Kızıl Ejder: Son Kez Hannibal
Nadir Öperli 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Hannibal efsanesini yeniden beyazperdeye taşıyan Kızıl Ejder, kapanmış bir üçlemeyi yeniden açıyormuş gibi görünse aslında Hannibal Lecter'in sinemadaki serüvenine bir daha açılamayacak bir yerinden son noktayı koyuyor.
Kızıl Ejder, Hannibal efsanesini konu alan bir film olması nedeniyle birçok kişi tarafından bir devam filmi olarak algılanmış olsa da aslında bir yeniden yapım. Üstelik kapanmış bir üçlemeyi hem yeniden açan, hem de farklı bir yerinden tutarak (belki de bir daha açılmamak üzere) yeniden kapatan bir film. Artık hemen herkesin bildiği gibi, Hannibal’in sinemadaki yolculuğu, Thomas Harris’in 1981 yılında kaleme aldığı Kızıl Ejder adlı romanın, 1986 yılında Michael Mann tarafından Manhunter adıyla beyazperdeye aktarılmasıyla başlamıştı. Ancak onu asıl popülerleştiren (ve de efsaneleştiren) 1991 yılında, yine Harris’in kaleme aldığı Kuzuların Sessizliği’nin filme uyarlanması oldu. Kuzuların Sessizliği’yle birlikte Hannibal, onu entelektüel yamyam olarak kafamıza kazıyacak olan imajını da Anthony Hopkins’te bulmuş oluyordu. Harris’in 1999’da Hannibal adlı romanıyla kapattığı üçleme, beyazperdedeyse hemen bir yıl sonra Ridley Scott’ın aynı adlı filmiyle kapanmıştı.
Kızıl Ejder, Manhunter filminin yeniden yapımı olması açısından Hannibal üçlemesinin başına dönen, üçlemeyi yeniden açan bir film. Aynı zamanda da, Hannibal’i Anthony Hopkins’in canlandırmadığı tek film olan Manhunter’a geri dönerek, birçok insanın kafasındaki ‘Hannibal-Hopkins’ eşleşmesinin eksik parçasını tamamlaması açısından da üçlemeyi bütünleyen bir film. Bu anlamda, Kızıl Ejder’in üçlemenin diğer iki filminin (Kuzuların Sessizliği ve Hannibal) yeniden yapımına kapı açtığı söylemek pek doğru bir tespit olmayacaktır.
Peki, Kızıl Ejder yüklendiği bu önemli işlevin altından başarıyla kalkabiliyor mu? Bu soruya büyük ölçüde ‘evet’ yanıtını verebiliriz. Öncelikle yönetmen Bratt Ratner, Hopkins’in muhtemelen son kez Hannibal’i canlandırdığı filme imza atıyor olmanın çekiciliğine kendini fazla kaptırmayarak, Hopkins’in karizmasını, filmin atmosferine önemli bir katkı yapmasına olanak verecek biçimde arka planda tutmayı başarıyor. Bu sayede, hem çok başarılı bir performans sergileyen Ralph Fiennes filmde hak ettiği yeri vermiş, hem de filmin aksiyon yapısında belirli bir denge yakalamayı başarmış oluyor. Öte yandan Hopkins’in ekonomik kullanımı, film içindeki Hannibal’li sahnelerin yoğunluğunu arttırıyor. Bu anlamda Kızıl Ejder, psikolojik açılımların filmdeki aksiyonu en ölçülü biçimde dengelediği Hannibal filmi olarak nitelendirilebilir. Özelikle Edward Norton’un canlandırdığı Will Graham karakteriyle Hannibal arasındaki ‘ne seninle ne de sensiz’ diye özetlenebilecek ilişki, zekâ dolu diyaloglar aracılığıyla filmin anlatımını önemli öçlüde zenginleştiriyor.
Kızıl Ejder’in tek sorunu, aksiyonun bu kadar ön planda yer aldığı bir film için, olay örgüsünde yer alan düğümlerin izleyici tarafından kolayca çözülmesi, ama filmin bunun farkında olmaması. Özellikle Will Graham gibi dahi bir FBI ajanının, Hannibal’in sık sık “gözünün önünde” diyerek görmeyle olan ilişkisine bağıra çağıra vurgu yaptığı ipucunu, filmin sonuna kadar görememesi, filmin senaryosunu zayıflatıyor. İlginç olan, bu durumun son dönemde yapılan büyük bütçeli Amerikan filmlerinde yaygın bir sorun olması. Aksiyonu zekâyla birleştiren Akıl Defteri gibi bağımsız filmlerin ardından, Hollywood senaristlerinin zeki olmaya çalışıp sık sık hata yapması, birkaç yıl içinde incelenmesi gereken bir olgu haline gelecek gibi görünüyor.
Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Günah
İftira karşısında gerçek, nefret karşısında sevgi, hakaret karşısında bağışlama ışıldar.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com