Kayıt
"Whisky" - Sinema salonunda bitmeyen bir film...
Sinema.com 8 Temmuz 2005, Cuma 00:00
Uruguaylı genç yönetmenler Pablo Stoll ve Juan Pablo Rebella'nın imzasını taşıyan "Whisky", anlatımında bıraktığı boşlukları izleyicinin doldurmasını isteyen, sesten çok sessizlikle düünyasını kuran bir film. Geçtiğimiz yılın en dikkat çekici yapımlarından olan bu filmi kaçırmayın!
Türkiye’de gösterime giren Uruguay yapımı ilk film olan “Whisky”, aynı zamanda uluslararası arenada bugüne dek adını en çok duyuran Uruguay filmi. Ama bu bilginin ‘trivia’ değeri dışında çok da önemi yok; filmin genç yönetmenleri Pablo Stoll ve Juan Pablo Rebella’nın çeşitli söyleşilerinde dile getirdiği gibi, “Whisky” coğrafyayla doğrudan ilgisi olan bir film değil; dünyanın farklı köşelerinde karşımıza çıkabilecek monoton yaşamlarla, dışarıdan çözmesi çok kolay görünen, ama içinde çeterefil sırlar, sessizlikler barındıran dünyalarla ilgili bir film. Stoll ve Rebella, filmin tonunu belirleyen monotonluğu, ilk sahnelerden itibaren, anlatı zamanını ustaca kullanarak inşa ediyorlar: Tekrar tekrar aynı iş sabahlarına tanık oluyoruz: Jacobo aynı cafe’de aynı şeylerle kahvaltısını yapıyor; aynı adımlarla küçük çorap atölyesine yürüyor; Martha aynı duruşla bekliyor onu ve birlikte atölyeye girdiklerinde, florasan bile hep aynı açılıp açılmama kararsızlığıyla aydınlatıyor içerisini. Burada ilginç olan bir nokta var: Yönetmenler bize aynı olayları göstererek karakterlerin hayatlarının rengi olan tekdüzelikle tanışmamızı sağlıyorlar; ancak biz bununla yetinmiyoruz, arada olanları, mesela Martha’nın işe yürüyüşünü, Jacobo’nun evden çıkışını, ve daha pek çok şeyi aynı monotonlukla gerçekleşmiş gibi hayal ediyoruz. Parçaları tamamlıyor, Uruguay’da küçük yaşamlarına tanık olduğumuz bu karakterlerin hayatlarına dair geniş bir fikir sahibi oluyoruz. Tam bu monotonluğu içselleştirdiğimiz noktada, filmin rutin akışını sarsan bir müdahale çıkıyor karşımıza: Jacobo’nun Brezilya’da yaşayan ve kendisine göre daha ‘başarılı’ bir hayatı olmuş kardeşi Herman, annelerinin ölümünün birinci yıldönümü için Uruguay’a geliyor. Kardeşinin kendisine acımasını istemeyen Jacobo, Martha’dan bu sürede karısı gibi davranmasını istiyor. Başlangıçta, bu durumun geçici de olsa bu tekdüze yaşamları değiştireceğini sanıyoruz. Olayların akışındaki rutin değişse de, tavırların rutinliği aynı kalıyor. Yine aynı sessizlik, yılgınlık ve kabul etmişlikle davranan Jacobo, her şeyin ruhunu belirlemeye devam ediyor. Buna bir de, evde hasta anneyle kalan ağabeyin hapsolmuşluğuyla, yurtdışına gitmeyi seçen kardeşin seçtiği ‘kolaycı’ ama rahat yol arasındaki gerilim de eklenince, filmin havası daha da ağırlaşıyor. Ancak Herman sürpriz bir şekilde küçük bir tatil planı ortaya attığında, çıktıkları yolculukla birlikte, ‘her şey başka türlü olabilir’ düşüncesi aklımıza düşüyor. Bu tatilde, öyküdeki tekdüzelik vurgusu biraz dağılsa da, yerini filmin ilk anlarından beri alttan alta işlenen başka bir his, yalnızlık dolduruyor. Gerçekten de, üç karakter arasında, hayatıyla en barışık olan kişi gibi görünen Herman’ın bile, kendini kandırdığı pek çok alan olduğunu, geçmişin hatalarını, pişmanlıklarını, parasıyla kapatabileceğini sandığını görüyoruz. Martha’yla arasındaki yakınlaşma bile, bu yalnızlığın üzerini örtme çabasının bir parçası gibi. Ancak sonunda her birinin içinde bir şeyler kıpırdamış olsa da, hiçbir şeyin konuşulmuyor. Film başladığı gibi, sessizce bitiyor. Evet, bir şeyler değişti belki; ama karakterler -bizim gördüğümüz değişimin özneleri- bu değişimi kabul etmek istemez, eski yaşamlarına dönmeyi seçerlerse, gerçekten değişen bir şey olduğunu söyleyebilir miyiz? Filmin sonunda karakterler yalnızlıklarına dönmeyi seçtiklerinde, bu soruyla birlikte aklımızı en çok meşgul eden şey, deneyimin yaşamın özündeki yalnızlığı azaltmada gerçekten etkili olup olamayacağı... “Whisky”, tüm söylenmeyenleri ve gösterilmeyenleriyle izleyiciye meydan okuyan, onu hikâyesindeki boşlukları tamamlayarak dünyasına ortak etmeye çalışan bir film. Bu dünyaya ortak olursanız filmden çıktıktan sonra da ‘viki’ sözcüğü zihninizde dönüp duracak. Sizi bekleyen, sinema salonunda bitmeyen bir film...
Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Kontrat (21 Ağustos 2008 22:30 Star)
Morgan Freeman, John Cusack ve Jamie Anderson'ın oynadığı Kontrat adlı film bu akşam 22:30'da Star ekranlarında...
Replik
Organize İşler
Herkes hak ettiğini mi yaşıyor süpermen? Bak şu ışıklara, bak şu ışıltıya, bak şu paranın insanı insan yaptığı yerlere… hepsi hak edilerek mi kazanılmış ve yaşanıyor? Uyan süpermen, daha uçucan!
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com