
Mitolojik bir büyüme öyküsü
Öncelikle film, Cengiz Han'ın, doğum ismiyle Temuçin'in hayat hikâyesine uzanan bir üçlemenin ilk halkası. Bunun için de fazlasıyla standart bir iskelet kuruyor. Babası bir akında ölen Temuçin, yaşı 10 olduğu için tahta geçemez. Onun yerine babasının sağ kolu geçer. Bu haksızlığı sindiremeyen Temuçin, büyüyünce intikam almak üzere ant içer. Sonrasını zaten tahmin edebiliyorsunuz...
Bu büyüme hikâyesini anlatmak için, ilk olarak uçsuz bucaksız doğada yalnız kalan 10 yaşındaki bir çocuğun yaşam mücadelesine odaklanıyor Bodrov. Bunu yaparken, abartılı dramatizasyondan olabildiğince uzak durmasının yanında yalnızlık üzerine felsefe yapan açılar da kullanmıyor. Yani boş doğayı, sanat filmi iskeletine yerleştirerek derin anlamlar peşinde koşmuyor. Aksine yapısını, bu büyüme hikâyesinde 'dağ kurdu' gibi mitolojik öğelerin ve spefisik detayların üzerine kuruyor. Bu sayede filminin akıcı temposunu daha en baştan oturturken, bir yandan da inandırıcı ve rafine edilmiş bir biyografi kotarıyor.
Amerikan klasik sinemasının kalıplarını kullanması, kolay izlenen bir film olmasını sağlıyor...
Zaten bu kısmı çabuk geçerek, Temuçin'in intikam alacağı bölgeye sızmasını sağlayıp, kılıç dövüşleriyle canlar aldığını gösterdikten sonra, hemen görkemli savaş sahnelerine atlıyor. Adeta bir Hollywood filmindeki kadar görkemli olan bu sahneler sayesinde filmle kurduğumuz duygusal bağ da artıyor. Zaten Bodrov, Amerikan klasik sinemasının anlatı kalıplarını kullandığı yönetmenlik stili ve dramatik yapısıyla, baştan itibaren Temuçin ile bağ kurup onun başarılı olmasını istememizi sağlıyor. Hikâye beklentileri boşa çıkarmayacak şekilde ilerlerken, katharsis yaptırmanın keyfini de arkasına alarak, 'kötü'lerle mücadelesinde baş başa bırakıyor izleyicisini...
Filmin başarısı da 120 dakikalık sürede aşağı yukarı 10-15'er dakikalık 3 savaş sahnesiyle rahat izlenir bir yapıya kavuşmasında yatıyor. Belki de 5'den fazla kamerayla çekilen bu sahneler, filme de belli bir akıcılık katıyor. Bunu yaparken intikam, azim, iktidar gibi bu tür filmleri sevenler için olmazsa olmaz kavramları da öne çıkarıyor. Tabii Kurosawa'nın samuray filmlerine saygı gösterirken, onların Shakespeare oyunlarından esinlenen dramatik yapılarına yanaşmıyor. Aksine bir Amerikan epik filminin giriş-gelişme-sonuç bölümlerini iskeletine yerleştiren bir yapım olarak keyifli bir sinema seyirliğine dönüşüyor. En önemlisi de yapısıyla 'Oscar Adayı Nasıl Olunur?' sorusunu cevaplıyor oluşu...
Kimler İzlemeli?
Kimler İzlememeli?


Kanal'1 de bu akşam saat 21:20'de Jackie Chan'den soluk soluğa izleyeceğiniz bir macera Altın Yumruk İstanbul'da ekrana geliyor.

Neo:Kurşundan kaçabileceğimi mi anlatmaya çalışıyorsun?
Morpheus:Hayır. Anlatmaya çalıştığım hazır olduğunda kaçmak zorunda kalmayacağın










