"Beni Suçu Bulun": Suç ve aile
Gökhan Şeker 25 Mayıs 2007, Cuma 00:00
83 yaşındaki kurt yönetmen Sidney Lumet, aksiyon yıldızı Vin Diesel'i bambaşka bir kimlikle karşımıza çıkardığı son filmi "Beni Suçu Bulun"da, 'aile' kavramına ağırlık veren, keyifli bir duruşma filmine imza atmış.
Sidney Lumet gibi 80 yaşını çoktan devirmiş bir isim "Beni Suçlu Bulun"la ("Find Me Guilty", 2006) mahkeme salonlarına dönerse, ister istemez insanın aklına ustanın yaklaşık yarım asır önce çektiği "12 Kızgın Adam" ("12 Angry Men",1957) adlı filmi geliyor. Söz konusu filmde babasını öldürmekle itham edilen bir çocuğun akıbeti, jüri üyesi 12 kızgın adam tarafından karara bağlanıyordu. İlk başta üyelerden 11'i çocuğun suçlu olduğuna inanmıştı. Hatta aralarından bazıları davayı bir an evvel karara bağlayıp, işlerine güçlerine yetişmeye çalışıyordu. Fakat Henry Fonda'nın canlandırdığı karakter, çocuğun suçlu olmayabileceğini anlatıp çeşitli dayanaklar öne sürerek, diğer jüri üyelerinin zihinlerinin biraz çalışmasına fırsat veriyor ve çocuğu ipten döndürüyordu. Film, önyargıların nasıl kırıldığına ve peşin hükümlü olmanın ne bela bir şey olduğuna dair söz söyleyen, bugünden bakıldığında klasikleşmiş bir yapım olarak göze çarpıyor.

Lumet, kapalı mekân maharetini konuşturuyor... Lumet, "Beni Suçlu Bulun"da 'duruşma filmlerine' tekrar göz kırpıyor. Yönetmenin "12 Angry Men"in yanı sıra, "Köpeklerin Günü" ("Dog Day Afternoon", 1975) gibi filmlerle de, kapalı mekânlarda ne kadar maharetli olduğunu cümle âlem biliyor. "Beni Suçlu Bulun"da da Lumet, baştan sona izleyiciyi avucunun içine alan bir film ortaya çıkarmış; kapalı alanda çalışmasına rağmen film durgunluğun tehlikeli kollarına düşmüyor. Fakat ustanın "12 Angry Men" filmiyle bir kıyaslama yapacak olursak, "Beni Suçlu Bulun"un özellikle karakterleri açısından biraz zayıf kaldığını iddia etmek mümkün. Orada yönetmen, 12 kızgın adamın her birine, yani her bir karaktere özen gösterip, ayrı ayrı karakterlerin içini doldururken, bu sefer tek bir karaktere, mafya üyesi Jackie DiNorscio'ya odaklanmayı seçmiş. Bu tercihi sebebiyle de filmde diğer karakterler (mafyanın diğer üyeleri, savcılar, DiNorscio'nun eşi ve kızı) biraz arka planda kalmışlar. Böyle olunca da seyirci, diğer karakterlerle pek özdeşim kuramıyor ve filmin sonunda serbest kalan mafya mensupları için pek sevinemiyor. Yani filmin dramatik etkisi biraz havada kalıyor. 'Akıl yürütme' bakımından da "12 Angry Men"in daha 'zeki' bir film olduğu söylenebilir, çünkü o filmde çocuğu suçlayan her bir iddia üzerinde duruluyor ve bu iddiaların yanlışlanabilir olacağı tek tek ortaya çıkıyordu. "Beni Suçlu Bulun" ise bu konular üzerinde çok mesai harcamıyor.

Filmin aslı derdi 'aile'yle "Beni Suçlu Bulun"un suçu işleyene, cezaya ama özellikle aileye dair söylemek istedikleri ise fark edilebiliyor. Tekrar, "12 Angry Men"e başvuracak olursak, bu filmde Lumet çocuğun babasını öldürüp öldürmediği konusunda kesin bir şey söylemiyordu. Böylelikle dikkati suça değil, jürinin tartışmalarına ve akıl yürütmelerine çekiyordu. Fakat "Beni Suçlu Bulun"da sanık sandalyesinde oturanlar bir organize suç örgütünün üyeleri, yani suçlu olduğu baştan bilinen kişiler. Bununla birlikte savcının, mafya üyelerinin suçlarına ve haksız kazançlarına dair tiradıyla, mafyanın kendilerine önerilen makul hapis sürelerini ilk başta kabul etmeleri bu konuda akılda bir şüphe bırakmıyor. Yani Lumet bu sefer, suçluluğu su götürmeyen kişileri sanık olarak ele almış. Filmin sonunda mafya üyelerinin suçsuz bulunmasıyla birlikte, suçların cezasız kalmasına dair bir eleştiri de sezilebilir. Fakat yönetmenin mafya üyelerini mahkemede suçlanan taraf olarak seçmesinin asıl nedeni filmin aileye dair söylemek istedikleri. Zaten mafyanın yeraltın dünyasında neler çevirdiğine dair sahnelerin pek olmaması, yönetmenin ilgiyi 'aile' meselesine çekmek istemesi olarak da düşünülebilir.

DiNorscio'nun organik ailesi ile bağları sorunlu; eşinden ayrı yaşıyor, kızı ile ilişkisi belirsiz bir şekilde çiziliyor ve kendi kuzeni tarafından 'vuruluyor'. Bu 'vurma' eyleminin, silahla vurma anlamı olduğu kadar, kuzenin mahkemede DiNorscio'nun aleyhine tanıklık etmesiyle ikinci bir anlam da kazandığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte DiNorscio'nun inorganik ailesi olan 'mafya' ile ilişkisi de pek parlak gitmiyor. Mafyanın 'baba'sı Nick, onun diğer üyelerle yemek yemesini istemiyor, diğer mafya kodamanları DiNorscio'nun davasının kendilerinkinden ayrılmasını talep ediyorlar. Yani DiNorscio iki ailesinden de dışlanıyor. Film, böylelikle, onun bu dışlanmışlığı üzerinden, mafya ile aile arasındaki özdeşliğe de bir vurgu yapıyor. Üstelik, DiNorscio'nun iki ailesiyle ilişkilerini düzeltmesi de aynı zamana denk geliyor ve bu düzelme, pişmanlığını dile getirip fedakârlık gösterdiği noktada gerçekleşiyor. Yani kefaret ödediği, kendinden vazgeçtiği ölçüde DiNorscio 'aile'lerine yeniden kavuşuyor. Filmin sonunda beliren yazı da bu doğrultuda çok manidar; bu yazıdan DiNorscio'nun yıllarca hapiste kaldıktan sonra tekrar eşiyle bir araya geldiğini ve torunlarını büyütmenin keyfine vardığını öğreniyoruz. Yani karakter, hapiste kalarak belli bir kefaret ödemiş ve ardından sonraki nesillerle birlikte büyük bir ailenin önemli parçası haline gelmiş. "Beni Suçlu Bulun"un asıl söylemek istediği tam da buna tekabül ediyor: Bir ailenin parçası olmak, yapılan hatalardan pişmanlık duymak, fedakârlık göstermek ve kefaret ödemek anlamı taşır.

"Beni Suçlu Bulun"da sanıkları itham eden tanıkların ne kadar doğru söylediğine dair soru işaretleri, önyargılara dair eleştiriler ve savunma makamından zekice yanıtlar da var tabii. Fakat mahkemede geçen suç filmlerinin artık birçoğunda bunların olduğu düşünülürse, filmin bu özelliklerinin üzerinde ehemmiyetle durulacak meziyetler olmadığı söylenebilir. Lumet, bu sefer "12 Angry Men" ayarında bir film çıkaramıyor belki, fakat yine de sözü olan bir film ortaya koyuyor ve yıllara meydan okuyan yönetmen, böylelikle kariyerine yeni bir halka daha ekliyor.

Kimler İzlemeli:

  • "Şeytanın Avukatı" gibi filmlerin, "Ally McBeal" gibi dizilerin tutkunları.
  • 82 yaşındaki bir yönetmenin nasıl bir iş çıkardığını görmek isteyenler.

    Kimler İzlememeli

  • Aksiyon sinemasının parlayan yıldızı Vin Diesel'ı oradan oraya koşuştururken görmeyi umanlar.
  • 'Beyaz perdede mafyadan yakamızı kurtaramayacak mıyız?!' diye yakınanlar.
  • Henüz kimse yorum yapmamış.
    TV'de bugün
    Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
    Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
    Replik
    Can Dostum
    Bazen senle hiç tanışmamış olmayı diliyorum. Çünkü tanışmamış olsaydık, geceleri yatarken dünyada senin gibi biri olduğunu bilmeden uyuyabilirdim...
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com