
Her şey dilediğiniz gibi gitmez
Başkahramanımız David, güçlerinin farkına vardığında on beş yaşında bir ergendir. Ergenliğin getirdiği tüm güçlükleri de (aile sorunları, aşkı bulma ama bir türlü ifade edememe vs.) yaşamaktadır. Ailesine ait gerçekleri zaman geçtikçe öğrenecek olan (ama filmde önemi vurgulanmak istense de pek önemle işlenmeyen) David, yaşamını idame ettirme yolunu bir şekilde (!) bulduktan sonra, hayattan tek beklentisi olarak "keyif"i seçmiş gibi bir yaşam sürmeye başlar. Ancak atlamak, zıplamak da bir yere kadardır. Bir an Londra'da, sonra Roma'da olabilmek, sörf yapmak için girdiğiniz denizin dalgalarını beğenmediyseniz birden Fiji'ye uzanmak her adem oğlunun harcı değil tabii. Kimler olduklarını çok fazla çözemediğimiz, hatta aralarında nasıl bir husumet olduğunu anlayamadığımız birtakım adamlar "jumper" denilen kişileri avlamaya niyetlendikçe, David'in de huzuru kaçacaktır şüphesiz. Bir de işin içine "aşk" sosu katılınca, David kendini iyice allak bullak olmuş bir şekilde bulacaktır. Ancak David'in tüm karmaşıklığı çözümlemek gibi bir amacı yoktur. Filmin erken gelen finali de bunu vurgular gibi.
David rolünde Hayden Christensen, yine bir jumper olan Griffin (Jamie Bell) filmin özellikle genç kızları etkileyecek iki önemli kozu. Özellikle Christensen, seksapeli yüksek bir tiplemeyle karşımıza çıkıyor. Bell de hırçın asi kontenjanından filme dahil oluyor. Filmin arzu nesnesi Millie (Rachel Bilson) çok yavan bir oyunculuk çıkarsa da, Samuel L. Jackson ve Diane Lane filmin olgun kozları.
Hiçbir beklentiniz yoksa ya da isteğim biraz aksiyon görmek, dünyanın çeşitli yerlerini birkaç saatlik bir zaman diliminde hızla dolaşmak diyorsanız, "Jumper"ın eksikliklerine rağmen sizi eğlendireceği kesin.
Kimler İzlemeli?
Kimler İzlememeli?


Paul Walker, Cameron Bright ve Vera Farmiga'nın oynadığı Kaçış adlı aksiyon filmi bu akşam 20:30'da Atv ekranlarında...

Tanrı’yla konuşmak mi istiyorsun? O zaman beraber gidip onu görelim, yapacak daha iyi bir işim yok...
Indiana Jones











