Terry (Farrell) ve
Ian (McGregor) alt-orta sınıfa mensup Londralı iki kardeştir.
Terry, bir tamirhanede çalışmaktadır. Sevdiği kızla evlenmek ve arada bir denize açılacağı küçük güzel bir tekneye sahip olmak dışında fazla bir beklentisi yoktur hayattan. En büyük tutkusu ve zayıflığı ise kumardır. Ian ise, kardeşi gibi kanaatkâr değildir. ABD'de yaşayan ve evde gerçek bir kahraman olarak bahsedilen dayısı gibi zengin olmak ve bir an önce sınıf atlamaktır amacı. Hayatının kadını ile tanışınca köşe dönme planlarına biraz daha ağırlık verir
Ian. İki kardeşin en çok ihtiyaçları olan şey paradır ve zengin amcalarının Londra'ya, aileyi ziyarete gelmesi karşılarına çıkan en önemli fırsattır. Ama hayat, herkes için farklı ihtiyaçlar ve farklı problemler yaratmıştır. Zengin amcalarının cinayet teklifi, iki kardeşi bekleyen trajik sonu hızlandırır. Yedinci sanatın özgün, yaratıcı, entelektüel ve çok çalışkan isimlerinden
Woody Allen'ın, 1989'da ülkesinde çektiği
"Suçlar ve Kabahatler"de (
"Crimes and Misdemeanors") kaşıdığı ve üzerinde kafa yorduğu meseleleri, Avrupa'ya, kıtanın 'kendine özgü adası'na taşıdığı üçüncü film olan (Diğer ikisi
"Maç Sayısı" ve
"Scoop"tu)
"Cassandra'nın Rüyası", suç, vicdan, kader, ahlâk gibi önemli kavramları, sosyo-politik alt metinli bir senaryoda perdeye yansıtıyor. İngiliz alt sınıfının gündelik hayatına, beklentilerine, düşlerine ve insanlığı kemiren sınıf meselesine, oldukça 'içeriden' bakıyor
Allen. Kapkara bir suç öyküsünü, işin içine incelikli karakter tahlilleri katarak anlatıyor. Vicdan, ahlâk, kader, aile gibi ortak kavramları, alçak sesle ama titiz bir biçimde yatırıyor masaya. Hem de yarattığı hiçbir karakteri yargılamadan. Tevazu dolu bir ironiyle… Shakespeare trajedilerini andıran bir sona sürüklenen iki kardeşin öyküsü, aslında insanın ve insanlığın da öyküsü bir yerde. Doymak bilmez iştahımızın, gözü ve eli kanlı kapitalizmin öyküsü. Adına sistem dediğimiz ve insanı tamamen yok etmeye programlanmış bizi sarıp sarmalayan oluşların öyküsü. Gerçek, keder dolu ve acıtan bir öykü.
Film adını mitolojiden alıyor
İki kardeşin filmin henüz başında gördüğümüz tekneyi zar zor satın aldıktan sonra, onları bekleyen mecburi kadere finalde yine aynı tekneyle sürüklenmeleri, filme adını veren 'Cassandra' ile bağlantılı. Tekneye koydukları isim, aynı zamanda bir efsane. Mitolojik bir olgu. Geleceği görme gücüyle olacak felaketleri engellemeye çalışan ama sözünü dinletemediği için acı sondan kurtulamayan lanetlenmiş Cassandra'dan geliyor filmin adı. Yani Cassandra, günümüzün anlayışına göre, 'uzağı gören bilinçli insanın dramını' yansıtıyor. Başrollerini iki adalı aktör Colin Farrell ve Ewan McGregor'un muhteşem performanslarla paylaştığı filmde usta oyuncu Tom Wilkinson da çok çok iyi. Yaşadığımız dünya ve sistem içinde insanlığın geldiği hal ve durum Woody Allen'ın bakışıyla bir başka duruyor perdede. Kaçırmayın.
Kimler İzlemeli:
Woody Allen tutkunları ve perdede farklı bir Woody Allen görmek isteyenler.
'İçi dolu', 'meseleli' dramlardan hoşlananlar.
Kusursuz bir oyuncu yönetimine hasret kalanlar.
Kimler İzlememeli:
Londra'yı ve İngiltere'yi sevmeyenler.
Woody Allen'ı 'hep aynı' bulanlar!.
Yoğun dram ve trajedilerden uzak duranlar.