"Fırtınalı Hayatlar" - Hollywood'da iklim değişikliği

Sinema.com 12 Mart 2006, Pazar 00:00
Bir hava durumu sunucusunun pek de parlak gitmeyen hayatını ele alan "Fırtınalı Hayatlar", karakter odaklı bir film olsa da, aile ve kariyer üzerine açılımları olan bir film. Filmi benzerlerinden ayıran yanı, kendimizi bulabilmek için, bazen tüm çabalara rağmen bazı şeyleri yoluna koyamayacağımızı kabul etmemiz gerektiğine işaret etmesi.
Ana akım sinemaya göre aile kutsaldır ve Hollywood menşeli birçok filmin çatısını, bozulmuş olan bu kutsallığın tekrar inşası oluşturur. Fakat son dönemde bu durumun biraz tersine çevrildiğini görüyoruz. Başta Amerikan bağımsızları olmak üzere büyük stüdyoların elinden çıkma filmlerin birçoğu, ailenin bu kutsallığı üzerine soru işaretleri kondurup, izleyicilerin akıllarını kurcalamaya çalışıyorlar. "Amerikan Güzeli" ya da, özünde bağımsız bir ruh taşısa da stüdyolarla çalışan, Wes Anderson'ın "Tenenbaum Ailesi" ile, gemiyi aile için bir metafor olarak kullandığı "Suda Yaşam" bu duruma verilebilecek uygun örneklerden. Bunların yanı sıra son dönemde izleme fırsatı bulduğumuz Amerikan sinemasının bağımsız kanadından "Mürekkep Balığı ve Balina", "Ben ve Sen ve Diğerleri" de bu meseleyle yakından alakalı filmler. "Fırtınalı Hayatlar" da Nicolas Cage'li, Michael Caine'li kadrosuyla, bir yandan Hollywood'un varlığına pek halel getirilmeyen ve bütünlüğünden sual olunmayan aile kavramını kurcalayıp onu bozarken, beri yandan bir hava durumu sunucusunun, kariyerinde başarıyı yakalasa da, pek parlak gitmeyen özel hayatını ele alıyor. David Spritz, ayrıldığı eşi Noreen'i tekrar kazanarak ailesini tekrar bir araya getirmeye çalışan, sorunlu iki çocuğa sahip birisi. Bir yandan da hayatında önemli bir basamak olabilecek ulusal kanaldaki hava durumu sunuculuğu için teklif bekliyor. David'in çocukları çeşitli sorunlar yaşıyor fakat bu anlarda David değil de, eski eşinin müstakbel kocası Russ onların yanında oluyor. David, Noreen'le iletişim kurmak da istiyor, hatta birlikte terapiste gidiyorlar. Fakat ikisinin arasında güven sorunu olduğundan ve bunu aşamadıklarından, yaptıkları pek bir anlam taşımıyor. Sonuçta da, birçok filmden aşina olduğumuz, ayin niteliği taşıyan yemek masasındaki sahnelerle bezeli, klasik aile portesi tekrar çizilemiyor. Film, "aile" kavramına bir yandan da David'in babasıyla olan ilişkisi üzerinden bakıyor. David, ünlü bir yazar olan babasının ağırlığının altında eziliyor. Ona bir şeyler kanıtlamaya çalışıyor; ulusal kanaldan teklif aldığını, babasının neredeyse gözüne sokacak. Bununla birlikte filmde David'in kendi babası gibi örnek bir "aile babası" olamamasının da onu rahatsız ettiği sezdiriliyor. Yani "aile"ye bu açıdan bakıldığında, aile David için bir tutsaklık, sınırlılık durumu. Haliyle David'in babasının ölümü de, David için biraz özgürleşme anlamı taşıyor. "Fırtınalı Hayatlar" aile sorunsalı üzerine eğilirken, esaslı biçimde bir karaktere odaklanıyor: David Spritz. David olaylara biraz yüzeysel bakan, hayata karşı duyarsız ve tepkisizce davranan bir karakter. Ve bu sebeplerden olsa gerek, hayatının kışını geçiriyor. Zaten olayların kış mevsiminde geçmesi de, David'in hayatının bir yansıması. Eşinden ayrılığının gerekçelerine şöyle bir baktığında, tartar sosunu almayı unutmasa acaba evliliği kurtulur muydu diye düşünüyor. Ya da ulusal kanalda çalışmaya başladığını hayal ettiği vakit, ailesini tekrar toparlamış olabileceğini sanıyor. Yani, David olayları basite indirgiyor ve filmin başında izleyiciyle konuşurken iki boyutlu bir karakter olmadığını iddia ettiği halde, sergilediği davranışlarla üçüncü boyuta sahip olabilecek yeterlilikte olmadığını gösteriyor. Yani David'in ailesini bir arada tutamamasının asıl nedeni kendi kişiliğinden kaynaklanıyor. Bununla birlikte David'in insanlara karşı davranışları ve onlardan aldığı tepkiler de bu yüzeyselliği pekiştiriyor. Bir kuyrukta kendisinden imza almak isteyen birini terslediği gibi, insanlar ona içecek, yiyecek türünden nesneler fırlatıyor. İnsanların kendisine karşı bu tepkisini –ve kendisinin tepkisizliğini- de basit nedenlerle geçiştiriveriyor. Tüm bunlarla paralel bir biçimde, David bir de "iletişim(sizlik)" sorunundan mustarip. Ne babasıyla ne de çocuklarıyla doğru düzgün yakınlaşabiliyor. Bunun için David'in esaslı bir çaba sarf ettiğini söylemek de güç zaten. Fakat babasıyla yaptığı konuşmayı hatırlayıp, ondan, zor olanın doğru olanla genelde aynı şey olduğu öğüdünü zihninin bir köşesine iliştirdikten sonra David için bir kırılma noktası söz konusu olabiliyor. İşte tam bu andan sonra, gerçekten bir şeyler yapmaya karar veriyor. Zor olanın peşinden gitmeyi benimseyip üçüncü boyutuna erişen David, kızıyla konuşmaya çalışıp, "kilolu" kızına takılan lakaptan arınması amacıyla, ona uygun elbiseler alıyor; oğlunun başına bela açan danışmanını pataklıyor; kendisine yiyecek atan birisinin peşinden koşup ona bağırabiliyor; babasıyla iletişim kurabiliyor. Yani David artık hayata tepki gösteriyor. Yine, kendisinden imza isteyen birisini kırmaması ve artık kendisine bir şeyler atılmaması da bu değişimin göstergeleri. New York sokaklarında sırtında taşıdığı oklar da, edilginlikten etkinliğe geçişin sembolleri adeta. "Fırtınalı Hayatlar"da aile kavramı David'in karakterindeki değişiminin bir yan öğesi gibi kalıyor. Ama işin altı çizilmesi gereken tarafı, filmin bunu yaparken "kahraman" aile babasının yıkılmakta olan yuvasını kurtardığı klasik yapının pek yakınında durmaması – ve David karakterinin üzerinde adam akıllı durması. Nihayetinde David eşini başka birine kaptırıyor; ailesini toparlayamıyor. Ama yine de bu durum, David için bir son değil, yeni bir başlangıç. David, ulusal kanaldaki işi alıyor, çocuklarıyla ilişkisini kesmiyor, insanlarla bir bağ kurabiliyor; yaşadığı yere olduğu gibi David'in hayatına da bahar geliyor. Ezcümle, "Fırtınalı Hayatlar" Hollywood'un savunduğu değerlerden radikal bir kopuşu temsil etmese de, sayesinde Hollywood'da sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor.
Henüz kimse yorum yapmamış.
- "A.R.O.G": Zor olanın peşine düşünce...
- "Muro": Devrimciliğin parodisi
- "Madagaskar 2": Firar devam ediyor
- "Sınıf": Gerçekliğin sınırında...
- "Aramızda Casus Var": Okumadan yakma!
- "Lorna’nın Sessizliği": Medeniyetin cehennemi
- "Osmanlı Cumhuriyeti": Kolpa padişahın kolpa yurtseverliği
- "Gomorra": Günah şehri insanları
- “Gomorra” : Otonom Mafya
- "Son Buluşma": Bir sözlü tarih denemesi
- "High School Musical 3": Nasıl yani?
- "Rec: Ölüm Çığlığı": Sıradan bir korku filmi
- "Quantum of Solace": Her şey kişisel
- "Issız Adam": Demode formüller peşinde...
- "Mükemmel Bir Gün": Özpetek çıkış arıyor


Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Katilimi Tanıyorum
Beyin, stresli durumlarda, anlaşılır bir nedenle, vücudun maruz kaldığı travmayla başa çıkmanın yollarını bulur.
Beyin, stresli durumlarda, anlaşılır bir nedenle, vücudun maruz kaldığı travmayla başa çıkmanın yollarını bulur.








Seanslar
Fragman

