Gerçeküstü Polis

Sinema.com 15 Şubat 2007, Perşembe 00:00
"Polis", üzerinde incelikle düşünülmüş bir film. Onur Ünlü ilk filminde kamera hareketlerine, kadrajlara, kısaca tüm sinematografik öğelere oburca saldırmış; ama tüm bunları akıllıca bir çerçeveye oturtup filmi için bir katma değer haline getirmeyi de başarmış.
"İnsanların gerçeklerle yetinmesine şaşırıyorum"
Bir ülke sineması birbirinin aynısı işler üretmeye başlarsa; kaçınılmaz olarak bir süre sonra kısırlık baş gösterecektir. Bu anlamda farklı bir tema üzerinden farklı biçimsel üsluplarda yeni bir şeyler üretme çabası her halükârda takdiri hak eder. "Polis", izleyicisinden en büyük alkışı cesur bir deneme olduğu için, üzerinde uzun uzun düşünüldüğü için almayı hak ediyor. Türk sinemasındaki genel geçer kalıpları dikkate almadan, elindeki malzemeyi gişe için kullanmaya çalışmadan daha önce bu coğrafyanın görmediği bir filmi perdeye yansıtıyor, Onur Ünlü...
Film bilimkurgunun efsanevi yazarı Kurt Vonnegut'ın "insanların gerçeklerle yetinmesine şaşırıyorum" vecizesiyle açılıyor ve aslında o anda filmin gelişimi de belli oluyor: Haluk Bilginer'in oynadığı Musa Rami, sinemamızın alışık olmadığı kadar iyi stilize edilmiş bir dövüş sekansıyla; Tarantino filmilerinden kopup gelmiş dört mafyözü pataklıyor; ardından örgütün elebaşını pek sorgulamadan, etkisiz hale getirmeye çalışmadan öldürüyor.
Buraya kadar her şey son derece sıradan bir Dirty Harry tadı yaratsa da Musa'nın evine gittiğinde kanlı gömleğini gören ailesinin durum karşısındaki tepkileriyle gerçeküstü tepkime başlıyor. Onur Ünlü, "Polis"te ikinci sekanstan itibaren gerçeküstünün derin sularına dalıyor.
'B-movie' geleneğine selam...
Filmdeki neredeyse tüm karakter ve bu karakterlerin birbirleriyle ilişkileri karikatürize bir klişelik taşıyor. Tüm diyaloglar, tüm mizansenler, olay örgüsünün neredeyse tamamı gerçek olamayacak kadar klişelerle ve saçmalıklara dolu gözüküyor.
Bu noktalarda Onur Ünlü, 'B-movie' geleneğine selam duruyor, kendi beslendiği en önemli kaynaklardan birine saygısını göstermek için tüm filmini kötü bir film olarak okunabilme ihtimaline göğüs geriyor. Aslında 'B-movie' kalıpları yönetmene gerçeküstü bir yapı kurmakta da yardımcı oluyor. Bu yüzden filmin biçimsel yapısını, yönetmenin kişisel beğenileri değil filmin ihtiyaçları belirliyor. 'B-movie'lere özgü olan her şey "Polis"te ad-absurdum'un bir parçası oluyor.
Komedi mertebesine ulaşan gerçekdışı diyaloglar, olayların gelişimindeki kopukluklar, karakterlerin bu gelişmelere verdiği tepkilerdeki saçmalıklar; tekmili birden gerçeküstülüğü desteklemek için kurgulanıyor.
Yoksa tüm ailesini kaybeden, kendisi de birkaç hafta içinde ölecek bir karakterin yalnızca kendisinden 40 yaş küçük bir hatunun aşkına karşılık vermemesinden dolayı ağlamasını, olayların içinde neredeyse hiç olmayan bir başkomiserin bir noktada Musa Rami'nin sevdiği genç kıza aşık olduğunun ortaya çıkmasını, tüm bunların ötesinde külliyen Musa Rami karakterinin gerçeküstülüğünü nasıl açıklayabiliriz?
"Polis", üzerinde incelikle düşünülmüş bir film. Onur Ünlü ilk filminde kamera hareketlerine, kadrajlara, kısaca tüm sinematografik öğelere oburca saldırmış; ama tüm bunları akıllıca bir çerçeveye oturtup filmi için bir katma değer haline getirmeyi de başarmış. Tüm bunlarla birlikte "Polis", üzerinde düşünülmediği hatta birden fazla izlenmediği zaman iyi kotarılamamış bir film olarak da düşünülebilir.
Bir ülke sineması birbirinin aynısı işler üretmeye başlarsa; kaçınılmaz olarak bir süre sonra kısırlık baş gösterecektir. Bu anlamda farklı bir tema üzerinden farklı biçimsel üsluplarda yeni bir şeyler üretme çabası her halükârda takdiri hak eder. "Polis", izleyicisinden en büyük alkışı cesur bir deneme olduğu için, üzerinde uzun uzun düşünüldüğü için almayı hak ediyor. Türk sinemasındaki genel geçer kalıpları dikkate almadan, elindeki malzemeyi gişe için kullanmaya çalışmadan daha önce bu coğrafyanın görmediği bir filmi perdeye yansıtıyor, Onur Ünlü...
Film bilimkurgunun efsanevi yazarı Kurt Vonnegut'ın "insanların gerçeklerle yetinmesine şaşırıyorum" vecizesiyle açılıyor ve aslında o anda filmin gelişimi de belli oluyor: Haluk Bilginer'in oynadığı Musa Rami, sinemamızın alışık olmadığı kadar iyi stilize edilmiş bir dövüş sekansıyla; Tarantino filmilerinden kopup gelmiş dört mafyözü pataklıyor; ardından örgütün elebaşını pek sorgulamadan, etkisiz hale getirmeye çalışmadan öldürüyor.
Buraya kadar her şey son derece sıradan bir Dirty Harry tadı yaratsa da Musa'nın evine gittiğinde kanlı gömleğini gören ailesinin durum karşısındaki tepkileriyle gerçeküstü tepkime başlıyor. Onur Ünlü, "Polis"te ikinci sekanstan itibaren gerçeküstünün derin sularına dalıyor.
'B-movie' geleneğine selam...
Filmdeki neredeyse tüm karakter ve bu karakterlerin birbirleriyle ilişkileri karikatürize bir klişelik taşıyor. Tüm diyaloglar, tüm mizansenler, olay örgüsünün neredeyse tamamı gerçek olamayacak kadar klişelerle ve saçmalıklara dolu gözüküyor.
Bu noktalarda Onur Ünlü, 'B-movie' geleneğine selam duruyor, kendi beslendiği en önemli kaynaklardan birine saygısını göstermek için tüm filmini kötü bir film olarak okunabilme ihtimaline göğüs geriyor. Aslında 'B-movie' kalıpları yönetmene gerçeküstü bir yapı kurmakta da yardımcı oluyor. Bu yüzden filmin biçimsel yapısını, yönetmenin kişisel beğenileri değil filmin ihtiyaçları belirliyor. 'B-movie'lere özgü olan her şey "Polis"te ad-absurdum'un bir parçası oluyor.
Komedi mertebesine ulaşan gerçekdışı diyaloglar, olayların gelişimindeki kopukluklar, karakterlerin bu gelişmelere verdiği tepkilerdeki saçmalıklar; tekmili birden gerçeküstülüğü desteklemek için kurgulanıyor.
Yoksa tüm ailesini kaybeden, kendisi de birkaç hafta içinde ölecek bir karakterin yalnızca kendisinden 40 yaş küçük bir hatunun aşkına karşılık vermemesinden dolayı ağlamasını, olayların içinde neredeyse hiç olmayan bir başkomiserin bir noktada Musa Rami'nin sevdiği genç kıza aşık olduğunun ortaya çıkmasını, tüm bunların ötesinde külliyen Musa Rami karakterinin gerçeküstülüğünü nasıl açıklayabiliriz?
"Polis", üzerinde incelikle düşünülmüş bir film. Onur Ünlü ilk filminde kamera hareketlerine, kadrajlara, kısaca tüm sinematografik öğelere oburca saldırmış; ama tüm bunları akıllıca bir çerçeveye oturtup filmi için bir katma değer haline getirmeyi de başarmış. Tüm bunlarla birlikte "Polis", üzerinde düşünülmediği hatta birden fazla izlenmediği zaman iyi kotarılamamış bir film olarak da düşünülebilir.
Henüz kimse yorum yapmamış.
- "A.R.O.G": Zor olanın peşine düşünce...
- "Muro": Devrimciliğin parodisi
- "Madagaskar 2": Firar devam ediyor
- "Sınıf": Gerçekliğin sınırında...
- "Aramızda Casus Var": Okumadan yakma!
- "Lorna’nın Sessizliği": Medeniyetin cehennemi
- "Osmanlı Cumhuriyeti": Kolpa padişahın kolpa yurtseverliği
- "Gomorra": Günah şehri insanları
- “Gomorra” : Otonom Mafya
- "Son Buluşma": Bir sözlü tarih denemesi
- "High School Musical 3": Nasıl yani?
- "Rec: Ölüm Çığlığı": Sıradan bir korku filmi
- "Quantum of Solace": Her şey kişisel
- "Issız Adam": Demode formüller peşinde...
- "Mükemmel Bir Gün": Özpetek çıkış arıyor


Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu
Neden sizle yelken açayım ki? Aranızdan dördü daha önce beni öldürmeye çalıştı. (Elizabeth’e bakarak) Hatta biriniz başardı da.
Jack Sparrow
Neden sizle yelken açayım ki? Aranızdan dördü daha önce beni öldürmeye çalıştı. (Elizabeth’e bakarak) Hatta biriniz başardı da.
Jack Sparrow








Seanslar
Fragman

