Kayıt
"Sokak Dansı": Sokaktan akademiye
Lale Ulutaş 24 Nisan 2008, Perşembe 16:36
Jon M. Chu'nun ilk yönetmenlik denemesi "Sokak Dansı", 2006 yılı yapımı "Benimle Dans Et" filminin devamı niteliğinde. Chu bu ilk filminde, dansa ağırlık vererek, işin hikâye kısmını geçiştirmiş.
Dansı konu edinen filmlerin hikâyeleri, karakterler ve mekânlar dışında, neredeyse birbirinin aynı. Elbette ki bu tanımın dışında kalan çok farklı örnekler de var. Fakat genele baktığımızda, bu önermenin doğru olduğunu görüyoruz. Bu filmlerde olaylar genellikle şöyle gelişir; sokaktan gelen bir süper yetenek, seçkinlerin eğitim aldığı önemli bir akademiye girme şansı elde eder. Sonrasında burada yaşadığı uyum sorununu, yeteneği, güçlü karakteri ve azminin sayesinde yener. Hem de öyle bir yener ki, bir anda okulun en popüler kişiliği haline dönüşüp, başarıdan başarıya koşar. Bu olay örgüsü içinde, irade, motivasyon, dostluk, aşk gibi bir çok duygunun eşliğinde seyirci de hikâyeye dahil edilmeye çalışılır. Tabii ki tüm bu yaşananlar dans sahnelerinin mezesidir aslında. Asıl verilmek istenen dansın ve müziğin uyumunu ve coşkusunu yaşatmaktır izleyiciye. Burada önemli olan, dans sahnelerine gelinceye kadar seyirciyi, hikâye aracılığıyla belli bir duygu zeminine taşımaktır. Bu duygulanma durumu ne kadar güçlü olursa, danslardan alınan keyif de o kadar güçlü olur. Yıllar önce ortalığı kasıp kavuran "Grease", "Flash Dance" ve "Dirty Dancing", bu anlamda –tüm klişilere sahip olsalar da– başarılı yapımlardı. Böyle olunca hikâyelerin benzerliği çok sorun değil. Çünkü amaç belli, o amaca ulaşmadaki yol belli.

Özensiz hikâye filmin duygusunu aşağıya çekiyor

" Sokak Dansı" ("Step Up 2 the Streets") ise aynı amaçla yola çıkan ama hikâyesindeki özensizlik yüzünden hedefine varamayan bir film. Hikayenin merkezinde yer alan Andie'nin yaşadıkları üzerinden, hip hop'un beslendiği yer olan sokakları, bu dansla kendini ifade etmeye çalışan gençlerin ruh dünyalarını anlatmaya çabalayan, ancak bunu yüzeysel bir iki cümle ya da birkaç asilik gösterisiyle kotarmaya çalışan "Sokak Dansı", hik+aye ve sahicilik açısından sürekli tökezliyor.

Kahramanımız Andie, annesini erken yaşta kaybeden lisesi bir genç kız. Yaşadığı bu zor dönemi ve travmayı, dans gruplarıyla sokaklarda vakit geçirerek atlatmaya çalışıyor. Dansa olan yeteneği ve tutukusuyla grubun gözde dansçılarından olan Andie, bu arada okulunu öylesine ihmal ediyor ki, sonunda okuldan atılıyor. Bu durum ev yaşamındaki baskıyı git gide artırıyor. Tek çözüm Andie'nin öğrenim hayatına yeniden dönmesi, yoksa evdeki 'yönetim' onu Meksika'ya, akrabalarının yanına göndermekle tehdit ediyor. Andie, sokaktaki grubundan gizli saklı, Maryland Sanat Okulu'nun seçmelerine giriyor ve kazanıyor. Böylesine önemli bir gelişme, filmin ritmine hiçbir coşku katmadan gelip geçiyor. Geriye dönüp, "Flash Dance" filmindeki, benzer bir seçme sınavını anlatan sahneleri hatırlayınca, daha da duygusuz geliyor Andie'nin başarı hikâyesi.

Dans ön planda

Sonrasında, Andie'nin akademideki uyumsuzluklarına ve sokaktaki grubuyla yaşadığı sorunlara şahit oluyoruz. Bir de okulun gözdesi, yakışıklı Chase ile olan duygusal yakınlaşmasına. Bu yakınlaşma olaylar ilerledikçe, sokak ve akademi gibi iki zıt kutbun bir araya gelmesine neden oluyor. İki grup birlikte dans etmeye, yeteneğin nereden geldiğini önemsememeye başlıyorlar. Yüzyıllardır süregelen "alaylı - mektepli" çekişmesine, bu hikâyede, aşk bir nokta koymuş oluyor böylece. Filmin yüzeysel ve duygudan kopuk tavrı, bu son noktada da peşimizi bırakmıyor ne yazık ki.

Kapalı ve açık mekanlarda çekilmiş birçok dans sahnesiyle bezeli filmin yönetmeni Jon M. Chu da dansa gönül verenlerden. Bu nedenle filmin dans sahneleri, tutkunlarını tatmin edecek nitelikte. Oyuncuların büyük çoğunluğu da tıpkı Chu gibi gerçek yaşamlarında dansla ilgili gençler.

Sonuç olarak "Sokak Dansı", geçmişin bu kulvarda yürüyen filmlerinin yanında zayıf kalan, yeterli duygusal zemini oluşturamayan sıradan bir gençlik filmi.

Kimler izlemeli?

  • Hip hop tutkunları.
  • Genç sinema izleyicileri.

    Kimler izlememeli

  • Hem dans hem de güçlü hikâye bekleyenler.
  • Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
    Haftanın Filmi
    Dante 01
    Dante 01
    5.7/10
    TV'de bugün
    Görev (8 Eylül 2008 21:00 Tv8)
    Robert De Niro, Jeremy Irons, Ray McAnally ve Aidan Quinn'in oynadığı Görev (The Mission) adlı film bu akşam 21:00'da Tv8 ekranlarında...
    Replik
    Kafka
    Bir topluluğu kontrol etmek, bireyi kontrol etmekten kolaydır. Bir topluluğun ortak bir amacı vardır. Bireyin amacı ise her zaman için şaibelidir.
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com