Kayıt
“28 Hafta Sonra”: Britanya'da korku ve dehşet
Berke Göl 13 Temmuz 2007, Cuma 00:00
Danny Boyle'un yönettiği 2002 tarihli "28 Gün Sonra"nın devam filmi olan "28 Hafta Sonra", hem yönetmenlik anlayışı hem de anlatım biçimi açısından ilk filmden fazlasıyla farklı. Bol kanlı ve bol ses efektli gerilimden hoşlananlar bu filmi kaçırmasın.
Danny Boyle'un yönettiği 2002 tarihli "28 Gün Sonra"nın ("28 Days Later...") devam filmi "28 Hafta Sonra" ("28 Weeks Later"), hikâyeye ilk filmin kaldığı yerden devam ediyor; ancak ilk filmin sonunda kurtulan karakterlerin hiçbirine yer vermeden. Bu bakımdan, "Bahis" ("Intacto", 2001) ile tanınan İspanyol yönetmen Juan Carlos Fresnadillo'nun yönettiği "28 Hafta Sonra"yı bir devam filminden ziyade kendi başına bir film olarak değerlendirmek daha doğru olur. Yine de iki film arasında kimi kıyaslamalar yapmak tabii ki kaçınılmaz. Bu yüzden ilk filmi kısaca hatırlamakta yarar var. "28 Gün Sonra", tipik bir Danny Boyle filminin temel özelliklerini taşıyordu ve bu bakımdan bir zombi filminden çok bir Danny Boyle filmiydi. En çok dikkat çeken özelliği, kimi sahnelerinde artan gerilime ve şiddete rağmen genel olarak temposu fazla yükselmeyen bir atmosfer filmi olmasıydı. Büyük bölümü ıssız Londra sokaklarında ya da sığınılan mekânlarda geçen film, tıpkı "Mezarını Derin Kaz" ("Shallow Grave", 1994) ya da "Gün Işığı" ("Sunshine") gibi, sıradışı olayların ortasında kalan bir grup karakterin bu olaylarla başa çıkma biçimlerine ve bu süreç içinde birbirleriyle kurdukları ilişkilere odaklanıyordu. Juan Carlos Fresnadillo ise klasik zombi filmi estetiğine daha yakın bir iş ortaya koyuyor. "28 Hafta Sonra" bol kanlı, bol kovalamacalı, giderek artan gerilimin müzikler ve ses efektleriyle desteklendiği, kameranın çoğu zaman karakterlerden biri gibi koşuşturduğu nefes nefese bir film.

"28 Hafta Sonra", ilk filmde Britanya'yı saran dehşet günlerinde kırsal bölgedeki bir eve sığınan birkaç insanın kalabalık bir virüslü grubunun saldırısına uğramasıyla başlıyor. Film, belki de en iyi çekilmiş bölümü olan bu açılış sekansıyla hiç zaman kaybetmeden, gereksiz açıklamalara girişmeden izleyiciyi koltuğuna çivilemeyi başarıyor. Robert Carlyle'ın canlandırdığı Don'ın bu sahnede kurtulmak için karısını ölüme terk etmesi, duygusal etkilerini hikâyenin geri kalanı boyunca hissetirecek bir dramatik unsur. Adrenalini yüksek açılış sahnesinin ardından 28 hafta sonrasına, terk edilmiş Britanya adasına yeniden yerleşimlerin başladığı döneme geçiyoruz. Londra'nın merkezinde Amerikan ordusu tarafından oluşturulan güvenli bölge, sivil yerleşime açılıyor. Bu yeniden yapılanma süreci içinde resmi bir görev edinen Don, aylardır göremediği çocukları Tammy ve Andy'ye kavuşuyor. Ancak karısı Alice'in ve oğlu Andy'nin virüse bağışıklıkları, kısa bir süre içinde virüsün yeniden yayılmasına yol açıyor.

kim virüslü kim değil?

Virüsün beklenmedik bir hızla yayılması ve ordunun kontrolü kaybetmesiyle birlikte temposu iyice yükselen filmin politik göndermeleri de bu noktada yüzeye çıkıyor. Günümüzde çekilen her filmi güncel politik olaylarla ilişkilendirerek okumanın bazen aşırı yorumlara yol açtığı bir gerçek, ancak yine de "28 Hafta Sonra"nın çağrışımlarının gözden kaçacak gibi olmadığını vurgulamak gerek. Filmde Amerikan ordusu, kaos içindeki bir ülkenin başkentine konuşlanıyor ve burada güvenliği sağlayarak hayatı yavaş yavaş normale dönüştürmeye çalışıyor. Bu da akla bugün Irak'ta 'terörist'lerle rejimin dostlarını birbirinden ayırmaya çalışan Amerikan ordusunu getiriyor. Filmde virüslülerle sağlıklı insanların kapatıldıkları binadan dışarıya çıkmaya başlamaları üzerine kontrolün tamamen kaybedilmesi ve kimin sağlıklı, kimin virüslü olduğunun ayırt edilememesi ise, sadece ABD'nin değil, genel anlamda Batılı ülkelerin 'küresel terör' karşısındaki çaresizliğini, 'dost' ve 'düşman' tanımlarının çoğu zaman işleri çözmeye yardımcı olmadığını hatırlatıyor.

İşin politik boyutunu bir kenara bırakırsak, "28 Hafta Sonra"nın en büyük problemi senaryosunda yer alan boşluklar. Filmin öyküsünün kritik noktalarında insanın mantığını zorlayan kimi gelişmeler yaşanıyor. Örnek vermek gerekirse, Tammy ve Andy'nin Londra'ya döner dönmez karantina bölgesinden kolayca kaçıp eski evlerine gitmeleri; kaçışlarını fark eden askerlerin onları yakalamakta hiç acele etmemesi; virüse bağışıklığı olan ve bu yüzden bilimsel açıdan çok değerli olduğu bilinen Alice'in başında kimsenin bulunmaması ve Don'ın kimselere görünmeden karısının yanına gidebilmesi; Don'ın virüs kendisine bulaştıktan sonra çok uzun bir süre çocuklarını takip edebilmesi gibi çok sayıda ayrıntı, filmin gittikçe inandırıcılığını kaybetmesine yol açıyor. Tüm bunları kafaya takmamayı başarabilen izleyiciler içinse "28 Hafta Sonra" aksiyonu bol, gerilimi yüksek ve oldukça kanlı bir 100 dakika vaat ediyor. Üstelik kana doymayanlara virüsün tüm Avrupa'ya yayılmasının an meselesi olduğunu müjdeleyerek bitiyor.

Kimler izlemeli:

  • Danny Boyle'un "28 Gün Sonra"sını fazla durağan bulanlar.
  • Bol kanlı bir zombi filmine hasret kalanlar…

    Kimler izlememeli:

  • Danny Boyle'un "28 Gün Sonra"sındaki atmosferin bir benzerini arayanlar.
  • Gerilimin sallanan kamera ve ani ses efektleriyle sağlandığı filmlerden hoşlanmayanlar.
  • Toplam 2 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
    Haftanın Filmi
    Dante 01
    Dante 01
    5.8/10
    TV'de bugün
    Son Kale (7 Eylül 2008 23:00 Fox)
    Fox'da bu akşam 23:00'da başrollerini Robert Redford, James Gandolfini ve Mark Ruffalo'nun paylaştıkları Son Kale (The Last Castle 2001) adlı film ekrana geliyor.
    Replik
    Schindler'in Listesi
    Gerçek her zaman doğru cevaptır.
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com