
Luc Besson’un yapımcılığını üstlendiği “96 Saat”, vizyonda görmeye alışkın olduğumuz bir diğer Fransız-Amerikan melezi akisyon filmi.









CIA’den emekli ajan Bryan Mills özel güvenlik görevlisi olarak yaşamına devam etmektedir. Orta yaşlarındaki Mills, 17 yaşındaki kızının Paris’te kaçırılmasıyla büyük bir komplonun içine düşer. Los Angeles – Paris hattında süren hikaye, Mills’in yetenekleriyle yavaş yavaş çözülmeye başlayacaktır.
“96 Saat”(“Taken, 2008”) Luc Besson’un bir diğer Amerikan’laştırılmış Fransız aksiyon filmi gibi görünse de, daha çok Fransa’nın da mekan olarak dahil edildiği klişelerle dolu bir filmle karşı karşıyayız. İçi boşaltılmış ana akım aksiyon filmlerinin vaat ettiğinden daha farklı hiçbir şey vermeyen “96 Saat”, bir buçuk saatlik süresi, televizyon estetiğine yakın hikaye kurulumu ve görsel yapısıyla “24” dizisinin kötü bir kopyası olarak karşımıza çıkıyor.
Liam Neeson’dan özellikle bahsetmek gerekiyor. O kadar başarılı işin altında adı geçen oyuncunun böyle bir projede yer alması gerçekten hayret verici. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak karakterin içine giremeyen Neeson’dan, iki farklı mimikten başka oyunculuk namına hiçbir şey göremiyoruz. Oyuncunun sadece dövüş teknikleri üzerine çalışıp dublör kullanmamak istemesi ise tüm film ortaya koyduğu performansa ne kadar sığ yaklaştığının bir sonucu sanırım.
FORMÜLLÜ AKSİYON
Bir senaryo makinesinden fırlamış gibi duran hikaye o kadar formüllerle ilerliyor ki filmin ilk yarım saatinden sonra neler olup biteceğini kestirmemeniz çok zor. Özellikle hikayenin sıkıştığı noktalarda bir kurtarıcı gibi giren “bilen” karakterler, hikaye içindeki bilgi akışının tek kaynağı. Temel eksilti noktası üzerine yoğunlaşırken, tam her şey bitecekmiş hissine büründüğümüz zamanlarda yapılan ani manevralar belki de filmi –kısa süresinden sonra- izleten tek unsur.
Bunun haricinde hikayesine yedirmeye çalıştığı azınlıklar üzerine olan söylemler hem çok rahatsız edici hem de oldukça havada kalıyor. Her klişe aksiyon filminde olduğu gibi burda da politik doğruculuk ve sisteme olan güven aşılama isteği yine devam ediyor. Birkaç araba takip ve dövüş sahnesinin haricinde seyirciye hiçbir duyguyu ve gerilimi geçiremeyen “96 Saat”, sıradanlığın sularında bile yüzemiyor ve boşa harcanmış bir buçuk saatin hesabı sorulmak isteniyor.
Kimler İzlemeli?
*Ne olursa olsun her türlü aksiyon filminden hoşlananlar.
*Liam Neeson’ı dövüşürken görmek isteyenler.
*Komplo filmlerinden hoşlananlar.
Kimler İzlememeli?
*Aksiyon filmlerinde zeka ve hareket bekleyenler.
*Aynı hikayenin değişik versiyonlarını izlemekten bıkanlar.
*Liam Neeson hayranları.



Samuel Le Bihan, Vincent Cassel, Émilie Dequenne, Monica Bellucci ve Jérémie Renier'ın rol aldığı "Kurtların Kardeşliği" adlı film bu akşam 22:30'da Star ekranlarında.

Eğer yanıtlarım seni korkutuyorsa, o zaman korkutucu sorular sormaktan vazgeçmelisin...
Jules Winnfield
"Pulp Fiction - Ucuz Roman"







Seanslar
Fragman
