"Otel 2": İnsanın Saldırgan Doğası
Gökhan Şeker 24 Ağustos 2007, Cuma 00:00
İlk filmin izinden giden ve kanın bolca aktığı "Otel 2", ilk filmdeki kadar şiddet içermeyen, anlattığı dünyanın arka planını da göstermeye çalışan bir film. Yine de Eli Roth imzalı filmin şiddetle ilgili söyledikleri ahlâki açıdan fazlasıyla sakıncalı.
'İnsan' ırkı olarak şiddete karşı bir eğilimimiz olduğu iddia edilebilir. Her ne kadar hümanist bahaneler ardına sığınsak da, acı çektirmeyi, bunu izlemeyi, işkenceyi ve hatta ölümü seyretmeyi seviyoruz sanki. Örneğin Ortadoğu ülkelerinde halkın akın ettiği idam 'tören'lerini düşünelim. Ya da muhakkak bir kaybedeni olan boğa güreşlerini... Bu ve benzeri olaylar gösteriyor ki, ne kadar saklamaya çalışsak da birçoğumuzun sadistçe arzuları var. Ve fırsat buldukça da bu arzularımızı tatmin etmekten geri kalmıyoruz. Zaten 'istismar' filmlerinin varoluş nedeni de bununla alâkâlı değil mi?

Kadın bedenini ve asıl olarak da şiddeti metalaştıran istismar filmleri, günümüzde oldukça revaçta. "Tepenin Gözleri 2" ("The Hills Have Eyes 2", 2007), "Vahşet Çetesi" ("The Devil's Rejects", 2005) bu filmlerden bazıları. "Otel" de ("Hostel", 2005) bu tarz bir yapımdı. Hikâye namına pek bir olayın bulunmadığı film, Slovakya'daki bir otele gelen gençlere işkence edilmesini gösteriyordu sadece. O filmin devamı "Otel 2" ("Hostel: Part II", 2007) de ilk filmin izlediğine benzer bir yol takip ediyor. Fakat bu sefer ilkine göre daha derli toplu, en azından hikâyesi olan bir filmle karşı karşıyayız. Yine yoğun işkence sahnelerinin gırla gittiği, estetik kadın vücudunun kimi zaman sergilendiği filmde, şiddetin insanın içindeki temel güdülerden biri olduğu ve insanın fırsat bulduğu vakit 'şiddetli' yollara sapmaktan çekinmediği vurgulanıyor.

Ahlâk mı dediniz?

"Otel 2"de yine Slovakya'ya yolu düşen üç gencin, işkence yapabilmek için ücret ödeyen kodamanlar tarafından lime lime edildiği gösteriliyor. Fakat bu sefer filmin işkenceyi sağlayan organizasyonunun altyapısı üzerine giden ve sistemin nasıl işlediğini anlatan bir yapısı da var. İlk olarak otele gelen genç kızların, resimleri çekiliyor ve kızlar açık artırmaya sunuluyor. Bu sırada dünyanın dört bir yanından farklı mesleklerdeki, farklı konumlardaki insanların işkence için fiyat teklifleri görülüyor. Böylelikle film, kimi aile babası, kimi at üstünde bir 'sportmen' olan işkencecilerin her kesimden olabileceği önermesini sunuyor. Bu da doğal olarak, herkesin içinde 'gizli' tuttuğu bir sadist olduğu gibi bir sonuca varılmasına olanak sağlıyor. Bununla birlikte işkence yapmak üzere yola çıkan iki iş adamının arasındaki konuşma da bunu destekler nitelikte. Söz konusu diyalogda karakterlerden biri tereddüt içinde olduğunu vurgularken, diğeri ise aslında yaptıklarının normal olduğunu söylüyor. Yani şiddetin insan doğasının içkin değerlerinden biri olduğunu böylelikle dile getiriliyor. İşkenceden kurtulan filmin ana karakterin filmin sonunda, intikam duygusuyla birlikte hem kendine işkence edeni, hem kaldıkları oteli bulmasına 'yardım' eden kadını öldürmesi de yine bu doğrultuda bir açıklama kazanıyor. Yani sıradan, kendi halinde 'masum' bir kadının bile, içindeki işkenceciyi açığa çıkarabileceğini söylüyor film böylelikle. Filmin böyle bir söylemi olması ahlâki yönden elbette sakıncalı. Fakat yönetmen Eli Roth'un böyle dertleri olmadığı, serinin ilk filminden anlaşılıyor.

Ahlâki açıdan sakıncalı mesajlar veren "Otel 2"nin ilk filme göre ise bazı olumlu yönleri var. Yukarıda bahsettiğimiz gibi işkence organizasyonunun yapısını sergiliyor film. Yani mekanizmanın altını dolduruyor. Bununla birlikte yönetmenin biraz kendini dizginlemesi sebebiyle işkence sahneleri ile izleyici, ilk filmdeki kadar sömürülmüyor. Yine mide bulandıran sahneler var. Mesela kan banyosu sahnesi. Fakat Roth bu sefer, söz konusu sahnelerin süresini kısa tutmuş. Bu doğrultuda Roth'un gösterdiği katliam da biraz arka planda kalmış sanki.

"Dehşetin Gözleri" ("Cabin Fever", 2002) gibi "Şeytanın Ölüsü" ("The Evil Dead", 1982) mirasını paylaşan bir yapımla başladığı yönetmenlik kariyerine "Otel"le devam eden Roth, istismar sinemasının peşine bir süre daha takılacak gibi görünüyor. Fakat ilk filme gelen eleştirileri bir nebze olsa dinlemiş olacak ki, bir şeyler söylemeye çalışan bir filme imza atmış bu sefer. Gerçi ahlâki bakımdan tartışmalı bir mesajı olsa da film, başta belirttiğimiz gibi insanın 'saldırgan' doğası olduğunu inatla dile getirme derdinde.

Kimler izlemeli:

  • İlk filmi beğenenler.
  • İstismar sinemasından açıktan açığa hoşlananlar.

    Kimler İzlememeli:

  • Kan görmeye tahammülü olamayanlar.
  • İstismar sinemasından zerre haz etmeyenler.
  • Toplam 3 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
    TV'de bugün
    Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
    Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
    Replik
    Yasak Krallık
    Konuşan adam bilmez, bilen adam konuşmaz.
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com