"Tepenin Gözleri 2": 'Kanlanmış' gözler...
Gökhan Şeker 18 Mayıs 2007, Cuma 00:00
Geçtiğimiz yıl izlediğimiz yeniden yapımın devamı olan "Tepenin Gözleri 2", arkasına Craven imzasını alarak istismar sinemasında kendine yer edinmeye çalışan bir film.
Tepenin gözleri "kanlanmış"... Geçen sene izlediğimiz, 1977 tarihli, Wes Craven imzalı kült filmin yeniden yapımı olan "Tepenin Gözleri" ("The Hills Have Eyes", 2006), çölde mahsur kalan ve bir grup mutantın hışmına uğrayan bir aileyi odağına alıyordu. Söz konusu film, mutantların oluşmasında açık bir şekilde Amerikan devletini suçlaması, liberal-muhafazakâr çekişmesinde liberallerin yanında durması ve 'kutsal' Amerikan ailesinin altını oyması bakımından önemliydi; film sözünü net bir şekilde söylüyor, masaya yumruğunu koyuyordu. Bu filmin devamı olan "Tepenin Gözleri 2" ("The Hills Have Eyes 2", 2007) ise, başlarda ilk filmin izinden gideceğini hissettirmekle birlikte, sonlara doğru kendini şiddetin cazibesine kaptırarak istismar sinemasında kendine güzide bir yer edinmeye çalışıyor.

"Tepenin Gözleri 2"nin senaryosunu Wes Craven ve oğlu Jonathan Craven beraber kaleme almış. Craven isminin haşmetini ve istismar sinemasını bir araya getirdiğimizde şu an için bir kafa karışıklığı yaşanabilir. Zira "50 Cesur Kemancı" ("Music of the Heart", 1999) gibi naif bir filme imza atan birisinin şiddet ve seks sahneleriyle bezeli, düşünsel bakımdan zayıf bir istismar filmini nasıl yazabileceği düşündürücü. Fakat Craven'ın "Elm Sokağında Kabus" ("A Nightmare on Elm Street", 1984) ve "Çığlık" ("Scream", 1996) gibi şiddete meyilli filmleri düşünüldüğünde ya da biraz daha gerilere gidip, yönetmenin ilk filmi "The Last House on the Left" (1972) akla getirildiğinde "Tepenin Gözleri 2"nin temelleri gayet iyi anlaşılabilir. Zira Craven'ın ilk filmi, psikolojik okumalara açık olmakla birlikte yönetmenin şiddet konusunda bir hayli cömert davrandığı, kanın çağlayan dereler gibi aktığı bir yapımdı. Bu filmlerle birlikte ustanın yönettiği, orijinal "Tepenin Gözleri"nin de (1977) oldukça 'vahşi' olduğunu ve bu filmin yeniden çevriminde kendisinin adının yapımcı olarak geçtiğini –yani söz konusu filme dolaylı olarak destek verdiğini- akılda tutmakta fayda var.

Kan gürül gürül akıyor...

"Tepenin Gözleri 2"de yine mutantlarla yüz yüze gelen bir grup insan var. Fakat bu sefer zorlu bir sınavdan geçecek olan kişiler bir ailenin bireyleri değil, ordu mensubu askerler. Film söz konusu askerlerin gerçekleştirdiği bir tatbikat sahnesiyle başlıyor. Bu tatbikat sırasında 'Kandahar' tabelasını görüyoruz. Yani askerlerin Amerika'da eğitimlerini tamamladıktan sonra Afganistan'a –ya da Ortadoğu'da bir yere- gidecekleri ima ediliyor. Bununla birlikte film, Amerikalıların zulmüne uğrayan Ortadoğularla, Amerika'nın nükleer denemeleri sonucu ortaya çıkan mutantlar arasında bir benzerlik kurmaya çalışıyor sanki. Yani her iki coğrafyada oluşan 'saldırgan' tarafın –Ortadoğu'da intihar saldırıları düzenleyen Iraklılar, Amerikan çölünde ise kana doymayan mutantlar- Amerika'nın bizzat kendi eylemleri sonucu meydana geldiğine işaret ediyor. Bunların yanı sıra film, askerlerden birisini askerlik karşıtı bir karakter olarak çiziyor ve bir yüzbaşının, olanların Amerika'nın suçu olduğunu söyleyip intihar etmesiyle eleştiri dozunu yükseltiyor. Çocuğunun resmini bir arkadaşına gösterdikten sonra mutantların tecavüzüne uğrayan bir kadın askerin varlığı da filmin, ilk filmin yaptığı gibi o 'kutsal aile' kavramını allak bullak etme girişimi olarak değerlendirilebilir. Fakat asıl sorun bu noktadan sonra başlıyor.

"Tepenin Gözleri 2", ikinci yarıda ilk bölümde yaptığı gibi eleştirel bir tutum benimsemiyor. Bu sefer tecavüz sahnelerinin, göze sokulan parmakların, kopan uzuvların ve yere yapışan bedenlerin eşliğinde istismar sinemasına oynuyor. Yani film 'gore/splatter' adı verilen, kanın gürül gürül aktığı bir türde kendini ifade etmeye çalışıyor. Filmin böyle yaparak düşünsel boyutunu yitirmesi ve sırtını şiddet sahnelerine yaslaması ise düşündürücü. Çünkü filmin bu tavrı, ikircikli bir hal arz ediyor ve filmin samimiyetine dair kafalarda soru işareti bırakıyor. Sözgelimi "Testere" ("Saw", 2004, 2005, 2006) serisi sırf şiddet üzerinden bir seyirlik sunarken ve bunu açık açık dile getirirken, "Tepenin Gözleri 2"nin yaptığı o serinin davranışınınkine göre biraz ikiyüzlülük gibi duruyor. Üstüne üstlük filmin ilk yarıda yaptığı eleştirinin sonradan bir yere bağlanmayışı filmin zayıf karnını oluşturuyor.

"Tepenin Gözleri 2" ilk filmin bir hayli gerisinde kalmakla birlikte, eleştirel bir yaklaşım sergileyerek liberal bir tutum benimsemek isteyip, sonradan şiddet sahneleriyle işi götürmeye çabalıyor. Bu çabası ise ancak istismar sinemasına ilgi duyanları cezp edecek bir yaklaşım gibi görünüyor. İstismar filmlerine ilgi duymayanları ise film, pek tatmin etmeyecek gibi duruyor.

Kimler İzlemeli:

  • İstismar sinemasına gönül verenler, sinemada grafik şiddeti meşru bulanlar.
  • "Wes Craven'dan ne gelirse, kabulüm!" diyenler.

    Kimler İzlememeli:

  • İlk filmden sonra beklentisi yüksek olanlar.
  • Hakkıyla ABD ve ordu eleştirisi yapan bir film izlemek isteyenler.
  • Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
    TV'de bugün
    In the Line of Fire ( 20 Kasım 2008, Cnbc-e 22:00)
    Bugün Hollywood’un en güvendiği yönetmenler arasında gösterilen ve Perfect Storm, Troy, Poseidon, Das Boot ve Outbreak gibi filmlerle yerini sağlamlaştıran Petersen’ın kariyerinde özel bir yeri olan "In The Line Of Fire" bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
    Replik
    Katil Doğanlar
    Mickey ve Mallory, doğru ve yanlış arasındaki farklı bilmeye biliyorlar. Sadece umursamıyorlar...
    « »
    Copyright © 1998-2008 Sinema.com