
'Ölüm arifesindeki bir karakterin hayata tutunma çabası' filmi
Film, sinema tarihinde bozucu yönetmenlerin de klasik film grameri kullanan yönetmenlerin de çalışmalarında görmeye alışık olduğumuz 'ölüm arifesindeki bir karakterin hayata tutunma çabası' formülünü kullanıyor. Bunu, bozucu bir şekilde kısıtlı bir zaman dilimine yerleştirmek yerine; 60 yaşlarındaki bir karakterin umut, mutluluk ve heyecan ile yaşama bağlanması üzerine kurmayı tercih ediyor...
Bunun için de, özellikle hayatına soktuğu genç bir kızın duygusal ve ruhani tarafını öne çıkararak etkileyici olmaya çalışıyor. Eda karakteri (Roksen Lülü), ana karakterimizin hayata tutunmasını simgeleyen bir motif aslında. Ona duyduğu heyecan ve aşk sayesinde hastalığından bir şekilde kurtulan karakterimiz, 'macera' ve 'gençlik aşısı'yla ayakta durmayı başarıyor. Yani sinema tarihinde çokça gördüğümüz bir temasal yapı hakim filme...
Samimiyeti, mütevazılığı ve alçakgönüllülüğü ile kendi ölçülerinde başarı sağlıyor...
Peki bunu doğru bir sinema ile perdeye yansıtmayı başarıyor mu Tunç Başaran? 70'lerin film gramerini kullanıp, aslında eski moda bir görsellik benimsese de; samimiyeti, mütevazılığı ve yumuşak tonuyla kendi ölçülerinde başarılı olduğu söylenebilir. Öyle ki hem Rutkay Aziz'in canlandırdığı karakterle, hem de Eda adlı tutku duyduğu karakterle özdeşleşme olanağı yakalıyoruz, her ne kadar Roksen Lülü'nün performansı zayıf olsa da... Tabii karşı komşu ve balıkçı gibi 'samimi mizah' salgılayan yan karakterler de, iddiasız ama eğlenceli duruşlarıyla filmin tonuna katkıda bulunuyorlar...
Başaran, basit planlarla sıradan ama gerekli bir sinema dili kurarak filmi izlenir hale getiriyor. Senaryodaki göze batan kolaycılıkları ve mantık boşluklarını saymazsak, 115 dakikalık süresini hayattan duygusal bir kopma yaşayarak rahatça izlemek mümkün... Bunda, erime tekniği ile sağlanan yumuşak geçişlerin ve ölçülü yakın planların sağladığı duygusallığın da katkısı büyük...
"Vesaire Vesaire", elindeki sıradan hikayeyi abartılara kurban etmeden olması gerektiği bir tonla sinemalaştıran, bunu yaparken 'ölüm' gibi bir kavramı bile dengeli bir şekilde ele alabilen bir film. Eksikleri olsa da, mesaj kaygısı gütmemesiyle 'hem ağlayarak hem gülerek' izlenebilecek yapımlardan biri olmayı beceriyor kendi ölçülerinde...
Kimler izlemeli?
Kimler izlememeli?


Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Yarını düşünmeden, bilmeden yaşamak istiyorum.








Seanslar
Fragman


