Kayıt
"Indiana Jones": Kristalize macera
Kerem Akça 24 Mayıs 2008, Cumartesi 08:29

Dördüncü "Indiana Jones" filmi, serinin ilk üç yapıtıyla aynı ayarda bir çalışma. Ancak Spielberg'in serinin özünde olmayan türlere somut göndermeler yapmasıyla sürprizli ve keyifli bir hal aldığı söylenebilir. Shia Laboeuf'un Harrison Ford'un yanına 'yeni nesil kahraman' olarak eklenmesi de, serinin külliyatı için önemli kuşkusuz...

Indiana Jones, nam-ı diğer Indy, 19 yıl önce tamamına ermişti aslında. Ancak Paramount, DreamWorks ve Lucasfilm el ele verip dördüncü filmi projelendirince, karşımıza "Indiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı" ("Indiana Jones and The Kingdom of Crystal Skull", 2008) çıktı. Burada filmin 80'ler sinemasındaki yerini ve o çerçevede öne çıktığı tarafları tek tek saymak doğru olur mu bilemiyoruz. Ancak işin doğrusu, bu eserin serinin üç filminde kullanılan formül üzerinden sonuç almak istediği... Yani bir pazar ürünü olarak baktığımızda aynı ticari numaraların uygulandığını, macera filmlerini yenileyen bir film olarak baktığımızda ise aynı motiflerin kullanıldığını görebiliyoruz. Lafın özü, biraz 'geri kalmış' bir Indy bu...

Üçüncü filmdeki numaranın aynısı!

Ancak elbette işin içinde Spielberg olunca, bu durumu kurtarmak için çeşitli oyunlara başvurulmuş. Öncelikle Harrison Ford'un rol için fazlaca yaşlanmış olması sebebiyle, yeni bir Indiana Jones ihtiyacıyla yanıp tutuştuğu projeye Shia Laboeuf'ü dahil etmiş yönetmen. Indiana Jones ve seyirci, filmin belli bir yerinde Laboeuf'ün canlandırdığı karakterin Indy'nin oğlu olduğunu öğreniyor. Aslında bu durum ne bir sürpriz, ne bir şaşırtmaca, ne de zeki bir senaryo numarası. Zira üçüncü filmde senaryo grubu, ilk iki filmde Harrison Ford'un canlandırdığı Indiana Jones karakterini Sean Connery'nin eline teslim etmişti. Böylece Indiana Jones'un oğlu Indiana Jones Jr., Harrison Ford tarafından canlandırılarak 'gençlik heyecanı' kaybedilmemişti. Bu sayede de ilk iki filmin geçtiği zamanı biraz ileriye kaydırmak gibi bir cinlik yapılmıştı...

Yani burada gördüğümüz numaranın ticari bir amaçtan başka bir şeye yaramadığı çok bariz ortada. Zira yeni neslin yükselen yıldızı LaboeufIndiana Jones Jr. Jr. (Indiana Jones'un torunu) yapmak ve filmin sonunda babasının 'şapka'sını almak isterken göstermek, 'sinemasal' beyinlerden çıkabilecek bir şey değil. Zaten Shia Laboeuf'ün ismini afişte görünce böyle bir numarayı öngörmemek de biraz 'saf'lık olur, seriyi az çok takip eden izleyici için. Ancak elbette bu kolaycı ve ticari hareket, Indiana Jones serisinin ticari amaçlarla yürüdüğünü özetliyor...

Mantık boşluklarına dayalı bir tür kırması iskeleti

Spielberg; Lucas ve Kaufmann'ın yazdığı senaryonun katkısıyla dramatik yapısını mantık boşlukları üzerine kurmuştur seri boyunca... Dramatik geçişlerin mantıklı bir açıklaması yoktur. Sadece aksiyon sahnelerinin ince işçiliğine ve temposuna yol açmak için devreye girerler. Bu filmde de bu anlayışı tam anlamıyla görebiliyoruz. Hatta bütçesinin ilk üç filminkinden daha yüksek olması 'abartılı' efektleri (özellikle patlama ve uzay gemisi sahnelerine dikkat!) de beraberinde getiriyor. Bu noktada önemli olan Spielberg'ün bu sahneleri arka arkaya yerleştirirken, diyaloglarla yakaladığı mizah ve aşk dozunu da kullanarak rahat izlenir bir 'blockbuster' sunma arzusundan bir an bile uzaklaşmaması. Kariyerinde en iyi yaptığı şey de bu zaten, bu filmde de gördüğümüz gibi...

Tabii Spielberg'in kullandığı bu klişe formül, Indy'nin maceralarına her zaman aşık olduğu bir kadın ve güvendiği bir yoldaşla girmesini sağlar. Karakterimizi, istisnasız bir şekilde uzak bir ülkede hazine avına yollar. Böylece ötekileştirilebilecek veya doğululaştırılabilecek mekân ve karakterler (genelde kötü adamlar) de almış olur eline. Bu sayede ırkçı bir politika sergilerken, western tonuna da alan açma şansı yakalar...

Indiana Jones, aksiyon-maceraya uydurulan bir kovboydur aslında...

"Indiana Jones" serisi, aslen Amerikan toplumunu daha kolay yakalamak için western türünü modernize ederek aksiyon ve macera ile karıştırır. Bu tür kırması iskelette 30'lu yıllardaki macera filmlerini yenilemek de amaçlanır. Hepsinden aksiyon-western-macera-komedi-aşk türlerini karıştıran bir toplam çıkarılır. Jones'un şapkasının ana kahramanlık motifi olması ve süper kahramanlar gibi doğaüstü güçlere sahip olmaması da bunu gösterir zaten. O aslında ilginç hikâyelerin peşinden ülkesinden (yani batıdan) 'gelişmemiş doğu'ya doğru giden bir 'turist'tir. En önemlisi de zengin ve aklı başında bir profesör olmasıdır. Takım elbise yerine deri ceket giyince, bir anda nam-ı diğer Indy'e dönüşür. Yani lafın özü, o John Wayne'in modern dünyada canlanmış halidir ve gerçekçi tiplemesiyle özdeşleşmesi en kolay kahraman prototipidir...

Bunları anlatmamız boşuna değil. Zira ilk üç Indiana Jones filmi ile burada karşımıza çıkanlar birebir aynı. Ancak yıllar geçtikçe aksiyon sinemasının gelişip çizgi roman uyarlamalarının içinde var olması sebebiyle Indiana Jones'un bu yönü zayıf ve eski kalıyor. Çünkü artık gerçek kahramanların yerini süper güçleri olan kahramanlar, abartılı bir şekilde 'iyi' olarak çizilen kahramanların yerini de anti-kahramanlar almış durumda türün içinde. Yani "Zor Ölüm" serisinin dördüncü filminde 'özel efektler'le hallettiği 'aksiyonda yenilenme' zorluklarını "Indiana Jones" da yaşıyor belli ki...

Ancak her şeye rağmen film, Spielberg'ün Amerikan sinemasına olan aşkını sergileyen çeşitli öğelerle bizleri keyifli sularda gezdirmeyi beceriyor. Örneğin Shia Laboeuf'ün karakterinin James Dean prototipine saygı duruşunda bulunurken 50'lerin gençlik filmlerini hatırlatan sahnelere yol açması; ormanda bir sahnede öldürücü karıncaların saldırmasıyla B filmlerinden çıkma gerilimli bir sekans yakalanması ve sondaki uçan daire ile bilimkurgu tarihine selamlar gönderilmesi, sinefiller açısından Spielberg'ün 'kristalize' yapısını özetliyor. Klişe bir formülün yanında tadından yenmez göndermelerin 3 boyutlu hali keyif veriyor kuşkusuz bizlere...

Kimler izlemeli?

  • İflah olmaz Indiana Jones hayranları.
  • Sinema tarihine yapılan somut göndermelerden hoşlananlar.

    Kimler izlemeli?

  • Devam filmi furyasından sıkılanlar.
  • Steven Spielberg'i sevmeyenler.
  • Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
    TV'de bugün
    Tetikçi (10 Ekim 2008 20:00 Atv)
    Jason Statham, Amy Smart, Jose Pablo Cantillo ve Efren Ramirez'in oynadığı "Tetikçi"adlı aksiyon filmi Tv'de ilk kez bu akşam Atv ekranlarında...
    Replik
    Çılgın
    Kendini kontrol etmeyi öğrenmelisin.
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com