
(…) "Grbavica", bir Boşnak ilahisi eşliğinde, kadınların katıldığı bir grup terapisiyle başlıyor. Kamera halıdaki yerel motifleri göstererek birbirlerine kenetlenmiş, gözleri kapalı şekilde ilahiyi dinleyen kadınlara doğru kayıyor ve Esma'nın yüzünde duruyor. Esma, gözlerini açıp doğrudan kameraya, biz izleyicilere bakıyor. Gözlerindeki, belki de hatırlamanın acısı. İlahi biterken grenli, beyaz bir fonda filmin adı beliriyor. Hemen ardından, Esma'nın garsonluk için başvurduğu bir gece kulübüne geçiyoruz. Bu kez fonda gürültülü bir müzik ve kendilerini kaybetmiş şekilde dans eden insanlar var. Esma, kalabalık arasından tedirgince patronun odasına doğru ilerliyor; hemen bir sonraki sahnede tanışacağımız kızı Sara'ya daha iyi bir hayat verebilmek, okul gezisine katılması için gereken parayı denkleştirebilmek için, terziliğin yanında ek iş olarak geceleri garsonluk yapmak zorunda. Kendini, geçmişini unutmalı ki gündelik hayatına, yaşamaya ve kızını yaşatmaya devam edebilsin. "Grbavica", birbirine bağlanan bu iki sahne arasındaki yoğun tezat üzerine kurulmuş bir film: Unutup devam etmeye çalışmakla, hatırlayıp yüzleşme gerekliliği arasındaki dengenin filmi.
Travmatik bellek üzerine yapılan tartışmaların kilit noktasında, insanın geçmişte yaşananları asla unutmamasıyla, yeniden yaşamaya değer bir hayat kurmalarını sağlayacak kadar unutabilmeleri arasındaki çelişkili denge var. "Grbavica" bu tartışmaya ikna edici bir argümanla dahil oluyor. Esma, filmin sonunda itiraf ettiği gibi, savaş kampında Sırp askerler kendisine tecavüz etmeye devam ederken karnında büyüyen kızını öldürmek istemiş, ama öldürememiş. Doğduktan sonra onu görmek istememiş, ancak 'tek bir seferlik' diye emzirdikten sonra, bir daha da ondan kopamamış. Nihayetinde, hep uğradığı tecavüzleri hatırlatacağını bilmesine rağmen, ona sevgisini vermeyi başarmış. Esma'nın bu kabullenişinin çarpıcı yanı şu: O, düşmanının kendisine yaptığı zulmü içinde yeniden büyüterek, bir anlamda düşmanını tanımış, anlamış ve onunla birlikte yaşamayı kabul etmiş oluyor. Bu, aynı zamanda, bir yandan her an düşmanın yaptıklarını ve savaşın travmasını akılda tutup, bir yandan da düşmanlığın olmadığı bir dünya kurmaya çalışmak demek. Esma'nın Sara'yla kurduğu ilişkiyi, düşmanlığın özle ilgili bir şey olmadığının ve insanın düşman bildikleriyle de bir arada yaşayabileceğinin kanıtı olarak görmek mümkün.
Esma'nın bize sunduğu bu kanıtın, bu yüzleşme umudunun, mutlaka altının çizilmesi gereken bir yanı var: Kadın dünyasının, kadın duyarlılığının eseri olması. Bununla kastettiğim şey, sadece filmin bir anne-kız hikâyesi anlatıyor olması değil. Filmden yansıyan Saraybosna resminde, kadınlar hep bir şeyleri iyileştirmeye çalışırken, erkekler adeta savaş koşullarını devam ettiren bir maçoluğa teslim olmuş gibiler. Filmde karşımıza çıkan kadınlar, terapi seanslarına katılarak geçmişle bir bağ kurmaya ve sürekli dayanışma içinde yaşamaya çalışırken; erkeklerin ilk fırsatta kavgaya tutuşmaları, hemen silahlarını çekmeleri, sorunlarını şiddete başvurarak çözmeye çalışmaları, yaşanan savaşın da, geçmişteki travmaların da bir cinsiyeti olduğunu aklımızda tutmamızı sağlıyor.
"Sarejova ljubavi moja"*
Filmin sonlarına doğru, Esma, Sara'ya geçmişiyle ilgili gerçeği itiraf ettikten hemen sonra, filmin başındakini hatırlatan bir terapi sahnesine geçiyoruz. Fonda yine bir Boşnak ilahisi var ve kamera bu kez birbirlerine kenetlenmeden, gözleri açık şekilde oturmuş kadınların üzerinden yavaşça kayıyor. Her birinin acılı yüzlerinde durduktan sonra, yine Esma'yı buluyor. Bu kez yaşlı gözlerle dinliyor ilahiyi, birazdan savaşta yaşadıklarını ilk kez bu terapi seansında anlatacak. Artık unutmaya çalışarak değil, yüzleşerek devam edecek yoluna. Belki de hem kendisiyle, hem kızı Sara'yla kurduğu ilişki daha sağlıklı olacak. Zaten film de, Esma'yla değil, umutlu bir gelecek vaadini taşıyan Sara'yla bitiyor. Okul gezisine gitmek için bindiği otobüsün arka camından annesine el sallıyor Sara. Sadece annesiyle değil, olduğu kişiyle de barışıyor. Yeniden gülüyor. Esma'nın acılı bakışlarıyla başlayan film, Sara'nın gülen gözleriyle bitiyor. Ve bu kez fonda çalan bir ilahi değil, bir Boşnak halk türküsü: "Sarejova, ljubavi moja".
*"Sarejova, sevgilim"
(Bu yazının, Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Nisan 2007'de yayımlnana 61. sayısından derginin izniyle kısaltılarak alınmıştır. Yazının tamamını Altyazı'da okuyabilirsiniz. Detaylar için www.altyazi.net)


CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.

Bazıları sahip oldukları şeyin değerini bilmez.







Seanslar
Fragman


