
Tarih 1908, mekan İstanbul. Abdülhamit’in sarayındayız. Osmanlı’nın en eksantrik padişahlarından birisini canlandıran Altan Erkekli yüzüne yapıştırılmış, görebileceğiniz en yapay sakalla kendisinden toprak satın almak isteyen Yahudilerle sohbet halinde. O sırada ister istemez ‘bir yönetmen nasıl olur da kendisine sunulan bu sakalı kabul edip çekimlere başlar?’ diye düşünüyorsunuz. Tam o sırada Padişah, “kanla kazanılmış vatan toprağı, parayla değil ancak kanla geri verilir” diyerek elini masanın üstüne vuruyor. İşte bu noktada bir kere daha ülkemizde giderek yükselen milliyetçilik duygularından medet uman bir filmle karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz. Ancak bu ilk olumsuz düşünceler; günümüzdeki öyküye girilmesiyle birlikte aklınızdan uçup gidiyor. Çünkü resmen gelen gideni aratıyor.
Osmanlı’dan kalma gizli istihbarat teşkilatı ajanlarının, Musul ve Kerkük’teki petrol kuyularını kötü niyetli İngilizlere satmak istemeyen bir Hintli işadamı ve kızını koruması üzerinden ilerleyen “Miras” belki de son zamanlarda karşınıza çıkan en kötü film olabilir. Öyle ki hangi noktadan bakarsanız bakın hataları, yapaylıkları, karikatürize yapı ve karakterleri saymakla bitmiyor. Yine de bir yerden başlamak gerek. Her şeyden önce elimizde çok kötü bir senaryo mevcut. 1 kere dile getirilip sonra 3 kere daha tekrarlanan diyaloglar, akla aykırı mantık hatalarıyla dolu ‘aksiyonel’ vakalar, her biri birbirinden klişe ve basit yaratılmış karakterlere rağmen film aynı zamanda kendisini inanılmaz derecede ciddiye alan bir yapıya sahip. Bu da ister istemez işi daha da komik bir hale sokuyor.
İki yönetmen yetmemiş
Diğer yandan işin reji kısmına baktığımızda bir ‘drama yönetmeni’ bir de ‘aksiyon yönetmeni’ ile karşılaşıyoruz. Açıkçası hangisi diğerinden daha kötü iş çıkarmış karar vermek zor. Üstelik iki kişinin birden aynı mantıksızlıkta ilerlemesi de son derece ilginç. İşin aksiyon kısmını ele almış olan Tarkan Özel, kurduğu koreografiler ve mizansenlerle sınıfta kalıyor. “Yıldız Savaşları”nın o çok beceriksiz ‘Star Troopers’ından beri beyazperdede gördüğünüz en işlevsiz piyonlarla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. Gelsin de birisi kendini arkadan bıçaklasın ya da vursun diye bekleyen kötü adamlardan mantığa aykırı kovalamaca sahnelerine kadar inandırıcı ve seyirciyi cezbedici hiçbir özellik bulunmuyor.
‘Drama yönetmeni’ Aydın Sayman’a gelince, kendisini en son yine gayet başarısız “Janjan”la (2007) izlemiştik. Sayman diğer filmde de oyuncu yönetemediğini kanıtlamıştı, burada da aynı durum söz konusu. Zira, filmdeki performansların hepsi birbirinden gülünesi durumdalar. Ama herhalde Ahududu’yu müthiş kötücül İngilizler rolünde, komik bir dublajla destek alan ve 40’lardan kalma mimiklerle oynayan Kaan Girgin ve Yusuf Azuz en çok hak eden isimler. Bunun dışında özellikle; bir Hint saflığını, yüzünde korkunç bir makyajla canlandıran Şafak Güçlü’ye de dikkat çekmek gerek. Filmin yurtdışından ithal oyuncuları da tıpkı bizimkiler gibi vasatlık ve komiklik öğesini başarıyla birleştiriyorlar.
ZAZ’ın ağzına layık
Başta da belirttiğimiz gibi filmin milliyetçi söylemlerinden endişe duymaya gerek yok. Çünkü “Miras” ‘Kurtlarvari’ işleri sevenlerin bile ciddiye alamayacağı kadar kötü. Kendisini ciddi biçimde inanan ancak hangi tip seyirci olursa olsun kimseyi kandıramayacak bir film bu. Öyle ki harcanan paraya acımamak elde değil. Çünkü 5 yaşındaki çocukların casusçuluk oynamasından daha üst düzeye çıkamayan film, kendisi gibi seyirciyi aptal yerine koyduğu senaryosu, son zamanlarda gördüğümüz en basit performansları, komik ve inandırıcılıktan yoksun aksiyon sahneleriyle dört dörtlük bir beceriksizlikten öteye gidemiyor. Filmi izlerken ister istemez, tipik Hollywood klişeleriyle dalga geçen ZAZ ekolü aklınıza geliyor. Filmi görseler, kılına bile dokunmadan kendi ekollerinin devamı gibi sunabilirlerdi.
Kimler İzlemeli:
• (Bir film çekerken veya yazarken ‘ne yapmamaları’ gerektiğini görmeleri için) sinema öğrencileri.
Kimler İzlememeli:
• Sinemaya ve kendisine saygı duyan herkes.


Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Hayatında sihir mi istiyorsun, git ve aşık ol.








Seanslar
Fragman


