
Hafif dikenli konuşan, keskin dilli birisiymiş. Yıldızı yükselen Hollywoodlu genç bir aktris olarak kaprisli manasında değil de ‘dobra’ ve açık tavırlı yani. Zaten bu cevval hali, dolgun dudakları, ‘yuvarlak’ hatlı sırım gibi endamıyla çoktan kendisine geniş bir hayran kitlesi edinmiş durumda. Jessica Alba, Hollywood'un yeni yüzlerinden. Dikkat çekici bir güzel, ziyadesiyle de çekici. Meksika, Fransa, Hollanda asıllı bir melez. Geçen ay “Günah Şehri”nde izlediğimiz Alba, bu hafta gösterime giren Marvel çizgi roman uyarlaması “Fantastik Dörtlü”nün ‘görünmez kızı’ Sue Storm rolüyle karşımızda.
Pek alçak gönüllü, ayakları yere basan bir hali varmış. Muhtelif söyleşilerde yokluk içinde geçen çocukluğunu dert etmediğini, bilakis Latin kökenli bir oyuncu olarak şimdi ulaştığı noktanın pekala da hakkettiği yer olduğunu söylüyor. Ona “Günah Şehri”nde hayatının şansını veren Meksikalı Robert Rodriguez gibi sinemacılar sayesinde Hollywood’un ufkunun açıldığını söylese de bu ‘kurtlar sofrasında’ şansının yaver gittiğini de unutmuyor.
Henüz 24 yaşında. Adını ziyadesiyle duyurdu ama kendine sağlam bir yer edininceye kadar ‘fiziğiyle’ durumu idare etmenin zor olduğunu düşünenlerden. Internet alemindeki oylamalarla açıkça görüldüğü üzere neredeyse ‘cinsel bir obje’. Aktör Mark Wahlberg’in özel bir TV kanalında seyircilerle birlikte Jessica Alba’nın vücunu ‘kutsal kase’ misali yakın incelemeye alıp da kimsenin pek kusur bulamadığı program da pek sükse yapmıştı. Bir Amerikan dergisi ise Tom Cruise’un elalem içine çıkaracağı sevgili olarak Katie Holmes’dan önce ilk tercih olarak onu seçtiğini yazdı. Kendisi ise yalnızca güzel bir yüz ve vücuttan ibaret olmadığını ispat çabasında. Şu ana kadar rol aldığı sekiz filmin yedisinde soyunmak zorunda kalması gerçeği hoşuna gitmiyor. Bir gün, hayranı olduğu Diane Keaton veya Goldie Hawn gibi ‘gerçek’ filmlerde, ‘sahici’ roller bulmayı umuyormuş. Bizde de vizyon yüzü gören “Honey” adlı hip hop esintili gençlik filmindeki hayalkırıklığını unutmuyor. Ama ilk başrolünü oynadığı bu filme kadar kendisine hep ‘fahişe, salak kız arkadaş, çekici komşu kızı’ gibi roller sunulmasından o denli rahatsız olmuş ki, bu nedenle “Honey”deki ‘masum ve idealist genç kız’ karakterini hiç düşünmeden kabul etmiş.
Ardarda gelen iki ‘sükseli’ filmle gündemin baş köşesine oturan Los Angeles doğumlu Jessica Alba, ayrıca yakında ABD vizyonuna girecek “Into the Blue” adlı filmde bir köpek balığı uzmanını canlandırıyor. 13 yaşından beri lisanslı bir dalgıç olan Alba, çekimler sırasında dublör kullanmamış. Risk almayı seviyormuş. 10 yıl önceki “Flipper/B>” adlı, yunuslu TV dizisiyle adını duyurmaya çalıştığı dönemden bu yana ‘piyasada sağlam durmak ve risk almayı bilmek gerek” diyormuş. Açıksözlü ve iddialı genç bir aktris olarak yolu açık nasılsa.
- İdealist, zeki, iflah olmaz bir romantik: Ewan McGregor
- Jet Li: Hollywood'la Çin arasında...
- Michel Gondry
- Giovanna Mezzogiorno: İtalya'nın kara meleği!
- En İyi Kadın Oyuncu: Marion Cotillard
- Daniel Day-Lewis: Her rolde ayrı bir kişilik
- Kim tutar Özgü'yü!
- Kendi ağzından: Nurgül Yeşilçay
- Claire Danes: Çalışkan, Üretken ve Çok Güzel...
- Jodie Foster Güçlü erkekler dünyasında bir kadın...
- Dünyanın en güzel çirkin adamı: Steve Buscemi
- Lindsay "Katilini Biliyor..."
- Diane Kruger: Av Partisi'de...
- Richard Gere: hala "Özel" bir adam
- Bizi hep güldür Adam Sandler



Danny Huston, Nicole Kidman ve Cameron Bright'ın oynadığı Doğum adlı film bu akşam 20:25'te Tv8 ekranlarında...

Kendimize kim olduğumuzu hatırlatmak için hepimizin aynalara gereksinimi var...
Guy Pearce













