Kayıt
"Ölüm Bekçisi": Korkunun Nefesi…
Seçil Toprak 5 Ocak 2008, Cumartesi 00:00
İtalyan yönetmen Dario Piana'nın İngiltere-ABD ortak yapımı korku filmi "Ölüm Bekçisi" bu hafta vizyona girdi. Film, Ian adlı baş karakterinin her gün ölüp tekrar hayata uyanmasıyla, ilgi çekici bir seyirlik gibi duruyor.
Her gün aynı zaman diliminde öldürüldüğünüzü, üstelik bu ölümlerin gittikçe katletme vasfına bürünüp kötüleştiğini, uyandığınız her yaşamda daha güçsüzleştiğinizi düşünseniz filmin kahramanı Ian gibi sizin de çözecek problemleriniz olduğunu fark edersiniz sanırım. Ancak bunun için ilk önce her gün öldürüldüğünüzü hatırlamanız gerekli. Hatırlamak da yeniden ölmek demek… İşte böylesi bir hikâye yapısıyla çıkıyor "Ölüm Bekçisi" seyircinin karşısına. Böyle bir filmin tuzaklara düşmeden ilerlemesini umarak başlayabiliriz izlemeye. Beklediğimiz felsefî bir altyapı, ölüm üzerine kafa yoran bir filmse "Ölüm Bekçisi"nin size göre olmadığını baştan söylemek gerek. O, bildiğimiz, hatta yer yer "Son Durak" ("Final Destination" serisini bile hatırlatan tarzda ölüm sahneleriyle seyircisini yerinden zıplatmayı hedefleyen bir film. Düpedüz bu çizgide ilerliyor, tabii yanına bir tutam vampir, öte dünya yaratıkları vb filmlerden soslar alarak.

Saatler durduğunda

Film, bir kolej öğrencisinin çıktığı hokey maçıyla açılıyor ve özellikle vurgulanan "saat" imgesiyle ters giden bir şeyler olduğunu anlıyoruz. İlerleyen saatlerde bu saat imgesi filmin odak noktasına yerleşiyor. Filmin gelişim sürecini açık etmemek adına bu konuyu hızlıca geçip özellikle filmin düştüğü tuzaklara bir bakalım. Aslında konusunu okuduğumuz andan itibaren, filmin belki orijinal bir söylemle karşımıza çıkabileceğini düşünebiliriz. Çünkü buna açık bir yapısı var hikâyenin. Her gün yeniden doğan (uyanan) bir insanın ölümle mücadelesi nasıl olabilir? Ölüm, bir insana niye bu kadar uğrar? Veya yeniden sunulan yaşamın diğerleriyle birleşme ayrılma noktaları neler olabilir? Bu veya buna benzer sorular filme okunacak alt metinler sağlayabilir kolaylıkla. Ancak bir film, illâ ki bunu ister mi? Bu tabii ki amaca göre çizilen bir yoldur. Filmin hikâyesi bu noktalarda tıkanıyor ve sıradan bir bilinmezden kaçış, tuhaf yaratıklarla ölümü karşılayış ve çözülmesi gereken bir problemin olduğunu defalarca başkahramana anlatmaya çalışan "onlardan biri" klişe tiplemesiyle şimdiye kadar gördüğümüz öte dünyadan, bilinmezliklerden gelenlerle ilgili filmlerden pek farklı bir yapı sergileyemiyor. Özellikle film ilerledikçe seyircinin zihninde açık bir şekilde beliren Ian'ın da sonradan fark ettiği kurtulma yolu, filmi iyice çaptan düşürüyor. Gittikçe daha karanlık, izbe mekânlarda uyanan, zayıf düşen Ian'ın kendi benliğinin farkına varması, her yaşamında karşılaştığı kadının onun hayatında oynadığı rol ve bunların finalde bağlandığı nokta, "Ölüm Bekçisi"ni ne öncellerinden farklı bir yere yerleştiriyor, ne de bir ton filmin arasında parlamasını sağlayabiliyor.

Kimler İzlemeli?

  • Perdede bol bol ölüm sahnesi görmek isteyenler.
  • Slasher, thriller tarzı filmlerden hoşlananlar.
    Kimler İzlememeli?
  • Filmden sağlam bir alt metin bekleyenler.
  • Zamanını boş yere harcamak istemeyenler.
  • Toplam 3 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
    Haftanın Filmi
    Dante 01
    Dante 01
    5.9/10
    TV'de bugün
    İkinci Cephe (6 Eylül 2008 20:45 Tv8)
    Craig Sheffer, Todd Field, Svetlana Metkina ve Ron Perlman'ın oynadığı İkinci Cephe adlı aksiyon filmi bu akşam 20:45'te Tv8 ekranlarında...
    Replik
    Gizemli Kadın
    Bu dünyada iki çeşit trajedi vardır; birincisi istediğinin gerçekleşmesi, diğeri gerçekleşmemesi.
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com