"Mevlana": En iyi ihtimalle tanıtım filmi
Övgü Gökçe 25 Nisan 2008, Cuma 16:45
Kürşat Kızbaz imzalı “Mevlana Celaleddin-i Rumi: Aşkın Dansı”, çok sayıda tanınmış ismin katkıda bulunduğu, görece büyük prodüksiyonuyla dikkat çeken bir yapım. Temsili canlandırmalar, animasyonlar, arşiv görüntüleri ve uzmanlarla yapılan röportajlardan oluşan film, ele aldığı konunun derinliğini taşıyabilmenin çok uzağında.
Daha evvel gerçekleştirdiği Mevlana ve Çanakkale savaşı belgeselleri yurt dışında pek çok yerde gösterilen iletişim fakültesi mezunu Kürşat Kızbaz, hayalindeki projeyi gerçekleştirmiş. “Mevlana Celaleddin-i Rumi: Aşkın Dansı”, sanat ve akademi dünyasından çok sayıda tanınmış ismi bir araya getiren ve harcamadan kaçınılmadığı her halinden belli olan bir yapım. Film, Mevlana ve yakın çevresindeki kişilerin temsili canlandırma sahneleri, akademisyenlerle yapılan röportajlar, arşiv görüntüleri ve araya giren bazı animasyon bölümlerden oluşuyor. Filme, belgeselden ziyade tanıtım filmi demek belki de daha doğru; zira her ne kadar bilgilendirici olması amaçlanan ve tanıdık davudi bir üst ses tarafından okunan bir metin filmin anlatımını üstlense de, kolay izlenme kaygısı filmin diğer unsurlarının parçalı ve tutarsız bir biçimde kullanılmasıyla sonuçlanmış.

Göze batan şatafat

Özellikle Birleşmiş Milletler’in 2007 yılını Mevlana yılı ilan etmesinden hareketle, son birkaç yıldır sıklıkla tartışılan Mevlana film projelerinin ilki olan filmin tanıtım metinlerinde, yurt içinde ve yurt dışında geniş kitlelerce seyredilmeyi hedeflediği açıkça vurgulanıyor. Gelgelelim, ister belgesel ister tanıtım filmi olarak düşünelim, “Aşkın Dansı”, potansiyel seyircisinin algı ve beğeni sınırlarını çekebildiği kadar minimuma çekerek, sunduğu görüntü ve ses dünyasını mümkün olduğunca çeşitlendirerek, çok şey söylüyor yanılsaması yaratıp hiçbir şey söylememeyi başarıyor. Öncelikle filmde zaman ve mekân duygusu yaratmak üzere kullanılan Konya görüntülerinin, turistik bakışı yansıtan açılar, kamera hareketleri ve idealize edilmiş renk ve ışık seçimiyle tekrar tekrar gösterilen kartpostal görüntüsü bir süre sonra anlam ifade etmemeye başlıyor. Çoğunlukla davudi üst ses ya da ney ağırlıklı müzik kompozisyonu eşliğinde diyalogsuz gerçekleştirilmiş canlandırma bölümleri ise Mevlana ve hayatına giren önemli karakterleri minimal olmasına çalışılmış bir oyunculukla temsil etmeye çalışıyor. Müşfik Kenter, Burak Sergen, Sinan Tuzcu ve Özcan Deniz gibi çoğunluğu tanınmış simalardan oluşan karakterler, makyaj, kostüm ve mizansen konusunda verilen uğraşa rağmen inandırıcı olamıyorlar. Benzer bir sorun Yılmaz Erdoğan’ın ya da Yıldız Kenter’in üst ses olarak okuduğu şiirler için de geçerli. Belki de filmin temel meselesi bu; inandırıcı olduğuna, işini hakkıyla yaptığına o kadar çok inanıyor ki, onca şatafat arasında atlanmasında beis görülmeyen kimi unsurlar film ilerledikçe hem içerik hem de estetik açıdan daha da göze batmaya başlıyor. Özcan Deniz’in yapıştırma sakalı ya da Mevlana’nın evrensel niteliğini bilimsel olarak vurgulamaya çalışan nötron ve proton animasyonları gibi.

Uzman görüşü

Filmin, konuyla biraz olsun ilgili seyirci için belki de en fazla hayal kırıklığı yaratan kısmı, Mevlana’yla ilgili onlarca uluslararası akademisyenin fikirlerine danışılan röportaj bölümleri. Burada ‘uzman’ fikirlerinin kullanılış biçimini kabullenmek olanaksız; sırf filmin ritmini akıcılaştırmak ve mümkün olduğunca sık ve hızlı kesmelerle ilerlemek için hiçbir şey söylemeyen bir iki cümlede bir konuşanların laflarının kesilmesi ve büyük çoğunluğu “Mevlana çok büyük bir insandı” demeye getiren sözlerin art arda kullanılması ciddi bir hayal kırıklığı yaratıyor. Üstelik filmde uzunca bir süre çoğunluğu Amerika’nın North Carolina Üniversitesi’nde toplanmış görünen ve Mevlana üzerine çalışan akademisyen grubunun içine birer Bangladeşli ya da Endonezyalı profesör serpiştirilmesi de cabası. Oysa filmin tatmin edicilikten çok uzak olan bilgilendirme işlevine ciddi katkılarda bulunabilecek ve anlamlı şeyler söyleyecek çok sayıda kişiyle konuşulmuş ama malesef bu röportajlar heba edilmiş.

Sonuç olarak, pek çok kişinin bu çabayı takdir edip, filme Mevlana’yı dünyaya tanıtmak gibi bir işlev yükleyeceğini, filmin gerçekten de çok izleneceğini görür gibiyim. Oysa ki, Mevlana’yla ilgili bir film yapmanın gerektirdiği sorumluluk, kuşkusuz onun zaten sahip olduğu ve yeterince kişiye ulaşmış, manevi, felsefi ve sanatsal etkisine yaslanmak yerine, her şeyden önce ait olduğu ve yol açtığı düşünsel ve sanatsal geleneğin bağlamını itinayla ve bütünsel olarak aktarabilmeyi gerektirir. Filmin böyle bir derdi yok.

Kimler İzlemeli?

  • Boğazın üstünde uçan halılar ya da suyun üstünde dönen semazenlerin olduğu Türkiye tanıtım filmlerini beğenenler.
  • Yılmaz Erdoğan’ın sesinden Mevlana şiirleri dinlemek isteyenler.

    Kimler İzlememeli?

  • Mevlana’nın düşünsel ve sanatsal mirası konusunda yeni bir şeyler öğrenmek isteyenler.
  • Mevlana gibi bir figürün ticari ve popülist ürünlere konu olmasını hazmedemeyenler.
  • Henüz kimse yorum yapmamış.
    Haftanın Filmi
    Cennet
    Cennet
    7.6/10
    TV'de bugün
    İndiana Jones: Kamçılı Adam (13 Mayıs 2008 20:00 Star)
    Harrison Ford, Kate Capshaw, Amrish Puri, Roshan Seth ve Philip Stone'ın oynadığı İndiana Jones: Kamçılı Adam adlı Serinin, ritmi en yüksek filmi bu akşam Star ekranlarında...
    Replik
    Ölü Ozanlar Derneği
    Kim ne derse desin, sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir.
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com