
Çekilen filmlerin birçok ortak yönü de vardı. Uzun siyah saçlı kız, lanet, teknolojik bir aletten gelen dehşet verici ölüm, intikam, klostrofobi söz konusu yapımların sıkça yararlandığı motifler ve temalardı. Japonya'nın binalar arasında kısılıp kalmış, kasvetli ortamından da yararlanarak ürkütücü bir atmosfer kurmayı başaran Japon sinemacılar hayalet filmlerine yeni bir soluk getirmeyi başarıyorlardı.
Hızlı bir çıkış yapan Japon korku sinemasının bu aralar ise nefesi kesilmişe benziyor. Bir kısır döngünün kurbanı haline gelen Hollywood gibi, yeni bir şeyler söylemek yerine, zamanında tutmuş fikirlerden medet umar halde davranıyor. Japon sinemacılar artık ya devam filmi yapıyor ya da saçları önüne dökülen, siyah saçlı kızı ve sıçrama efektlerini önümüze sunuyorlar. Birbirinin benzeri olan ve bir derdi olmayan bu filmler de Japon korku pınarının artık kuruduğuna işaret ediyor. Nakata'nın ve Shimizu'nun kendi filmlerini Hollywood'da tekrar çekmeleri ve ardından derin bir sessizliğe gömülmeleri bile, Japon korku sinemasının nasıl bir darboğazda olduğunu kanıtlıyor.
"Cevapsız Arama 3"te yeni bir şey var mı?
"Cevapsız Arama 3"ü de bu açmazı, bu kısır döngüyü göstermesi bakımından önemli addedebiliriz. Türden türe depar atan ve böylelikle tekrara düşmek gibi bir problemi olmayan Takashi Miike'nin çektiği ilk film, bundan çok değil, dört yıl öncesinde sinemaseverlere orijinal geliyordu. Miike'nin kendini çok öne çıkarmadığı ama yine de eli yüzü düzgün bir iş kotardığı seriyi başlatan yapım, bazı şeyleri ilk defa denediğinden dikkat çekiciydi. Yine telefonlarına gelen mesajın ardından feci bir şekilde hayata veda eden bir grup gencin hikâyesini aktaran "Cevapsız Arama 3" de, Miike'nin yönettiği o ilk filmin mirasına yaslanıyor; yeni bir şey söylemek yerine ilk filmin kaymağını yemeği tercih ediyor. Tekrar intikam meselesinden hareket eden film, teknolojik bir aletten gelen tehlikenin, uzun siyah saçlı kızın ve bir lanetin peşine takılıyor. Buraya kadar farklı bir şeylerin olmadığı apaçık. Fakat filmi yapanlar, ilk iki filmden daha değişik bir şeyler yapma ihtiyacı hissetmiş olmamalılar ki, gelen mesajı başkasına göndererek bir kurtuluş yolu bırakıyorlar. Bununla birlikte film, bencillik, arkadaşlık ve fedakârlık gibi konularda söz söyleme fırsatı yakalıyor. Ama bu fırsatı ön kapıdan içeri aldığı gibi arka kapıdan def ediyor. Çünkü son yarım saatine kadar film, bu meselelere eğilmek yerine "ceee" diyen ve kurbanlarını acımasız bir şekilde öldüren ruhani varlığın cinayetlerine odaklanmayı tercih ediyor. Böyle olunca da, daha önce birçok kez denenmiş yöntemler korkutmak yerine bir iç baygınlığına sebebiyet verirken, film de şiddet sahnelerine sırtını yaslayarak, kenarından köşesinden istismar sinemasına göz kırpıyor. Film 'arkadaşlık' meselesine eğildiği anlarda ise, bu konu üzerine başlarda fazla mesai harcamadığından konuyu belirli bir temele oturtamıyor. Ve bu nokta, hayalet kızla onun arkadaşı arasındaki dostluk haricinde başka bir ilişki ile desteklenmediğinden doğal olarak filmde pek bir anlam taşımıyor ve havada kalıyor.
Filmin yaşadığı bir diğer sorun da inandırıcılık ve tutarlılık konusunda kendini gösteriyor. Mesela film okulun popüler kızının, bir zamanlar sınıfın sataşılan ezik öğrencisi olduğuna inanmamızı istiyor. Bununla birlikte gençleri teker teker öldüren 'ruhani' varlığa karşı, varlığın mesajları yolladığı bilgisayarı çökertmek gibi 'maddi' bir çözüm önerisi sunuyor. Bu da inandırıcı ve makul olmaktan çok, komik kaçıyor. Bunlar yetmezmiş gibi film, "tam bitti" derken başka cinayetlere yelken açarak gereksiz yere uzuyor.
Sözün özü, "Cevapsız Arama 3" artık 'eski' olarak nitelendirebileceğimiz bir mantığın ürünü olarak Japon korku sinemasından umudumuzu kesmemiz için yeterli delili sağlamış oluyor. Geriye ise, bir zamanlar bel bağlanan bir sinemanın arkasından el sallamak kalıyor. Ve artık çok iyi biliyoruz ki yalnızca uzun siyah saçlı bir kızı ve türevlerini korku öğesi olarak kullanmak pek bir işe yaramıyor!


Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!









Seanslar
Fragman

