
Henüz Yıldız Tozu'ndaki 'Cadı'nın büyüsü tazeyken, üstüne "Kadının Olamam" eklenince Michelle Pfeiffer'ın perdede resmen yeniden doğuşuna tanıklık ediyoruz. Her iki film de yaşına 'uygun' rollerin içine hapsedilmeye çalışan güzel yıldızın sonsuz enerjisiyle dolu, asla yaşlanmayacak anlar bırakıyor geride.
"Kadının Olamam"; 40'lı yaşlarına gelmiş, ergen bir kızla uğraşmak yetmiyormuş gibi bir lise komedi dizisinin produktörlüğünü üstlenmenin getirdiği 'gençlerin trendlerini takip etmek' gibi zorunluluklarla boğuşurken, kendinden 10 yaş küçük bir oyuncuya (Paul Rudd) aşık olan Rosie'nin (Michelle Pfeiffer) hayatından bir kesit sunuyor bizlere.
Filmi izlerken önce sadece doğanın değil Hollywood'un da kadınlara dayattığı rol modelleriyle karşılaşıyoruz. Üstelik doğa ana somutlaşarak bizzat Rosie'ye müdahele ediyor. Onu bekar, çalışan bir anne olarak yaşı geçmiş bir aşktan uzak tutmaya çalışıyor.
Ancak film ilerledikçe görüyoruz ki; sadece kuşak çatışmasını değil, kariyeri ve aşkı da seçim meselesi yapan film alışılmışın aksine kadını her şeyin merkezine yerleştirerek klişeleri tersdüz ediyor. Böylelikle yeni bir şeyler söylemeyi, kadını romantik-komedi filmlerinin sıkıcı dünyasından çıkarmayı da başarıyor.
Ancak filmin hikayesinde yakaladığımız bu ışığı yönetmenlik anlamında pek göremiyoruz. "Bak Şu Konuşana" (Look Who's Talking (1989) ile hatırlayacağınız yönetmen Amy Heckerling sinemanın sanat kısmına pek fazla bulaşma çabası göstermeden, zanaat tarafına yakın durup romantik-komedi türünün alışılmış sinamatografisiyle işi kotarmaya çalışıyor.
Bu yüzden oyunculuk ne kadar iyi olursa olsun film zaman zaman sıkıcı olabiliyor. Filmin senaryosunu da yazan Heckerling, hikayeye yerleştirdiği minik ama alışıldık komplolarla ve yüzlercesini izlediğimiz sahnelerle (spoiler yapmamak için detaylandırmıyorum) elinde iyi bir malzeme olmasına rağmen zaman zaman kendi bacağını vuruyor.
Hal böyle olunca da salonun karanlığında uyumamak için, bize Michelle Pfeiffer'ın yüzü suyu hürmetine ve ona tekrar aşık olmak için filmi izlemek düşüyor.
Not: Arşivinde Scarface (1983), Batman Returns (1992), Dangerous Minds (1995) ve hatta The Deep End of the Ocean (1999) olanlar bir haftasonu filmlerdeki Michelle Pfeiffer sahnelerine göz gezdirsin. Bana mı öyle geliyor yoksa bu kadın yaşlandıkça daha bir güzel mi oluyor :)
Kimler izlemeli
Romantik komedi sen benim hayatımın anlamısın diyenler
Michelle Pfeiffer hayranları
Yeni bir kadın modeli görmek isteyenler
Kimler izlememeli
Türü kendine yakın bulmayanlar
Hem ağlamak hem gülmek isteyenler
Yalnız film seyretmeyi sevenler



Fox'da bu akşam 23:00'da başrollerini Robert Redford, James Gandolfini ve Mark Ruffalo'nun paylaştıkları Son Kale (The Last Castle 2001) adlı film ekrana geliyor.

İlyas: elimi uzatsam benimle gelir mi?
Asya: seninim işte alıp götürsene beni...






Seanslar
Fragman
