamanda üniversitede kriminoloji dersleri veren işine tutkun bir profesördür. Yıllar önce Jon Forster (Neal McDonough) adlı seri bir katilin davasında görev yapmış, delil yetersizliğine rağmen jüriyi etkileyecek güçte bir ifade vermiş ve 'Seattle Kasabı' lakaplı bu katile hüküm giydirmiştir. İdama mahkûm olan caninin infaz tarihinin yaklaşmasıyla medyada taraftarlarının ortaya çıkması ve gündemi oldukça meşgul etmesi Dr. Gramm için çok da büyük önem teşkil etmemektedir. Ta ki aynı tarzda kopya cinayetler başlayana, şehrin huzuru kaçana ve profesörün sevdiği öğrencilerinden biri katledilene kadar. FBI ve Dr. Gramm artık bu davada tam bir işbirliği içine girmiştir ve Forster'ın hapiste olduğu halde dışarıdan birini kontrol ederek bu cinayetleri işlediğini düşünmeye başlarlar. 'Seattle Kasabı'ise bu vesileyle masum rolü oynayarak suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışıyor ve her gün hapishanede özel kanallara röportaj vererek yandaş toplamaya devam ediyordur. Ancak işler bununla da kalmaz ve bir sabah profesörümüz dijital efektle bozulmuş sese sahip birinden 88 dakika içinde öleceğine dair bir telefon alır ve macera başlar. Dr. Gramm öğrencilerinden tutun da çalışma arkadaşlarına kadar herkesten şüphelenmeye ve asistanı yardımıyla etrafındaki tüm potansiyel suçluları araştırmaya kalkar.

Genç oyuncular göz dolduruyor…

Bu zorlu süreçte Alicia Witt (Kim), Leelee Sobieski (Lauren) ve Benjamin McKenzie ( Mike) gibi 80 kuşağından gelen new-school oyuncuların harika performansları göz dolduruyor. Özelikle genç oyuncular Leelee Sobieski ve Benjamin McKenzie'ye değinmeden geçmek haksızlık olur. 2002 yapımı "Joy Ride "da kendini kanıtlamış ve hafızlarda yer etmiş olan New York doğumlu aktris masum güzelliği ve artık iyiden iyiye geliştirdiği oyunculuğu ile "Deep Impact"deki silik halinden oldukça uzakta. "The O.C." dizisinde Ryan Atwood rolüyle tanıyıp sevdiğimiz ve 2005 yapımı Oscar adayı "Junebug" ile iyiden iyiye sesini duyuran Ben McKenzie ise profesörün skeptik öğrencilerinden birini canlandırarak farklı bir karakterle karşımıza çıkıyor. "Crash" , "Payback" ve "İskoçyalı III" gibi filmlerden hatırladığımız Deborah Kara Unger (Carol) ve "Kardeşler Takımı" dizisiyle kariyerini perçinleyen Neal McDonough (Jon Forster) filmin diğer ağır topları olarak kaliteli oyunculuklar sergiliyorlar.

Ancak tüm oyuncu zenginliğine, performans kalitesine ve Pacino fenomenine rağmen "88 Dakika" cumartesi günleri vakit öldürmek için izlenen vasat macera filmi tadından öteye geçemiyor. Filmin sonuna kadar katilin kim olduğu soruları kafamızın içinde dönüp dururken kendi kendimizi sorgulamaya başlıyor ; "katil kim?" diye sorduran ve sonunda alâkasız bir karakterin katil çıktığı filmlerin artık o eski etkiyi vermediğini anlıyoruz. Zira artık izleyici büyük oyunculara ve kaliteli performanslara önem verdiği kadar özellikle yenilikçi senaryoları, farklı sahneleri ve kendisine özgü tarzı olan filmleri tercih ediyor. Gerçek zamanlı aksiyon filmleri için de aynı kurallar geçerli. Kısacası seyirci sektörden yenilik istiyor!

Kimler İzlemeli?

  • Gerçek zamanlı ve hızlı tempolu aksiyon filmlerini soluksuz izleyenler.
  • Al Pacino fanatikleri.
  • Leelee Sobieski ve Ben McKenzie gibi 80 kuşağının elit oyuncularına ilgi duyanlar.

    Kimler İzlememeli?

  • Al Pacino'nun ismine bakıp devasa bir yapım bekleyenler.
  • Yenilikçi bir senaryo ve ana akımdan uzak bir aksiyon izlemek isteyenler.
  • Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
    TV'de bugün
    Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
    Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
    Replik
    Polis
    Şiddete meyyalim vallahi dertten.
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com