“Düello”: Japon Usulü Post-Modern Western
Gökhan Şeker 2 Haziran 2008, Pazartesi 14:12

“Otel”e (“Hostel”, 2005) verdikleri dolaylı destekten Takashi Miike ve Quentin Tarantino gibi iki sinema delisinin bir işler çevirecekleri kestirilebiliyordu. Nitekim, Miike’nin yönettiği ve Tarantino’nun da tuzunun bulunduğu “Düello” (“Sukiyaki Western Django”, 2007) westernin kodlarıyla oynayan absürt bir film olarak ortaya çıkmış buluyor.

 (6/10)

İlk olarak şunu söylemek gerekiyor ki “Düello” hazmı kolay bir film değil. Miike’nin meraklısı olmayanlar ya da post-modern bir westerne hazırlık yapmamışlar yolun başında dönebilirler, kapı onlar için hala açık. Fakat meraklıların devam etmemesi için hiçbir neden bulunmuyor.

“Düello” klasik western temalarını tekrar etmekle birlikte, westernin karakterlerini ve ikonografisini allayıp pullayıp bambaşka bir şekle şemale sokan bir yapım. Çoğu westernde olduğu gibi yine bir intikam hikayesi, kasabaya gelen yabancı, kasabanın iktidarsız şerifi gibi temel öğeler ve karakterler burada da mevcut. Ancak filmi farklı kılan absürt yanlar var ve son dönemde örneğine sıkça rastladığımız westernle ‘oynayan’ yapımlar arasından “Düello”nun sıyrılmasını sağlayan da bence bu tarafları.

Bu absürt noktalara değinmek gerekirse... İlk başta filmin bir Japon westerni olması bile başlı başına biraz ‘saçma’. Çünkü ‘western’ kelimesindeki Batı bile coğrafi olarak Amerika’nın kuzey batısına ve oraya ait geleneklere işaret ediyor. Gerçi has westernlerin İtalya’da çekilen ve spaghetti western olarak anılan yapımlar olması bir hayli ironik olarak düşünülebilir. Ancak o yapımlarda filmin mekanı olarak Kuzey Amerika’nın görülmesi ve hikayenin ‘vahşi batı’da geçmesi nedeniyle ortaya garip bir sonuç çıkmıyordu. Burada ise Japonya’nın pirinç üretimine müsait topraklarında geçen hikaye, ‘saloon’ların Japon mimarisiyle bütünleşmesi, ata binip beline silahını takan kovboyların kılıç kuşanan samuraylarla iç içe geçmesi ile elbette tuhaf bir birleşim doğuruyor. Bunların yanı sıra alışılageldik westernlerde fahişe ya da erkeğini bekleyen pasif kadın karakterlerin aksine, “Düello”nun Kanlı Benten namında, geçmişinde elinde hamur değil de tabanca olan bir karakteri barındırması da dikkate değer bir nokta.

“Düello”nun üzerinde durulması gereken absürt özelliklerinden biri de mizahı. Westernlerin doğasında bir güldürü öğesi hep olagelmiştir aslında ve bu da genellikle şapşal yan karakter sayesinde yaratılır, bkz. “İyi, Kötü, Çirkin”in (“Il Buono, Il brutto, Il cattivo”, 1966) Çirkin’i. Burada ise başkarakterlerinden biri Shakespeare hayranı ve kendi ismini bir Shakespeare eserine atfen Henry olarak değiştiriyor. Piercing takan kovboy-samuray melezlerini de hesaba katalım… Bu tarz bir mizaha başvuran başka bir western sinema tarihine daha evvel gelmemiş ve bu noktadan sonra da gelmeyecektir herhalde…

Biraz evvel westernin Kuzey Amerika kültürüne dair bir tür olduğundan bahsetmiştim. Öte yandan bu türün revaçta olduğu dönemde dünyanın dört bir yanında bin bir çeşit westernin çekildiğini de hatırlamak lazım. Mesela bizde de bu türün basit örnekleri çekilmişti. Bkz. Cüneyt Arkın’lı “Ringo Kid – Kanunsuz Kahraman” (1967).  Bu bakımdan meseleye bakıldığında Japonya’nın westerne Amerika’dan sonra en uygun ülke olduğunu düşünmek de mümkün. Zira, kovboy ve samuray arasındaki benzerliğin bir kanıtı için Kurosawa’nın “Yedi Samuray”ının (“Shichinin No Samurai”, 1954) en afili westernlerden biri olarak “Muhteşem Yedili”ye (“The Magnificent Seven”, 1960) dönüşümüne bakılabilir. Zaten düşünüldüğünde de, hem kovboyların hem de samurayların kahramanlık ve zayıf olanı koruma üzerine şekillenen kimliği farklı toplumlar olmasına rağmen iki kültürün kesişim kümesi gibi görünüyor.

Miike yönetmenlik yaşamı boyunca farklı tarzda ve türde filmlere imza attı ve anlaşılan o ki atmaya devam edecek. Bir aile filmleri parodisi “Katakurilerin Sevinci” (“Katakuri-ke No Kôfuku”, 2001) de onundu, bir seri katilin hikayesine odaklandığı “Katil Ichi” (“Koroshiya 1”, 2001) de. Bu filmlere bakıldığında “Düello” gibi bir film Japon yönetmen için çok sıradan kaçıyor. Çünkü mesele Miike olduğunda “sıra dışı” kelimesi sıradanlaşıyor.

Kimler İzlemeli
+ Miike sinemasını yakın markaja alanlar.
+ Westernin geçirmekte olduğu yapısal evrimi takip edenler.

Kimler İzlememeli
+ John Ford usulü bir westernin özlemini çekenler.
+  Kanlı ve absürt bir film görmek istemeyenler.

Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Sihirli Dadı
Sevilen kişi her zaman güzeldir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com