Kayıt
Altına hücum!
Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
İzleyen herkes aynı fikirde!
Eğer “Hayalet Gemi” korku filmi türünün en iyi açılış sahnelerinden birisi olan ilk 15 dakikası gibi devam edebilseymiş, türünün son yıllarda vizyon gören en iyi bir kaç örneği arasına girebilirmiş.
Oysa "Hayalet Gemi", etkileyici girişinden sonra izleyicinin beklentilerini her geçen dakikayla frenleyerek korku filmerinin tüm bildik numaralarını görsel efektlerle anlatan bir klişeden öteye gidemiyor. Filmin suyun üzerinde kalmayı başaran yanı ise mekan tasarımı: Etkileyici görüntülerle tanımlanan lüks transatlantik mekanı, sinemanın atmosfer yaratmadaki etkisini bir kez daha yüceltecek başarıya sahip. Tabii ki genelde bu olumsuz gerçeklere hemen teslim olmamak gerek. Ne de olsa ortada bir hayalet öyküsü var. Günümüz insanının başta para, mal mülk, altın (!) olmak üzere tüm fani zevkler uğruna nasıl telef olabileceğini doğaüstü güçleri kullanarak uyarmaya çalışan “Hayalet Gemi”, sonuçta türünün meraklılarına karanlık sinema salonun güvenliği içinde korkulu bir 90 dakika sunmayı hedefliyor.
Başrolde önemli bir aktör, Hollywood’da yükselen Irlandalı Gabriel Byrne var. Ama filmin bence esas başrolü hayalet gemimize ait.
Filmin açılışında 40 yıl öncesinde, lüks bir yolcu gemisindeyiz. Transatlanik Antonia Graza’nın ana güvertesinde bir parti, orkestra eşliğinde şarkı söyleyen kırmızı elbiseli güzel bir İtalyan kadın var.
Geminin kaptanı da dahil olmak üzere herkes dansediyor. Görüntü yönetmeni Gale Tattersal’ın rüya görüntüleri eşliğinde izlediğimiz açılış jeneriğinde biz seyirciler –ne olduğunu artık söylemeyelim- beklenmedik bir darbeyle sarsılıyoruz. Bu yok edici açılıştan sonra günümüze dönüyoruz. Uluslararası sularda sürüklenen gemiyi rotasına sokarak kurtarıp, içindeki ganimete konmak isteyen bir özel kurtarma ekibinin başında Gabriel Byrne ve Julianna Margulies var. Büyük bir hevesle kolları sıvayıp gemiye ayak basan ekibin, sadece terkedilmiş bir transatlantik değil, kayıp ruhların acilen huzura kavuşmak için liman aradığı bir mekana geldiklerini anlamaları senaryo icabı biraz uzun sürüyor. Para hırsıyla bırakın gerçekleri, hayaletleri bile göremeyen ekip üyeleri SOS çağrısı verinceye kadar da her şey için çok geç oluyor. Bizler de yaklaşık bir buçuk saat içerisinde yarı karanlık, ıslak koridorlarda geziniyor, aniden çarpan kapıların ve kanla dolan yüzme havuzunun ürpetisiyle başbaşa kalıyor ancak korkmaktan ziyade her adımda kullanılan ses efektleriyle irkilip önümüze konulan klişelerden sıkılarak karşılaştığımız hayaletlerden pek de etkilenmiyoruz.
Üstelik; iki iştahlı kurtama ekebi üyesinin yedikleri enfes konservenin aslında kurtçukla dolu olduğunu anlamaları, terkedilmiş sefil görünüşlü geminin boş havuzunun kanla dolmaya başlaması, kötücül bir ruhun güzel İtalyan şarkıcı kadın hayaletine bürünerek, kurtarma ekibindeki en “sadık” ve de nişanlı bir erkeği baştan çıkararak infaz etmesi gibi yemege, içmeye, zevke ve sekse dair uyarı dolu klişeler bizi de telef etmedi değil.
Yineleyelim; hayalet gemimizin en büyük başarısı görüntü çalışması. Skeç esprisindeki korku anlarıyla solan bu benzersiz görüntüler malesef ortaya bir korku klasiği çıkarmarmaya yetmiyor. Bırakın korku klasiğini bu denli özentili, büyük bütçeli bir filmin neden bu denli sıradan bir senaryoya teslim edildiğine esef ediyoruz. Kısaca; yönetmen Steve Beck’in, gişede ve eleştirmenlerin bakış açısından ortada kalan 13 Hayalet’in ardından kendisini ispatlama çabalarını derinleştirdiği ancak indiği okyanus dibinde nefessiz kaldığı ve yüzemediğini görüyoruz.
Muhtemelen kimselere yarolmayan, o taşıdığı tonlarca altın yüzünden olabilir. Olsun, derinlerde bir yerlerde Gabriel Byrne var nasılsa...
Ben onun için izledim aslında :)
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Kontrat (21 Ağustos 2008 22:30 Star)
Morgan Freeman, John Cusack ve Jamie Anderson'ın oynadığı Kontrat adlı film bu akşam 22:30'da Star ekranlarında...
Replik
Ölü Ozanlar Derneği
Kim ne derse desin, sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com