"Yasak Bölge": Katıksız nefret
Lale Ulutaş 27 Mayıs 2008, Salı 02:08
Zengin ve yoksul arasındaki sınır, hiç bu kadar derin çizilmemişti. Gerçek olması imkânsız, karanlık bir kâbusa benzeyen "Yasak Bölge", Mexico City'de geçen hikâyesinde, sosyal bölünme ve paranoyanın insanı nasıl da uçlara savurabileceğini keskin bir anlatımla gözler önüne seriyor.

 (7/10)

"Özel Tim", "Tanrıkent", "Garaj Olimpia"… Latin Amerika'nın kanayan yaraları yoksulluk, şiddet ve devletin kiyafetsizliği üzerine odaklanmış bu filmlere bir yenisi daha eklendi; "Yasak Bölge" ("La Zona", 2007). Dünyanın en yüksek suç oranına sahip şehirlerinden Mexico City'de, bir duvarla ayrılan yaşamlar bir gün bir kazanın sonucunda kesiştiğinde, suç, suçlu, kurban, adalet gibi birçok kavram kendi anlamının çok ötesine geçer. Yanyana ama birbirinden fersah fersah uzak iki yaşantıyı sürdüren iki genç, bu kaotik ortamın merkezinde yaşadıklarının bedellerini yine birbirinden farklı olarak ödüyorlar.

Yüksek duvarlarla çevreledikleri sitelerinde, sahte bir gerçekliği yaşayan La Zona sakinleri, duvarın hemen dışındaki fakir bölgeyle, bazılarını hizmetlerinde kullanmak dışında, hiçbir ilişkiye girmemektedirler. Duvarın dışında yaşayanlar insan da değildir zaten onlar için. Bir gece fırtınada devrilen bir tabelanın La Zona tarafına düşen konstrüksiyonu sayesinde, bu hayal ülkesine geçiş yapan üç yoksul genç, hırsızlık sebebiyle girdikleri evde, ev sahibini öldürürler. Tüm sokakları kameralarla izlenen ve kendi güvenlik teşkilatı ile korunan La Zona'da, böyle bir olayın yaşanması, sakinlerinin duvarın öte tarafına duydukları nefreti daha da kabartır. Hemen toplanan site yönetimi, suçluların yakalanması için harekete geçer. Olaylar üzerine La Zona'ya gelen polis teşkilatıyla işbirliğine yanaşmaz. Üstelik La Zona'dakiler polisi rüşvetle devre dışı bırakmaya bile soyunur. Çünkü site yönetimi için artık orman kanunları geçerlidir.

Geleceğe dair ümit var mı?

Site içinde insan avı başladığında, duvarın öteki yanından gelenler birer birer öldürülür. Site sakinlerinin ölülere davranışı da içler acısıdır. Yönetmen Rodrigo Plá, ölü bedenleri görüntülediği çarpıcı karelerinde, bu içler acısı durumu iliklerimize kadar hissettiriyor. Filmin ilk sahnelerinde gerilime yavaş yavaş hazırlanırken, olayların bu boyuta gelebileceğini düşünmüyoruz. Hikâye ilerledikçe, karanlık, ütopik bir bilimkurgunun içine düşüyoruz adeta. Filmin ışığı, renkleri ve tüm karakterlerin donukluğu bu farklı lezzeti destekler nitelikte. "Yasak Bölge" yer yer geleceğe dair karanlık ufuklar çizen "1984" ve "Cesur Yeni Dünya" romanlarını hatırlatıyor. Oysa yaşananlar bilimkurgu değil ne yazık ki. Benzerleri Latin Amerika ülkelerinin bir çoğunda yaşanıyor. Bu bilgi filmin etkisini ikiye katılıyor. Peki gelecek için ümit var mı? Rodrigo Plá, Miguel ve Alejandro'nun hayatlarını kesiştirmekle "ümit"in kapısını aralıyor.

Hırsızlardan hayatta kalmayı başaran Miguel, site liderlerinden Daniel'in evinin bodrumuna saklanır. Daniel'in on altı yaşındaki oğlu Alejandro, bodruma indiği bir günde Miguel'i fark eder. İlk tepkisi olumsuz olsa da, sonrasında Miguel'e acır. Aralarında yavaş gelişen bir arkadaşlık başlar. Alejandro, Miguel'e bakar, karnını doyurur, kıyafet verir. Bu arkadaşlık bodrumda devam ederken, kamera tekrar site sokaklarına döner. Herkes Miguel'in peşindedir. Alejandro, Miguel'e yapılacakları bildiğinden, yakalanmaması için çok dikkatli davranır, elinden gelen her şeyi yapar. Sonuç ne olursa olsun, yaşananlar Alejandro'yu büyük bir uyanışın başlangıcına getirir. İşte bu başlangıç, sınıflararası nefretin sonunu getirme adına bir ümit kıvılcımı taşıyor.

Son söz

"Yasak Bölge", seyircisine mesafeli bir film. Bu mesafeyi belli bir dengede tutmada başarılı, ancak biraz derinliksiz. Belki de böyle bir derinliğe ihtiyacı yok. Yaşananların etkisi o kadar güçlü ki, karakterleri ya da olayları duygusal anlamda güçlü kılmak, gerçekliğin soğukluğunu kaybettirebilirdi. Yine de oyunculuklar daha kuvvetli olmalıydı diye düşünmeden edemiyor insan.

Sonuç olarak, "Yasak Bölge" sinemasal yapısından öte, ortaya koyduğu gerçekler ve verdiği mesajlarla ön plana çıkan bir film. Birçok uluslararası festivalde gösterilen ve bazılarından ödüllerle dönen bu filmi kaçırmamakta fayda var.

Kimler İzlemeli?

  • Latin Amerika ülkelerinde yaşananlara ilgi duyanlar.
  • Farklı ülke sinemalarını ve yönetmenlerini tanımak isteyenler.

    Kimler İzlememeli?

  • Sert filmlerden hoşlanmayanlar.
  • Henüz kimse yorum yapmamış.
    TV'de bugün
    Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
    Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
    Replik
    Akıl Defteri
    Kendimize kim olduğumuzu hatırlatmak için hepimizin aynalara gereksinimi var...
    Guy Pearce
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com